Fal, uğur ya da uğursuzluk işareti: “ḳupa körklügüg kör ḳılın özke fal” güzel yüzlüyü kendine uğur say; “ikigün ajunluḳ aya eḍgü fal” ey iki dünyalık iyi uğur; “eger te…
Kutadgu Bilig sözlüğü
3.959 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
20 madde · “f” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Farz, dinî yükümlülük; “fariza ḳıl-” farz kılmak: “namaz erür müʾminler üze fariza vaḳtlıġ” namaz müminlere vakitleri belli bir farzdır; “yoḳ peyġamber üze emgek … anıŋ…
Fark, ayrım: “köni egri farḳı örüŋli ḳara” doğru ile eğrinin farkı ak ile kara gibidir.
Faruk, Halife Ömer’in lakabı: “basa faruḳ erdi kişi öḍrümi” sonra insanların seçkini Faruk idi; “‘atiḳ birle faruḳ üçünç zün-nurėyn” Atik (Ebubekir) ile Faruk, üçüncüsü…
Fasık, yoldan çıkmış, günahkâr: “aḍırġıl biziŋ ara fasıḳ boḍunlar ara” bizimle yoldan çıkmış topluluk arasını ayır; “bu ögür olar fasıḳlar” bunlar fasıklardır; “taŋrı k…
Mevsim: “YARUḲ YAZ FASLIN … AYUR” aydınlık bahar mevsimini anlatır; “taḳı bir tüş ol kör bu yıl faslıŋa” bir de yılın mevsimine bak.
Lütuf, ihsan, bağış (özellikle Tanrı’nın): “bu barça iḍim fazlı erdi ḳamuġ” bunların hepsi Rabbimin lütfuydu; “bayat fazlı erdi sini bulmışım” seni bulmam Tanrı’nın lüt…
Felek, gök katı; yörünge: “yiti ḳat felekni yatur yamça tut” yedi kat göğü … tut; “tün kündüzni ozruġlı ḳamuġ felek içinde ėwe tezginürler” (güneş ve ay) geceyi gündüzü…
Fena, yok olma, ölümlülük: “uġan bir bayatḳa aŋar yoḳ fena” Kadir, tek Tanrı’ya; onun için yok oluş yoktur.
Feridun, İran efsanevi hükümdarı (adaletiyle anılır): “nelük ögdi buldı feridun ḳutun” Feridun niçin övgü ve kut buldu.
Melek: “ferişte bitir ḳul negü ḳılmışın” melek, kulun ne yaptığını yazar; “firişte yüzi teg yarudı ajun” dünya melek yüzü gibi aydınlandı; “bu ġaflet yoḳ erse … firişte…
Fesat, bozgunculuk, kargaşa: “fesad ḳayda bolsa ḳaçar ḳut teze” nerede fesat olursa kut kaçar; “fesad birle devlet turumaz ḳaçar” fesatla devlet duramaz, kaçar; “fesadd…
Filozof, bilge: “ajun feylesufı neŋi bolmasa” dünyanın filozofunun malı olmasa; “neçe ‘alim erdi neçe fėylėsuf / ḳanı bu kün” nice âlim, nice filozof vardı; hani bugün.
Fısk, günah, dinden sapma: “fesad fisk iḍisi atandı eren” erler fesat ve fısk sahibi diye anıldı; “fesad fisḳ üni kör uḍıtmaz kiçe” fesat ve fısk sesi gece uyutmaz; “nė…
Feda, kurban etme: “fida ḳıldı barın neŋin hem özin” varını, malını ve kendini feda etti.
Ayrılık, hasret: “ara yıġlatur kör firaḳın tükel” kimi zaman ayrılıkla ağlatır; “negü bar ajunda firaḳta ḳatıġ” dünyada ayrılıktan zor ne var; “ölümnüŋ firaḳı yıraḳ bu …
Fitne, karışıklık, baştan çıkarma: “ḳorḳsa sizler kim fitne ḳılsa sizke anlar kim tandılar” kâfirlerin size fitne çıkarmasından korkarsanız; “saḳınġıl olardın kim fitne…
Arpa suyu, bira türü bir içecek (KB, içecekler arasında): “tilese fuḳa‘ bir tilese mizab” dilerse arpa suyu ver, dilerse …
Haddini aşma, küstahlık: “ḳayudın kelir bu fuzulluḳ saŋa” bu küstahlık sana nereden geliyor.
Alay, eğlence konusu; “füsus tut-” alaya almak: “taŋrınıŋ ayetlerini tanlur aŋa füsus tutlur” Tanrı’nın ayetleri inkâr edilir, alaya alınır; “ḳaçan körseler bir nişan f…