İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

DLT’deki Türkçe parçalar sözlüğü

1.292 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

1.292 madde

aç- fiil 2

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
aç sıfat 1

Aç, karnı boş; tok karşıtı: “aç ne yimes, toḳ ne times” aç neyi yemez, tok neyi söylemez; “toḍurmadım açım toḳum” (yakınlarımın) açını tokunu doyurmadım.

4 biçim · 7 eser
açıl- fiil 1

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser
açur- fiil 1

Aç bırakmak, acıktırmak: “açrup özüŋ, öşerip adnaġunı toḍurma” kendini aç bırakıp başkasını doyurma.

1 biçim · 1 eser
adaş isim 1

Arkadaş, dost, yoldaş: “uḳuş ol saŋa eḍgü andlıġ adaş” anlayış sana ant içmiş iyi dosttur; “adaş ḳudaş” dost ve yakın.

7 biçim · 3 eser
adaşlıḳ isim 1

Dostluk, arkadaşlık: “adaşlıḳ üze turmadı” dostluğunda durmadı.

1 biçim · 1 eser
adġır isim 2

Aygır, damızlık erkek at: “aḍġır ḳısır kişnedi” aygır ve kısır kısrak kişnedi; “ḳayusı at aḍġır üze il başı” kimi at ve aygırlar üzerinde (sorumlu) baştır; “kutluġ adgı…

4 biçim · 5 eser
adın sıfat 4

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
adnaġu isim 2

Başkası, başka kişi, el; “öz” (kendi) karşıtı: “öz etözüŋüzlerke, adnaġuḳa asaġlıġ işke” kendinize ve başkasına yararlı işe; “kin adnaġuġa yolçı yėrçi bolayın” sonra ba…

12 biçim · 7 eser
adrış isim 1

Ayrılış, ayrılık: “kizlep tutar sewüglüg, adrış küni belgürer” sevgili (sevgisini) gizler, ayrılık günü belli olur.

1 biçim · 1 eser
aḍaḳ isim 1

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
aḍıḳla- fiil 1

Uyanıp kendine gelmek, tehlikeyi sezip ayılmak (?): “körüp süni aḍıḳladı, ölüm anı ḳonuḳladı” orduyu görünce ayıldı, (ama) ölüm onu konuk etti.

1 biçim · 1 eser
aḍrış- fiil 1

Birbirinden ayrılmak, dağılmak: “yirde ḳopa aḍrışur” yerden kalkıp birbirlerinden ayrılırlar.

1 biçim · 1 eser
aġ- fiil 7

Yükselmek, yukarı çıkmak: “küniŋe beḍüyür, yoḳaru aġar” (ay) günden güne büyür, yukarı yükselir; “tamudan yoḳaru agdukta” cehennemden yukarı çıktığında; “mihrabḳa aġdıl…

20 biçim · 8 eser
aġa isim 1

Ağabey, büyük kardeş; seslenmede: “ḫatarlıġ turur dünya nuşı, aġa” dünyanın tatlısı tehlikelidir, ağabey.

1 biçim · 2 eser
aġar isim 1

Ağırlık, değer; saygınlık: “aġarı teŋinçe uluġluḳ bulur” değeri ölçüsünde büyüklük bulur; “kişi yalŋuḳta aġarı yoḳ” insanlar arasında (ondan) değerlisi yok.

2 biçim · 6 eser
aġı isim 1

Değerli kumaş, ipek; hazine: “tabġaç bodun sabı süçig, aġısı yımşaḳ” Çin halkının sözü tatlı, ipeği yumuşak; “bir tümen aġı, altun kümüş” on bin (top) ipek, altın gümüş.

11 biçim · 12 eser
aġır sıfat 2

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġırla- fiil 1

Saygı göstermek, ağırlamak, hürmet etmek: “ayayu aġırlayu yükünüp” saygıyla eğilerek; “aġırla kişig” insanlara saygı göster; “sini kim aġırlar, aġırla anı” seni kim ağı…

28 biçim · 9 eser
aġırlıḳ isim 2

Saygı, hürmet, itibar: “aŋar birdi teŋri aġırlıḳ üküş” Tanrı ona çok itibar verdi; “ḳoşnı ḳonum … ḳılġıl aŋar aġırlıḳ” komşuna saygı göster; “aġırlıḳ tilese özüŋke” ken…

6 biçim · 5 eser
aġız isim 3

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
aġla- fiil 1

Ağlamak (?): “kördi közüm … yurtı ḳalıp aġlayu” gözüm (onun) yurdunun boş kaldığını ağlayarak gördü.

2 biçim · 2 eser
aġlaḳ sıfat 1

Tenha, ıssız, yalnız: “yaḳa yalıŋuz aġlaḳ sögüt tübinte olurġalı küseyür erdim” kıyıda, yalnız ve tenha bir ağacın dibinde oturmak isterdim; “yiri taḳı aġlaḳ” yeri de ı…

4 biçim · 4 eser
aġruḳ isim 1

Yük, ağırlık; “boġuz aġruḳı” boğaz derdi, yiyecek kaygısı: “kişi aġruḳı bolmasa bu boġuz” insanın bu boğaz derdi olmasa; “kişi bar ḳalın bol, boġuz aġruḳı” boğaz (için)…

3 biçim · 2 eser
aġtaru zarf 2

Tersine, altüst olarak; “aġtaru toŋtaru” alt üst, tepetaklak: “emgek içinte aġtaru toŋtaru tegzinürler” acı içinde alt üst dönüp dururlar; “bastı ölüm aḫtaru” ölüm (onu…

2 biçim · 2 eser
aġu isim 1

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
ajun isim 13

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
aḳ- fiil 10

Akmak: “aḳar suw” akan su; “uştmaḫlar aḳar altınıda arıḳlar” altından ırmaklar akan cennetler; “ḳanı aḳıp” kanı akıp; “sütler aḳzun” sütler aksın; “Etil suwı aḳa turur”…

12 biçim · 8 eser
aḳ sıfat 2

Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).

7 biçim · 11 eser
aḳılıḳ isim 1

Cömertlik: “aḳılıḳ kişilik asıġ eḍgülük” cömertlik, insanlık, yarar ve iyilik; “aḳılıḳ bile beg beḍür” bey cömertlikle yücelir; “aḳılıḳ ḳamuġ ‘ayb kirini yuyur” cömertl…

2 biçim · 3 eser
aḳın isim 5

Sel, akıntı: “aḳtı aḳın möŋreşü” sel böğürerek aktı; “ıḍḍımız olar üze ḳaçu aḳını” üzerlerine bent selini gönderdik; “közde aḳıttı aḳın” gözünden (yaş) seli akıttı.

5 biçim · 6 eser
aḳış- fiil 1

Birlikte akmak, akışmak: “ḳar buz ḳamuġ erüşdi, taġlar suwı aḳışdı” kar buz hep eridi, dağların suları aktı.

1 biçim · 1 eser
aḳru zarf 1

Yavaş, ağır ağır; sakin: “bu ay toldı oldurdı aḳru amul” Aytoldı yavaşça, sakince oturdu; “aḳuru aḳuru maŋın yorıyur” ağır ağır adım adım yürür.

3 biçim · 4 eser
aḳtur- fiil 1

Akıtmak: “aḳturur közüm yulaḳ” gözlerim pınarlar akıtır.

1 biçim · 1 eser
al isim 2

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
al- fiil 16

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
alçaḳ sıfat 1

Alçak gönüllü, yumuşak huylu: “tüzün erdi alçaḳ, ḳılınçı silig” soylu ve alçak gönüllüydü, huyu temizdi; “beg alçaḳ kerek” bey alçak gönüllü olmalı; “ḳoḍḳı alçaḳ kişi” …

2 biçim · 2 eser
alda- fiil 1

Aldatmak, kandırmak: “aldap yana ḳaçtımız” aldatıp yeniden kaçtık; “allıġ çewişlig kişiler altayu turur” hileci kişiler aldatıp durur; “yaġı yawlaḳ altayur” düşman, köt…

4 biçim · 3 eser
alıḳ- fiil 1

Bitkin düşmek, yorulmak (?): “başı anıŋ alıḳtı, ḳanı yüzüp turuḳtı” başı bitkin düştü, kanı çekilip zayıfladı.

1 biçim · 1 eser
alım isim 1

Alacak; “birim” (borç) karşıtı: “ḳayusı birim teg, ḳayusı alım” kimi borç gibi, kimi alacak gibidir; “alımḳa birimke oŋay bolsa öz” alacakta ve borçta kolaylık gösterir…

2 biçim · 2 eser
alımçı isim 1

Alacaklı: “alımçı arslan, birimçi sıçġan” alacaklı aslan, borçlu sıçandır.

1 biçim · 1 eser
alımlıġ sıfat 1

Alacaklı: “alımlıġ körü armadı” alacaklı (onu) görüp aldatamadı (?).

1 biçim · 1 eser
alın isim 1

Alın: “yaruḳ tut alın” alnını (yüzünü) aydınlık tut; “ḳadaşıŋa zahid alın tügdi ḳaş” zahit kardeşine alnını, kaşını çattı; “daġ baslur anıŋ birle alınları” onunla alınl…

4 biçim · 9 eser
alḳ- fiil 1

Tüketmek, bitirmek, yok etmek: “alḳu nizvanılarag arıtı alkmış” bütün tutkuları tamamen tüketmiş; “usallıḳ mini alḳtı” tembellik beni tüketti; “sürügüg udug koŋug alkur…

19 biçim · 7 eser
alḳaş- fiil 1

Birbirini yok etmeye çalışmak, karşılıklı çarpışmak (?): “bir bir üze alḳaşur, eḍgermeḍip oḳ atar” birbirine saldırır, şaşırmadan ok atar.

1 biçim · 1 eser
alḳın- fiil 1

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alḳış- fiil 1

Birbirini övmek, alkışlamak: “alplar arıġ alḳışur, küç bir ḳılıp arḳaşur” yiğitler birbirini içtenlikle över, güç birliği edip birbirine arka olur.

1 biçim · 1 eser
alp sıfat 12

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser
alpaġu isim 2

Yiğit savaşçı, alp: “bir uġuş alpaġu on erig” bir soydan on alp eri; “ḳopsa anıŋ alpaġutın andan yara” onun yiğitlerinden kalkan olursa; “alpaġutm üḍürdi” yiğitlerimi s…

3 biçim · 2 eser
alsıḳ- fiil 1

Kaptırmak, yitirmek (baş, akıl, mal): “başın alsıḳar terk” başını çabuk kaptırır; “alsıḳar ögin anıŋ söziŋe” onun sözüne aklını kaptırır; “satıġda tawıġda neŋ alsıḳmasa…

2 biçim · 2 eser
altı sayı 1

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser
altun isim 5

Altın: “altun kümüş” altın gümüş; “sarıġ altunın, ürüŋ kümüşin” sarı altınını, ak gümüşünü; “altun örgin üze olurupan” altın taht üzerine oturup; “altun birle ėtiglerin…

7 biçim · 15 eser
amul sıfat 2

Sakin, uysal, yumuşak huylu: “örüg ol amul keḍ serimlig sabur” ağırbaşlı, sakin, çok sabırlı; “inç amul” rahat ve huzurlu; “kelgil amul oynalım” gel, huzur içinde oynay…

4 biçim · 6 eser
amurt- fiil 1

Yatıştırmak, dindirmek: “esizlikin amurtsun” kötülüğünü yatıştırsın.

1 biçim · 1 eser
ana isim 2

Ana, anne: “ata ana” ana baba; “atada anada baġırsaḳ bolup” anadan babadan şefkatli olup; “anası ḳarnında” anasının karnında; “ey anam oġlı” ey anamın oğlu (kardeşim); …

27 biçim · 10 eser
ança zarf 1

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
and isim 1

Ant, yemin: “iḍiŋ tuta and” Rabbin adına ant olsun; “and key birürler” ant ve söz verirler; “bu and tutġuçı” bu yemini tutan; “andlarıŋız” yeminleriniz, antlaştıklarınız.

13 biçim · 7 eser
andaġ sıfat 2

Öyle, o türlü, böyle: “andaġ ermez” öyle değil; “andaġ erser” öyle ise; “sen aymış bu söz barça andaġ turur” söylediğin bu söz tümüyle öyledir; “andaġ süke kim yeter” ö…

5 biçim · 5 eser
anuḳ sıfat 1

Hazır: “yügürdeçi ḳul men anuk” koşan kulun, hazırım; “küḍezgen anuḳ” hazır bekleyen gözcü; “edgü ḳılınçlarım anuḳ tururlar” iyi işlerim hazır durur; “keldür anuḳ bolmı…

2 biçim · 5 eser
anun- fiil 2

Hazırlanmak: “ölümke anunġu” ölüme hazırlanmalı; “ölümke anun” ölüme hazırlan; “yerig teŋrig yaratġalı etgeli anuntılar” yeri göğü yaratmaya, düzenlemeye hazırlandılar.

10 biçim · 5 eser

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi: “teŋre turup aŋdıdı” çevresinde durup …

1 biçim · 1 eser
apaŋ bağlaç 3

Eğer, şayet (KB ve KuT’de koşul cümlelerinde): “apaŋ iki ajun ḳolur erse sen” eğer iki dünyayı istiyorsan; “apaŋ kelse silerke bulġanuḳ söz” eğer size karışık bir söz g…

1 biçim · 3 eser
ar- fiil 2

Aldatmak, kandırmak: “ardı sizni yaḳın tiriglik” yakın (dünya) hayatı sizi aldattı; “armasun sizni bu ajun tirigliki” bu dünya hayatı sizi aldatmasın; “mini ardı dünya”…

15 biçim · 10 eser
ara isim 1

Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…

13 biçim · 20 eser

Tek tanıklı fiil biçimi: “oynap meni arġarur” (sevgili) oynaşıp beni yorar, bitkin düşürür (?).

1 biçim · 1 eser
arġur- fiil 1

Yormak, bitkin düşürmek: “begler atın arġurup” beyler atlarını yorup; “bu kilin arġurayın” bu bedeni yorayım (zayıflatayım).

2 biçim · 2 eser
arıġ sıfat 6

Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.

18 biçim · 16 eser

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “arju-layu er awar” … gibi er avlanır.

1 biçim · 1 eser
arḳar isim 2

Yaban koyunu, argali: “arḳun münüp arḳar yeter” arkun atına binip argaliye yetişir; “arḳar suḳaḳ yumuttı” argaliler, ceylanlar toplandı.

1 biçim · 2 eser
arḳaş- fiil 2

Birbirine arka olmak, destek olmak: “küç bir ḳılıp arḳaşur” güç birliği edip birbirine arka olur.

2 biçim · 1 eser
arḳun isim 1

Bir at cinsi, melez at: “kewel tazı büktel taġı arḳunı” soylu atlar, tazı atları, büktel ve arḳun atları.

2 biçim · 3 eser
arpa isim 1

Arpa: “ḳarın toḍsa arpa ya halva bir ol” karın doyduktan sonra arpa da helva da birdir; “yigüm arpa aş” yemeğim arpa aşı; “arpa saman yaġutġıl” arpa saman yaklaştır.

1 biçim · 3 eser
arslan isim 1

Aslan: “ḳalı bolsa arslanḳa ıt başçısı” aslanın başında köpek olursa; “arslan oġlı böri oġlı” aslan yavrusu, kurt yavrusu; “alımçı arslan, birimçi sıçġan” alacaklı asla…

7 biçim · 5 eser
arslanlayu zarf 3

Aslan gibi: “arslanlayu kükrelim” aslan gibi kükreyelim; “uluġ tutsa hamyet kör arslanlayu” aslan gibi büyük bir gayret gösterse.

1 biçim · 2 eser
‘arş isim 1

Arş, Tanrı’nın tahtı, göklerin en yükseği: “eḍiz ‘arşta altın seraḳa tegi” yüce Arş’tan aşağıda toprağa dek; “körgey sen feriştelerni ḳapsap anlar ʿarş yöresinde” melek…

3 biçim · 3 eser
arta- fiil 2

Bozulmak, çürümek, yozlaşmak: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendi kendine bozulur, çürür; “yaġuşsa artar öz” (arzu) yaklaşınca öz bozulur; “bu ortu buzulġa,…

21 biçim · 12 eser
artaş- fiil 1

Bozulmak, altüst olmak (?): “işi anıŋ artaşıp” işleri bozulup.

1 biçim · 1 eser
artuç isim 2

Ardıç: “artuç sögüt budıḳı yüz türlügin ırġalur” ardıç ağacının dalı yüz türlü sallanır; “ay ewi artuç butaḳ” … ardıç dalı.

3 biçim · 3 eser

Tek tanıklı söz: “artuçlan tegre ünüp tizgin yeter” ardıçlık çevresinde … (?).

1 biçim · 1 eser
artur- fiil 1

Artırmak, çoğaltmak: “olarḳa imannı arturdı” onların imanını artırdı; “tapuġ arturu bardı künde yaŋı” hizmetini her gün artırarak gitti; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur…

14 biçim · 6 eser
artut isim 1

Armağan, hediye: “tapuġ tozġu birle neŋ artut ḳılıp” hizmet, yiyecek ve mal armağan edip; “artut alıp anunġıl eḍgü tawar” armağan alıp iyi mal hazırla; “ḳanı men artut …

1 biçim · 3 eser
aruḳluḳ isim 1

Yorgunluk: “kelse üme tüşürgil, tınsın anıŋ aruḳluḳ” konuk gelirse indir, yorgunluğu dinsin.

1 biçim · 1 eser
asıġ isim 1

Yarar, fayda, kazanç; “asıġ tusu” yarar ve fayda: “nomḳa ulaġ sapaġ asaġ tusu ḳılmış bolalım” öğretiye sürekli yarar sağlamış olalım; “tınlıġlarḳa asıġ tusu ḳılmaḳı” ca…

31 biçim · 13 eser
aş isim 5

Yemek, aş, yiyecek: “aş içgü” yiyecek içecek; “yėgü aş” yiyecek; “biligligke bilgi tükel ton aş ol” bilgili için bilgi hem giysi hem yemektir; “yigüm arpa aş” yemeğim a…

16 biçim · 13 eser
aşlaḳa isim 1

Yemek yeri, sofra (?): “tirgi urup aşlaḳa” sofra kurup yemek yerine.

1 biçim · 1 eser
aşlıḳ isim 1

Tahıl, erzak: “ḳışlıḳ aşlıḳ ḳaznaḳları” kışlık erzak ambarları; “aşlıḳ tarıġ anın üner” tahıl, ekin onunla biter.

2 biçim · 3 eser
at isim 17

Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …

42 biçim · 21 eser
at- fiil 9

Atmak, fırlatmak: “anı kirü arḳalarında attılar” onu arkalarına attılar; “sizlerde almış aġu hormuzta teŋrike atġay men” sizden aldığım zehri Hormuzta tanrıya atacağım;…

18 biçim · 8 eser
ata isim 2

Ata, baba: “atası anası” anası babası; “ata ana hem yaġuḳlar” ana baba ve yakınlar; “oġul toġsa ḳılḳı ataḳa yanur” oğul doğarsa huyu babasına çeker; “ey atam” ey babam;…

33 biçim · 12 eser

Tek tanıklı fiil biçimi: “tınur ḳalı atatsâ ḳısraḳ sıpı tay” … tay dinlenir.

1 biçim · 1 eser

Tek tanıklı söz: “beçkem urup atlaḳa” nişan vurup … (?).

1 biçim · 1 eser
atlan- fiil 1

Ata binmek, atlanmak; sefere çıkmak: “ḳalı atlanur bolsa begler süke” beyler savaşa atlanırsa; “ḳarluḳ atlantı” Karluklar atlandı; “ört--lüg temirlig atlar üze atlanmış…

5 biçim · 6 eser
aw isim 2

Av, avlanma: “ḳarın toḍsa awḳa yügürmez bolur” karın doyunca ava koşmaz olur; “topurġanda aw bolmas” fırtınada av olmaz; “awlar keyik” av, geyik.

6 biçim · 2 eser
aw- fiil 3

Toplanmak, üşüşmek, çevresine akın etmek: “alsa yıġlu tirlür, aŋar ḫalḳ awar” (cömert) alırsa toplar, insanlar ona üşüşür; “boş azad kişiler bu üçke awar” hür insanlar …

3 biçim · 2 eser
awçı isim 1

Avcı: “ḳuşçı kėyikçi balıḳçı avçı torçı tuzaḳçı” kuşçu, geyik avcısı, balıkçı, avcı, ağcı, tuzakçı; “yime ḳuşçı awçı ajunda ozuḳ” kuşçu, avcı olarak dünyada önde; “awçı…

2 biçim · 3 eser
awın- fiil 1

Eğlenmek, avunmak, ferahlamak: “erej ḳıl bir ança, sen inçin awın” biraz dinlen, huzurla eğlen; “küwenç birle awnur sewinçke tuşup” övünçle eğlenir, sevince erişir; “bi…

14 biçim · 2 eser
awla- fiil 3

Avlamak: “semiz bolsa ıt, toḳ awın awlamaz” köpek semiz ve tok olursa av avlamaz; “ḳuşuŋ awlamasa” kuşun avlamazsa; “ḳulan keyik awlatu” yaban eşeği, geyik avlatarak; “…

6 biçim · 3 eser
ay- fiil 12

Söylemek, demek: “ayġıl tidi” söyle dedi; “yanut birdi ögdülmiş aydı” Ögdülmiş cevap verip dedi; “köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin” gönül sırrını sıkı tut, dille söy…

69 biçim · 16 eser
ay isim 7

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
aya ünlem 1

Hitap ünlemi, ey: “aya bir birikmez saŋa bir aḍın” ey (Tanrım), sana bir başkası eş olmaz; “oḳıġıl munı sen aya bilgüçi” ey bilen, bunu oku; “köni sözlediŋ söz aya eḍgü…

1 biçim · 6 eser