İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

DLT’deki Türkçe parçalar sözlüğü

1.292 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

102 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

badram isim 1

Bayram, şenlik, eğlence: “ḳulan keyik awlatu, badram ḳılıp awnalım” yaban eşeği, geyik avlatarak, bayram edip eğlenelim.

1 biçim · 1 eser
baġır isim 2

Bağır, göğüs; ciğer: “baġırsaḳnı bulsa baġırḳa urun” şefkatli birini bulursan bağrına bas; “baġırtın tebremiş ig” ciğerden kaynaklanan hastalık; “baġrım başın emledi” b…

7 biçim · 5 eser
baġla- fiil 1

Bağlamak; (kız) evlendirmek: “ebledim baġladım ḳızımın ḳalınsız bėrtim” evlendirip bağladım, kızlarımı başlık almadan verdim; “köŋlüm aŋar baġlayu” gönlümü ona bağlayar…

4 biçim · 4 eser
baḳ- fiil 11

Bakmak, göz atmak: “yıraḳ baḳıp ḳara kördim” uzağa bakıp karaltı gördüm; “yer içinde yoruŋlar, baḳıŋlar” yeryüzünde gezin, bakın; “kör baḳın” bak, gör; “tübüŋke baḳın” …

31 biçim · 7 eser
baḳış- fiil 2

Karşılıklı bakmak, karşı karşıya gelmek: (gök cisimleri için) “yaşıḳ birle utru baḳışsa tolır” (ay) güneşle karşı karşıya gelince dolar; “yaḳışsa yarutur, baḳışsa özün”…

3 biçim · 2 eser
bal isim 1

Bal: “bardı saŋayek utru tutup bal” (sevgilisine) bal sunarak gitti.

2 biçim · 2 eser
bala isim 2

Yavru: “ḳuş balası ḳusunçıġ, ıt balası oḫşançıġ” kuş yavrusu … , köpek yavrusu sevimli.

1 biçim · 1 eser
balçıḳ isim 1

Balçık, çamur: “törüttümiz kişini ḳuruġ balçıḳdın, kök tınçımış livadın” insanı kuru balçıktan, kokuşmuş kara çamurdan yarattık; “törüttümiz olarnı yepüşgen balçıḳdın” …

2 biçim · 2 eser
balıg sıfat 2

Yaralı (çoğunlukla “başlıġ” ile: yaralı bereli): “yeklügün söŋüşüp balıġ başlıġ boltı” cinlerle savaşıp yaralı bereli oldu; “balıg başlıg kanlıg yinlig kençkiyesin” yar…

5 biçim · 5 eser
balıḳ isim 2

Kent, şehir: “balıḳ uluşug” kenti ve ülkeyi; “toġu balıḳda süŋüşdümiz” Toğu kentinde savaştık; “şantuŋ balıḳḳa, taloy ügüzke tegmiş yoḳ ermiş” Şantung kentine, denize u…

22 biçim · 17 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “ewin barḳın satıġsadı, yuluġ birip baŋsâdı” evini barkını satmak istedi, fidye verip … istedi.

1 biçim · 1 eser
bar- fiil 16

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
bar isim 1

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
barça zamir 5

Hep, hepsi, bütün: “ḳamuġ barça muŋluġ törütülmişi” bütün yaratılmışlar muhtaçtır; “tınlıġlarıġ barça atalarım ol tėp körüp” canlıların hepsini ‘babalarımdır’ diye görü…

7 biçim · 12 eser
barçın isim 2

İpekli kumaş, brokar: “keḍerler yuwḳa barçındın hem ḳalın barçındın” ince ve kalın ipekliden giyerler; “barçın yaḍım kerildi” ipek yaygı gerildi; “biliglig sözi körse b…

2 biçim · 3 eser
barḳın isim 1

(KB) Yolcu, göçer: “kerek barḳın erse keçigli ḳonuḳ” ister yolcu olsun ister geçici konuk; “yorıyu turuġlı bu barḳın kişi” gezip duran bu yolcu kişi.

1 biçim · 4 eser
bas- fiil 3

Basmak, bastırmak, üstüne çökmek: “üze teŋri basmasar, asra yėr telinmeser” üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe; “bastı ölüm aġtaru” ölüm bastırıp devirdi; “ed…

21 biçim · 13 eser
basmıl özel ad 3

Basmıl: bir Türk boyu: “basmıl ıduḳḳut uġuşum bodun erti” Basmıl ıdukkutu benim soyumdan bir halktı; “basmıl yaġıdıp ebimrü bardı” Basmıl düşman olup evine döndü; “Basm…

3 biçim · 3 eser
basruḳ isim 2

Bastırıcı, ağırlık; bir şeyi yerinde tutan: “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağdır, halkın ağırlığı beydir.

3 biçim · 3 eser
basut isim 1

Yardım, destek: “öziŋe basut ḳılsa iş başlasa” kendine yardım etse, işe başlasa; “bu işke basut barça andın kelir” bu işe bütün destek ondan gelir; “basut ḳıl maŋa” ban…

2 biçim · 4 eser
baş isim 19

Baş, kafa: “başım kesmesüni keseyin tilim” başımı kesmesin diye dilimi keseyim; “til arslan turur … başıŋnı yiyür” dil aslandır, başını yer; “başları üze” başlarının üs…

43 biçim · 17 eser
başla- fiil 1

Başlamak: “bayat atı birle sözüg başladım” Tanrı’nın adıyla söze başladım; “başladım taŋrı atı birle” Tanrı adıyla başladım; “öziŋe basut ḳılsa iş başlasa” kendine yard…

19 biçim · 11 eser
başlıg sıfat 1

Başlı, başı olan: “başlıġıg yüküntürmiş, tizligig sökürmiş” başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş; “altun başlıg yılan men” altın başlı yılanım; “sü başlıġ bolur”…

8 biçim · 10 eser
başra 1

Anlamı kesinleşmeyen söz: “elgin taşup birmiş aşıġ başra ḳaḳar” eliyle dışarı verdiği yemeği … vurur.

1 biçim · 1 eser
başsız sıfat 1

Başsız, başı olmayan: “başsız kögüzlerinte yüzlüg meŋizlig bolup” başsız, yüzleri göğüslerinde olup; “başsız börk bolmas” başsız börk olmaz.

1 biçim · 3 eser
batar isim 2

Batı, güneşin battığı yer: “toġardın batarḳa yorıp tezginür” doğudan batıya gezip dolaşır; “ḳayusı batardın tapuġçı” kimi batıdan hizmetkâr.

3 biçim · 5 eser
bay sıfat 1

Zengin, varlıklı: “çıġań bodunug bay ḳıltım” yoksul halkı zengin kıldım; “bay bar ertim, aġılım on” zengin idim, ağılım (hazinem) çoktu; “bay yeme bar, yoḳ çıġay yeme b…

6 biçim · 12 eser
bayraḳ isim 2

Bayrak, sancak: “aġdı ḳızıl bayraḳ, toġdı ḳara topraḳ” kızıl bayrak yükseldi, kara toz kalktı.

1 biçim · 1 eser
bayu- fiil 1

Zenginleşmek: “ilin itmiş ötrü bayumış ḳara” ülkesini düzene koymuş, sonra halk zenginleşmiş; “tapuġçı bayusa beg atı bolur” hizmetkâr zenginleşirse bey adı alır; “isiz…

8 biçim · 2 eser
beçkem isim 1

(Ata takılan) nişan, işaret (?): “beçkem urup atlaḳa” atlara nişan takıp.

1 biçim · 1 eser
beḍük sıfat 1

Büyük, ulu, yüce: “beḍük yılan” büyük yılan; “bay bedük kişiler” zengin, ulu kişiler; “ulug bedük sögüt” büyük ağaç; “ḳırlar ediz bedük” tepeler yüksek, büyük; “biligli…

8 biçim · 10 eser
beg isim 15

Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…

41 biçim · 20 eser
beglik isim 1

Beylik; hükümdarlık, yönetim: “beglik urı oġlıŋ ḳul boltı” beylik (soylu) erkek evladın kul oldu; “bilig bolsa beglik ḳılur” bilgisi olursa beylik eder; “usal beg bütün…

6 biçim · 5 eser
bek sıfat 1

Sağlam, sıkı, berk: “bek ḳatıġ köŋüllüg” sağlam, katı gönüllü; “kértgünç köŋülümüz bek qatıġ bolzun” inanç gönlümüz sağlam olsun; “kentü köŋülüŋin bek tutġıl” gönlünü s…

9 biçim · 10 eser
bekle- fiil 1

Korumak, gözetmek: “bilig birle bekle bu bulmış öḍüg” bu bulduğun vakti bilgiyle koru; “neŋin tutar bekleyü, özi yimes” malını saklayıp tutar, kendisi yemez; “tilin bek…

12 biçim · 5 eser
bekmes isim 1

Pekmez: “talḳaŋ kimiŋ bolsa aŋar bekmes ḳatar” kimin kavut unu varsa ona pekmez katar.

1 biçim · 1 eser

Sertleşir, katılaşır (?): “et yin taḳı bekrişür” et ve beden de katılaşır.

1 biçim · 1 eser
belgür- fiil 1

Görünmek, belirmek, ortaya çıkmak: “yıpar kizlese sen yıḍı belgürer” miski saklasan kokusu belli olur; “kayu üdün burkan yėrtinçüde belgürser” ne zaman Buda dünyada bel…

26 biçim · 10 eser
belgüsüz sıfat 1

Belirsiz, bilinmez; görünmez: “bu tüş teg tiriglik keçer belgüsüz” bu hayat rüya gibi belirsizce geçer; “ḳança barır belgüsüz” nereye gittiği belirsiz; “belgüsüz agzın …

4 biçim · 7 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “erin atın belikledi” erlerini, atlarını … (?).

1 biçim · 1 eser
beril- fiil 1

Verilmek: “artuḳluḳ bėrildiler” onlara üstünlük verildi; “eger bėrilse munı tutuŋlar” size bu verilirse alın; “ruzi bėrlürler” rızıklandırılırlar; “yawuzluḳ yanut bėrlü…

26 biçim · 4 eser
berü edat 2

-den beri: “tümen yılda berü tul erdim” on bin yıldan beri dul idim; “yėr teŋri törümişte berü” yer gök yaratıldığından beri; “eŋ ilki sansız tümen ajunta berü” ilk say…

2 biçim · 10 eser
bėr- fiil 16

Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…

165 biçim · 22 eser
bıç- fiil 2

Kesmek, biçmek: “kentü yülügüsi üze boġzın bıçıp” kendi usturasıyla boğazını kesip; “şimnu başın bıçtı” şeytanın başını kesti; “saçın ḳulḳaḳın bıçdı” (yas için) saçını,…

15 biçim · 7 eser
bıçġas isim 1

Anlaşma, sözleşme (belgesi): “bıçġas bitig ḳılurlar, and key yeme birürler” anlaşma yazısı yaparlar, yemin de ederler.

1 biçim · 1 eser
bırımçı isim 1

Borçlu: “ötegçi bırımçı biz” biz borcunu ödemesi gereken borçlularız; “alımçı arslan, birimçi sıçgan” alacaklı aslan, borçlu sıçan.

2 biçim · 2 eser
bışur- fiil 1

Pişirmek: “aş bışuruŋlar, ötmek ḳılıŋlar” yemek pişirin, ekmek yapın; “bışrılur yaḳrı ḳıyaḳ” … pişirilir.

6 biçim · 3 eser
bil- fiil 9

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser
bile edat 19

İle, birlikte: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” seni gece gündüz bu emekle diledi; “anıŋ boldı dünya tü ni‘met bile” dünya türlü nimetle onun oldu; “bir aḍın er bile …

2 biçim · 5 eser
bilek isim 2

Bilek; kol gücü: “bilekin sıḳanıp” bileğini sıvayıp; “ḳawi ḳılġatımız seniŋ bilekiŋni ḳadaşıŋ birle” kolunu kardeşinle güçlendireceğiz; “küçendi bilekim” bileğim güçlen…

4 biçim · 4 eser
bilge sıfat 10

Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…

20 biçim · 21 eser
bilgi isim 3

Bilgi; bilgili kişi, bilgin (KB’de çoğunlukla hitapta): “yarutmaz anıŋ bilgi yatsa yılın” (söylemezse) bilgisi yıllarca yatsa da parlamaz; “iḍi yaḳşı aymış bügü bilgi k…

4 biçim · 4 eser
bilig isim 5

Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…

39 biçim · 18 eser
biligsiz sıfat 1

Bilgisiz, cahil: “biligsiz kişi barça iglig bolur” bilgisiz kişi hep hastadır; “bu cahil biligsiz bahasız” bu cahil, bilgisiz, değersiz; “bilgsiz esürse aḍın ne ḳalur” …

15 biçim · 16 eser
biligsizlik isim 1

Bilgisizlik, cahillik: “biligsizlik erni çökerdi ḳoḍı” bilgisizlik insanı çökertip alçalttı; “biligsizlik içre ḳanı ḫayr” bilgisizlikte hayır nerede; “oġlum ögüt alġıl,…

2 biçim · 3 eser
bilil- fiil 1

Bilinmek: “neçük ol bililmez mü erti” nasıl olurdu da bilinmezdi; “ödrü bililmiş erür” ayrıca bilinmiştir; “bekiz belgülüg bililü tüketdi” apaçık bilinmiş oldu; “biliim…

12 biçim · 3 eser
biliş- fiil 2

Tanışmak, bilişmek: “bilişmez kişi” tanışmayan (yabancı) kişi; “bilişti yime ol kişiler bile” o kişilerle de tanıştı; “ortaḳ bolup bilişti” ortak olup tanıştı; “nelük a…

5 biçim · 4 eser
bir sayı 7

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
birle edat 7

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
bitig isim 1

Yazı, yazılı şey; kitap, mektup: “bitip ḳoḍmış atın tirigke bitig” adını dirilere yazılı olarak bırakmış; “nom bitig” dinî kitap, sutra; “ilig me bitisü öz elgin bitig”…

18 biçim · 14 eser
biz zamir 5

Biz (birinci çoğul kişi zamiri): “biz aş teg ertimiz” biz aç gibiydik; “ne ogrınta biziŋ begimiz” ne yüzden bizim beyimiz; “ökünür biz” pişman oluruz; “biziŋe yaŋıltuḳi…

19 biçim · 19 eser
boḍ isim 1

Boy, beden, gövde: “ḳaġıl teg köni boḍ egildi” ok gibi dimdik boy eğildi; “boḍum erdi oḳ teg” boyum ok gibiydi; “ayı boḍ uzun bolsa” boy pek uzun olursa; “ḳız bodı anıŋ…

9 biçim · 8 eser
boḍun isim 7

Halk, kavim, ulus: “türük bodun, bunı eşidiŋ” Türk halkı, bunu işitin; “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağ, halkın ağırlığı beydir; “begli bodunlıg”…

64 biçim · 16 eser
boġ- fiil 3

Boğmak: “anıŋ alpın ḳıra boġdı” onun yiğidini kırıp boğdu; “boġuz alıp tükel boġdı” boğazından yakalayıp büsbütün boğdu; “uya ḳadaş oġlını çınla boġar” kardeşinin oğlun…

4 biçim · 3 eser
boġuz isim 2

Boğaz, gırtlak: “et öz ülgi barça boġuzdın kirür” bedenin payı hep boğazdan girer; “boġuz aġrıġ igig” boğaz ağrısı hastalığını; “yalıŋ boġuzı todmaz” aç boğazı doymaz; …

17 biçim · 7 eser

Tomurcuklanıp (?): “tegme çeçek ügüldi, boḳuḳlanıp büküldi” her çiçek toplandı, tomurcuklanıp büküldü.

1 biçim · 1 eser
bol- fiil 40

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
boluş- fiil 1

Birbirine (akraba) olmak, birlikte olmak: “tuşın teŋin körüşüp tüŋür böşük boluşup” dengini görüp birbirine hısım akraba olup; “tüŋür ḳaḍın boluştı” hısım akraba oldula…

3 biçim · 3 eser
boşut- fiil 2

Salıvermek, serbest bırakmak: “idu birip boşuttum” (tutsakları) gönderip salıverdim; “özi ḳatmış, emdi boşutġu kerek” kendisi bağlamış, şimdi salıvermesi gerekir.

2 biçim · 2 eser
boy isim 1

Boy, beden: “boyda uluġ bilge bolup bilgiŋ ula” boyca büyük, bilge olup bilgini artır; “tumşuḳlug tarmaḳlag boylar” gagalı, pençeli … (?).

2 biçim · 2 eser
boyna- fiil 2

Kibirlenmek, baş kaldırmak; nazlanmak: “tün kün tapun teŋrike, boynamaġıl” gece gündüz Tanrı’ya kulluk et, kibirlenme; “keldi maŋa boynayu” bana nazlanarak geldi.

2 biçim · 1 eser
boyun isim 6

Boyun: “yaġı boynı egdi” düşmanın boynu eğildi; “yaġı boynı yençmek” düşmanın boynunu ezmek; “başı boynın söke turdı” başını boynunu yarıp durdu; “boynıtı tutup ḳadırġa…

13 biçim · 3 eser
bögde isim 1

Hançer, kısa kılıç: “bu bögde biçek kim eligde turur” elde duran bu hançer, bıçak; “yaġıŋ tapa titrü baḳıp bögdeŋ bile” düşmanına dikkatle bakıp hançerinle.

2 biçim · 2 eser

Set çekmez, bent yapmaz (?): “teŋizni ḳayġıḳın bögmes” denize kepçeyle set çekilmez (?).

1 biçim · 1 eser
böri isim 4

Kurt: “böri ḳoy bile suwladı ol öḍün” o zaman kurt koyunla birlikte su içti; “ḳaŋım ḳaġan süsi böri teg ermiş” babam kağanın ordusu kurt gibiymiş; “yisün seni âr böri” …

6 biçim · 8 eser
börk isim 1

Börk, başlık: “neçe baş beḍüse beḍük börk keḍür” baş ne kadar büyürse büyük börk giyer; “başsız börk bolmas” başsız börk olmaz; “burun başḳa börkni keḍer baş kerek” baş…

2 biçim · 3 eser

Kurt gibi uluyarak (?): “ulşıp eren börleyü” erler uluşup kurt gibi (uluyarak).

1 biçim · 1 eser
bu zamir 9

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
buç ünlem 2

(Kuş sesi yansıması) “buç buç öter semürgük” bıldırcın (?) ‘buç buç’ diye öter.

1 biçim · 1 eser
bud- fiil 1

Anlamı kesinleşmeyen fiil; donmak, uyuşmak (?): “tumluġḳa toŋmış budmış tınlaġlar” soğuktan donmuş, uyuşmuş canlılar; “özüm meniŋ budursın” kendimi … (?).

2 biçim · 2 eser
budraç özel ad 2

Budraç: bir bey adı: “budraç yeme ḳudurdı” Budraç da kudurdu; “budraç ḳanın irtelim” Budraç hanını arayalım.

1 biçim · 1 eser
buḳa isim 1

Boğa: “semiz buḳa, toruḳ buḳa” semiz boğa, zayıf boğa; “sıġır buḳa möŋreşür” inek ve boğa böğrüşür; “ulug bedük ud iŋek boalar” büyük sığırlar, inekler, boğalar.

5 biçim · 4 eser
bul- fiil 10

Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…

115 biçim · 20 eser
bulġaḳ isim 1

Kargaşa, karışıklık, fitne: “ḳara bulġaḳıŋa ḳatılma” halkın kargaşasına karışma; “özin keḍ küḍezse bu bulġaḳ küni” bu kargaşa gününde kendini iyi korursa; “teŋri yėr bu…

10 biçim · 5 eser
bulıt isim 8

Bulut: “bulıt örüp kök örtüldi” bulut kalkıp gök örtüldü; “ürüŋ bulıtnı indürdimiz” ak bulutu (gölge olarak) indirdik; “bulıt ara kün tugmiş” bulut arasından güneş doğm…

7 biçim · 10 eser
bulna- fiil 4

Tutsak etmek, ele geçirmek; ganimet almak: “oġlin kisisin bulnadı” oğlunu, karısını tutsak etti; “telim baynı kördüm, boġuz bulnadı” nice zengini gördüm, boğaz (onu) tu…

6 biçim · 3 eser
bulun- fiil 1

Bulunmak, olmak: “ölüm tutsa asġı bulunmaz sözün” ölüm yakalarsa sözün yararı bulunmaz; “bu yirde bulunmaz munu belgülük” bu yerde bulunmaz, işte belli; “miŋer dostta b…

6 biçim · 4 eser
bulun isim 2

Tutsak, esir: “bulun bolup başı tıġdı” tutsak olup başını eğdi; “havaḳa bulun bulun bolma” hevese tutsak, tutsak olma; “boġuzḳa bulun bolma” boğazına tutsak olma; “et ö…

2 biçim · 2 eser
burḫan isim 2

Buda; aydınlanmış olan: “tŋri tŋrisi burḫan yarlıḳamış” tanrılar tanrısı Buda buyurdu; “burḫanıġ ögüp nomuġ ögüp” Buda’yı, öğretiyi övüp; “burkan kutın bultı” Budalığa …

48 biçim · 16 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “sızġurġalır üdigler essiz yüzi burḳurar” … yüzü buruşur (?).

1 biçim · 1 eser
burun isim 1

Burun: “ėki közintin burnıntın barça ḳan abıp önti” iki gözünden, burnundan kan boşandı; “balıḳ ḳudruḳındın ḳozı burnıŋa” Balık burcunun kuyruğundan Koç’un burnuna; “kü…

4 biçim · 5 eser
bus- fiil 1

Pusu kurmak, pusuda beklemek: “saḳ er tutçı itnip usalıġ busar” uyanık kişi hep hazırlanıp gafili pusuda bekler; “tegme yaŋaḳ bustımız” her yanda pusu kurduk; “ėmėl asr…

3 biçim · 3 eser
busuġ isim 1

Pusu: “busuġda turur bu körünmez ölüm” bu görünmez ölüm pusuda durur; “çerigde bir ança busuġka kigür” ordudan bir kısmını pusuya sok; “urmış ajun busuġın” dünya pusu k…

5 biçim · 2 eser
butaḳ isim 1

Budak, dal: “ay ewi artuç butaḳ” ayın evi ardıç dalıdır.

2 biçim · 2 eser
buz isim 2

Buz: “ḳar buz ḳamuġ erüşdi” kar buz hep eridi.

1 biçim · 4 eser
bü 1

Anlamı kesinleşmeyen söz: “yigen yil büke teg yir erken açar” … gibi erkenden açar; “ḳatı yoḳ büki” sertliği, … yok; “ufut bolup büke turdı” utanıp … durdu.

3 biçim · 3 eser
bügü sıfat 1

Bilge, bilgin (KB’de çoğunlukla hitap): “ḳılınçıŋ sözüŋ eḍgü tut ay bügü” ey bilge, işini sözünü iyi tut; “yaḳşı aymış bügü bilgi kiŋ” bilgisi geniş bilge güzel söylemi…

7 biçim · 7 eser
bükri sıfat 1

Kambur: “bükri bolup ün büter” kambur olup sesi kısılır.

1 biçim · 1 eser

Tepe, yokuş (?): “aġa büktir üze yordım” … tepeler üzerinde yürüdüm.

1 biçim · 1 eser
bükül- fiil 2

Bükülmek, eğilmek: “ulug karı bükülmiş et-özin” yaşlanmış, bükülmüş bedenini; “egrilmiş bükülmiş et-özin körüp” eğrilmiş, bükülmüş bedenini görüp; “tegme çeçek … boḳuḳl…

2 biçim · 2 eser