İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

DLT’deki Türkçe parçalar sözlüğü

1.292 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

27 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

iç isim 2

İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…

23 biçim · 19 eser
iç- fiil 3

İçmek: “bor içme aya borçı boġzı ḳulı” ey şarapçı, boğazının kulu, şarap içme; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “yėgil hem içgil yaru…

36 biçim · 11 eser
içik- fiil 1

(Birine) tâbi olmak, boyun eğmek, içine girmek: “ḳanıŋın ḳodup içıḳdiŋ” kağanını bırakıp (Çin’e) tâbi oldun; “ḳıırḳız bodunı içıḳdi yükünti” Kırgız halkı tâbi oldu, boy…

9 biçim · 5 eser
içre edat 5

İçinde, içre; içeride: “ol olarḳa ḫorluḳ dünya içre” bu onlar için dünyada zillettir; “bolur ḳarşı içre aġıçı işi” hazinedarın işi saray içindedir; “aġız içre aġu saġdı…

2 biçim · 11 eser
içür- fiil 1

İçirmek: “ḳayu aydı ötrüm içürgü kerek” kimi dedi: müshil içirmek gerek; “ḳıldıŋız mu hacilarḳa suw içürmekni” hacılara su içirmeyi mi (eşit tuttunuz); “içürmezmiz yand…

13 biçim · 6 eser
idiş isim 1

Kap, kacak; (içki) kabı: “idiş tavaş buşı bėrser” kap kacak sadaka verirse; “uzun tonlug idişin ayakın kodupan barmiş” kadın kabını kaşığını bırakıp gitmiş; “altun küze…

8 biçim · 9 eser
iḍi isim 2

Sahip, iye: “bu ḳuḍret iḍisi uluġ bir bayat” bu kudret sahibi yüce, tek Tanrı; “semiz at aġzı ḳatıg boltı idisi umaz” semiz atın ağzı sertleşti, sahibi (onu) zapt edeme…

43 biçim · 11 eser
ig isim 1

Hastalık, dert: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” bilgi bilirse insandan hastalık uzaklaşır; “ig aġrıġ kėtdi” hastalık, ağrı gitti; “teŋ teŋ ig aġrıġ ada tuda kelürür” t…

21 biçim · 10 eser
igle- fiil 2

Hastalanmak: “ölür erdi erse ḳamuġ iglegen” hasta olan herkes ölseydi; “kişi igledimü ölüm ḳoşnısı” insan hastalandı mı ölümün komşusudur; “igledim andın uzaḳ” bundan u…

11 biçim · 7 eser

Anlamı kesinleşmeyen fiil (DLT): “il bolġalı ikendi / andaġ erig kim utar” il olmak için … ; öyle adamı kim yener.

1 biçim · 1 eser
ilen- fiil 1

Kınamak, sitem etmek; gücenmek, (kendini) suçlamak, hayıflanmak: “körüp buştum erse ilendi özüŋ” görüp öfkelendimse sen gücendin; “cefa ḳıldı tip sen ilenme maŋa” bana …

9 biçim · 5 eser
ilerdi 1

Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (DLT, bahar tasvirinde): “ḳaḳlar ḳamuġ kölerdi / taġlar başı ilerdi” bütün su birikintileri göl oldu, dağların başı … (belirdi ?).

1 biçim · 1 eser
ilin- fiil 1

Takılmak, (tuzağa) düşmek, tutulmak: “tuymatın tuzaḳḳa ilinmiş” farkına varmadan tuzağa düşmüş; “tuzaḳḳa ilinme” tuzağa düşme; “tuzaḳḳa ilnür elik” geyik tuzağa düşer; …

10 biçim · 7 eser
imle- fiil 2

İşaret etmek, el ya da başla çağırmak: “ilig imledi kelgil oldur berü” hükümdar ‘gel, buraya otur’ diye işaret etti; “orun birdi oldur tiyü imledi” yer verdi, ‘otur’ di…

3 biçim · 3 eser
in- fiil 2

İnmek, aşağı gelmek: “yaşıl köktin indi yaġız yirke söz” söz mavi gökten kara yere indi; “nė kim iner kökdin nė kim aġar” gökten ne iner, (göğe) ne çıkarsa; “ol ḳar ḳam…

25 biçim · 11 eser
inç isim 1

Esenlik, huzur, rahat; (sıfat gibi) esen, rahat; “inçke teg-” huzura kavuşmak: “ajun inçke tegdi tüzüldi törü” dünya huzura kavuştu, töre düzene girdi; “inç tirilgil” e…

3 biçim · 8 eser
irkeş- fiil 2

Toplanmak, bir araya gelmek (DLT): “kelgeli-met irkeşür” (düşman) gelmek için toplanıyor.

2 biçim · 1 eser
irle 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (DLT): “bolsa kimiŋ altun kümüş irle iter” kimin altın gümüşü olursa … düzenler.

1 biçim · 1 eser
irte- fiil 4

Araştırmak, soruşturmak; aramak: “tüpiŋe tegü irte artuḳ ayıt” köküne kadar araştır, iyice sor; “eşitgil sözüg irte yalġan çınıġ” sözü dinle, yalanı doğruyu araştır; “e…

10 biçim · 4 eser
irteş- fiil 1

Birbirini aramak, karşılıklı araştırmak; (öç) birbirinden aramak: “tilep irteşü yandru tapşur yana” arayıp soruşturup yeniden kavuştur; “öçin kekin irteşür” (DLT) birbi…

2 biçim · 2 eser
isiz sıfat 1

Kötü, fena; (isim) kötü kişi, kötülük: “kerek beg kerek ḳul ne eḍgü isiz” ister bey ister kul, iyi ya da kötü; “isizdin küḍezgil ula eḍgüke” kötüden koru, iyiye ulaştır…

17 biçim · 4 eser
iş isim 10

İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…

54 biçim · 20 eser
işlet- fiil 1

İşletmek, kullanmak; harcamak: “ḳalı bulsa işlet uçup kökke teŋ” (akıllı kişiyi) bulursan işlet, göğe denk yükselir; “altun kümüş … özüm işleteyin” altını gümüşü kendim…

17 biçim · 7 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (DLT; “İtil’e mi” ya da “düzene mi girer” okunabilir): “kelse apaŋ terkenim / İtilge-met törkünüm” …

1 biçim · 1 eser
itin- fiil 1

Hazırlanmak, donanmak; kendini ve işini düzene koymak: “ölüm kelmez erken ölümke itin” ölüm gelmeden ölüme hazırlan; “usanma yarınlıḳ işiŋni itin” gevşeme, yarınki işin…

13 biçim · 4 eser
iw- fiil 2

Acele etmek, ivmek: “ḳayu işke iwse uzar kiç ḳalur” hangi işte acele edersen uzar, geç kalır; “işin tüşse iwme sabır birle ayt” işin düşerse acele etme, sabırla söyle; …

9 biçim · 3 eser
iwet 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (DLT; ‘acele’ anlamlı iwe ile ilgili olmalı): “teġme iwet ışḳa körüp turġıl ele” her aceleli (?) işe bakıp dur.

1 biçim · 1 eser