Anlamı kesinleşmeyen söz (KB’de tek tanık): “tiler boldı cam yaşıl kökke yol” … mavi göğe yol arar oldu; bağlam “can” okumasına da elverişli görünüyor.
Kutadgu Bilig sözlüğü
3.959 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
18 madde · “c” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Can, ruh, hayat: “yuluġ ḳıldı malı teni canını” malını, bedenini, canını feda etti; “aḳı ol yuluġ ḳılsa canın tenin” cömert, canını ve bedenini feda edendir; “siziksiz …
Canlı, canı olan; canlı varlık: “tirilmiş bu canlıġ canın alġalır” dirilmiş olan bu canlının canını alır; “buzuġlı yorıtmaġlı canlıġ tirig” (ölüm) bozan, yürüten, canlı…
“cebr-ü muḳabel” cebir, denklem çözme hesabı (KB’de bilinmesi gereken bilimler arasında): “taḳı ḳolsa cebr-ü muḳabel oḳı” ayrıca dilerse cebir ve mukabele okusun.
Eziyet, zulüm, cefa; “cefa ḳıl-” eziyet etmek, incitmek: “vefa körkitür sen ḳılur sen cefa” vefa gösterir, (ama) cefa edersin; “cefa ḳılsalar bu vefa ḳılsa şük” (ötekil…
Eziyet eden, cefakâr, zalim (KB’de çoğunlukla dünya için): “meniŋde cefaçı bu dünya saŋa” bu dünya sana benden de cefakârdır; “cefaçı turur bu ay ḳılḳı amul” ey huyu yu…
Eziyet eden, cefalı, zalim: “cefalıġ ajundın kötürdüm köŋül” cefakâr dünyadan gönlümü kaldırdım; “arıġsız cefalıġ ḳılınçı” temiz olmayan, cefalı huylu; “yazuḳluġ cefalı…
Eziyet etmeyen, incitmeyen: “cefasız vefalıġ tilese ḳutun” eziyetsiz, vefalı (bir) devlet dilerse.
Arapça övgü kalıbında “yüce olsun”: “TEŊRİ AZZE VE CELLE ÖGDİSİN AYUR” aziz ve celil Tanrı’nın övgüsünü söyler (KB başlığı).
Namaz için toplanan topluluk, cemaat: “cema‘at bile ḳıl fariza namaz” farz namazı cemaatle kıl; “anıŋ ornı mescid cema‘at ḳılın” onun yerini mescit ve cemaat (yeri) yap…
Tanım henüz yazılmadı.
Cevap, karşılık söz: “söz uḳġan kerek bolsa hazır cevab” söz anlayan, hazırcevap olmalı; “cevab birse sözke yanut ḳılsa söz” söze cevap verse, karşılık söylese; “cevab …
(KB, hesap bilimi) “‘aded cezri” sayının kökü, kök alma: “‘aded cezri ḳılsa misahat basa” sayının kökünü alsa, ardından alan ölçümü yapsa; “ḳalı bildiŋ erse ‘aded cezri…
Güzellik, yüz güzelliği: “ay dünya cemali uluġluḳḳa körk” ey dünyanın güzelliği, büyüklüğe süs olan; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı, güzelli…
Zulüm, haksızlık, eziyet (çoğu kez “cefa” ile ikileme): “cefa cevri bari maŋa tegmesüni” bütün cefa ve zulmü bana dokunmasın; “ajun toldı ‘udvan cėfa cėvr bile” dünya d…
Dünya, âlem: “ajunda tetig er yidi bu cihan” dünyada anlayışlı kişi bu âlemi (tanıdı); “uḳuş közi birle yaruttı cihan” akıl gözüyle dünyayı aydınlattı; “iki cihan” düny…
Şerbet, tatlı içecek (KB’de hekimlik ve sofra bağlamında): “ḳayusı soġıḳ itti ḳattı cülab” kimi soğuk (bir karışım) hazırladı, şerbet kattı; “ḳuruġ öl yimiş ya cülengbi…
Gülden yapılan şekerli macun, gül şekeri (şerbet ve meyve ile birlikte anılır): “ḳuruġ öl yimiş ya cülengbin cülab” kuru, yaş meyve ya da gül şekeri, şerbet.