İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı Türkçesi · 7.–14. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü

1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

1.006 madde

abadan sıfat 2

Bayındır, şen, mamur; yıkık (ḫarab) olanın karşıtı: “ḳamuġ abadannıŋ ḫarab ol soŋı” her bayındır şeyin sonu yıkımdır; “abadan ḫarab boldı” şen olan yer harap oldu.

2 biçim · 2 eser
‘abid isim 1

Kendini ibadete vermiş kimse, âbit; “zahid” (zahit) ile birlikte anılır: “‘abid tapuġḳa uḍup” âbit kulluğa uyup.

1 biçim · 2 eser
‘aceb sıfat 1

Şaşılacak, hayret verici; güzelliği ya da tuhaflığıyla şaşırtan: “safalıġ ‘acėb yir” ferah, şaşılası güzel yer.

2 biçim · 2 eser
‘acėm isim 1

Arap olmayan halk, özellikle Farslar; “‘acėm hėm ‘arab” Acem ve Arap, yani bütün insanlar.

1 biçim · 1 eser
aç- fiil 1

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
açıġ sıfat 2

Acı (tat); tatlı (süçüg) karşıtı: “süçüg tattıŋ erse açıġḳa…” tatlıyı tattıysan acıya da (hazır ol).

7 biçim · 8 eser
açıt- fiil 1

Acı vermek, acıtmak, incitmek: “yalŋuḳ açıtsa tilin” insan diliyle incitirse; “kimig serdim, irdim, kimi me açıttım” kimi kırdım, kimi incittim.

7 biçim · 3 eser
ademi isim 1

İnsan, Âdemoğlu: “yaratıldı ademi küçsüz” insan güçsüz yaratıldı; “negü teg keçürse keçer ademi” insan nasıl geçirirse öyle geçer.

6 biçim · 3 eser
‘adėt isim 1

Âdet, alışkanlık, huy: “tabi‘atta yigi ‘adėt” yaradılıştaki en iyi âdet.

2 biçim · 2 eser
adın sıfat 4

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
‘adl isim 2

Adalet, hak gözetme: “kim ʿadl ḳılsa siz” adaletle davranırsanız; “bayat ‘adliŋe tutçı ḳorḳu yorı” Tanrı’nın adaletinden hep korkarak yürü; “ėgėr bolsa ‘adliŋ ḳatıġlıḳ …

4 biçim · 3 eser
‘advėt isim 1

Düşmanlık, kin: “‘advėt kökini ḳazıp sen köçür” düşmanlığın kökünü kazıyıp at.

1 biçim · 1 eser
aḍaḳ isim 1

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
aġız isim 2

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
aġu isim 1

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
‘ahd isim 1

Ahit, antlaşma, söz; “‘ahd ḳıl-” ahitleşmek, söz vermek ya da söz almak: “olar birle ʿahd ḳıldımız” onlarla antlaştık; “ʿahd ḳılmadım mu sizke” size (şunu) emretmedim m…

2 biçim · 2 eser
ahmed özel ad 1

Ahmed: Kuran’da müjdelenen peygamberin adı (“anıŋ atı ahmed”) ve Atebetü’l-Hakayık’ın yazarı Edib Ahmed (“ėdib ahmėd atım”).

2 biçim · 2 eser
aḫır zarf 1

Sonunda, nihayet, en sonunda: “yorıp tın toḳıġlı aḫır ölgüsi” yürüyüp soluk alan (her canlı) sonunda ölecek; “saḳınç keçse aḫır tüpinde sewinç” kaygı geçince sonunda se…

1 biçim · 2 eser
ajun isim 24

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
aḳı sıfat 9

Cömert, eli açık: “uwutluġ baġırsaḳ aḳı kiŋ elig” hayalı, merhametli, cömert, eli açık; “aḳı bolġıl artuḳ” çok cömert ol; “aḳı tınlıġlar az” cömert canlılar azdır; “aḳı…

5 biçim · 4 eser
aḳılıḳ isim 6

Cömertlik: “aḳılıḳ kişilik asıġ eḍgülük” cömertlik, insanlık, yarar ve iyilik; “aḳılıḳ bile beg beḍür” bey cömertlikle yücelir; “aḳılıḳ ḳamuġ ‘ayb kirini yuyur” cömertl…

2 biçim · 3 eser
‘aḳl isim 2

Akıl: “ʿaḳl iḍileri” akıl sahipleri; “‘aḳl uḳuş huş” akıl, anlayış, zekâ; “eren körki ‘aḳl ol” erin süsü akıldır.

1 biçim · 2 eser
al- fiil 5

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
al isim 3

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
alın isim 1

Alın: “yaruḳ tut alın” alnını (yüzünü) aydınlık tut; “ḳadaşıŋa zahid alın tügdi ḳaş” zahit kardeşine alnını, kaşını çattı; “daġ baslur anıŋ birle alınları” onunla alınl…

4 biçim · 9 eser
alın- fiil 1

Kendine almak, edinmek; “köŋülke alın-” gönle almak, dikkate almak: “köŋülke alınġıl, küḍezgil keḍ öz” gönlüne al, kendini iyi koru; “uluġluḳ meniŋ, siz alınmaŋ” büyükl…

17 biçim · 4 eser
‘ali özel ad 1

Hz. Ali, dördüncü halife: “‘atiḳ birle faruḳ, üçünç zün-nurėyn, ‘ali törtilençi” Ebubekir ile Ömer, üçüncüsü Osman, dördüncüsü Ali; “‘ali erdi munda basaḳı talu” bundan…

1 biçim · 2 eser
‘alim isim 3

Âlim, bilgin: “bilge ‘alimler birle ḳatılmaḳnı ayur” bilge âlimlerle ilişkiyi anlatır; “bu ‘alim bile erke ḳut ḳıw bolur” bu âlimle ere devlet ve mutluluk gelir; “bilig…

2 biçim · 2 eser
‘am sıfat 1

(Arapça ‘āmm) sıradan, avam; “ḳara ‘am boḍun” sıradan halk, avam: “ḳara ‘am boḍun birle neteg ḳatılġu kerekin ayur” avam halkla nasıl ilişki kurulacağını anlatır.

2 biçim · 3 eser
‘amel isim 2

Amel, iş, eylem (dinî değeri bakımından); “‘amel ḳıl-” amel işlemek: “ol kim ʿamel ḳılur” amel işleyen; “yoḳ ḳıldı ʿamellerini” amellerini boşa çıkardı; “az ʿamelḳa ükü…

15 biçim · 3 eser
ana isim 1

Ana, anne: “ata ana” ana baba; “atada anada baġırsaḳ bolup” anadan babadan şefkatli olup; “anası ḳarnında” anasının karnında; “ey anam oġlı” ey anamın oğlu (kardeşim); …

27 biçim · 10 eser
ança zarf 1

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
anun- fiil 1

Hazırlanmak: “ölümke anunġu” ölüme hazırlanmalı; “ölümke anun” ölüme hazırlan; “yerig teŋrig yaratġalı etgeli anuntılar” yeri göğü yaratmaya, düzenlemeye hazırlandılar.

10 biçim · 5 eser
anuşirvanı özel ad 1

Sasani hükümdarı Nûşirevan, adaletin simgesi: “dad insaf tutar çın anuşirvanı” adaleti ve insafı gerçek bir Nûşirevan gibi tutar.

1 biçim · 1 eser
ar- fiil 1

Aldatmak, kandırmak: “ardı sizni yaḳın tiriglik” yakın (dünya) hayatı sizi aldattı; “armasun sizni bu ajun tirigliki” bu dünya hayatı sizi aldatmasın; “mini ardı dünya”…

15 biçim · 10 eser
ara isim 5

Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…

13 biçim · 20 eser
‘arab isim 2

Arap; “‘arablar” Araplar, bedeviler: “keldi ʿözr ḳılġuçılar ʿarablardın” bedevilerden özür dileyenler geldi; “‘acėm hėm ‘arab” Acem ve Arap; “‘ibaret ‘arabdın usul” ifa…

4 biçim · 2 eser
arı- fiil 3

Temizlenmek, arınmak: “bu er ölmeginçe arımaz kiri” bu adamın kiri ölünceye dek arınmaz; “arıġsız arır yumaḳın” kirli yıkanmakla temizlenir; “alḳu ayıġ yavız ajunları a…

11 biçim · 9 eser
arı isim 1

Arı (böcek): “körkitü bėrdi iḍiŋ arıḳa” Rabbin arıya (şöyle) vahyetti.

2 biçim · 2 eser
arıġsız sıfat 2

Kirli, pis, murdar: “arıġsız bu ḳılḳı” bu huy kirlidir; “ḳan iriŋ arıġsız yablaḳ” kan, irin, pislik; “arıġsız yėteçiler” pislik yiyenler.

5 biçim · 6 eser
‘arif isim 1

Ârif, Tanrı’yı tanıyan, sırlara erişmiş kişi: “‘alim vė zahid vėra‘ ‘arif” âlim, zahit, takva sahibi ve ârif.

1 biçim · 1 eser
arḳa isim 1

Arka, sırt: “uzun saçın kėdin arḳasınta ıtıp” uzun saçını arkasına atıp; “ḳarluḳ … arḳasin sıyu urtı” Karlukların arkasını kırıp vurdu; “kirü arḳalarında attılar” arkal…

18 biçim · 9 eser
arḳa- fiil 1

Aramak, araştırmak (?): “seniŋ birlikiŋke delil arḳaġan bulur bir neŋ içre dėliller miŋe” senin birliğine delil arayan, bir şeyde bin delil bulur.

1 biçim · 1 eser
arḳış isim 2

Kervan, ticaret kafilesi: “ḫıtay arḳışı yaḍtı tawġaç eḍi” Çin kervanı Tabgaç mallarını yaydı; “arḳış tirkiş ısar” kervan, kafile gönderirsen; “arḳış astınraḳ sizdin” ke…

6 biçim · 7 eser
arslan isim 2

Aslan: “ḳalı bolsa arslanḳa ıt başçısı” aslanın başında köpek olursa; “arslan oġlı böri oġlı” aslan yavrusu, kurt yavrusu; “alımçı arslan, birimçi sıçġan” alacaklı asla…

7 biçim · 5 eser
art- fiil 1

Artmak, çoğalmak: “ḳutı künde arttı” kutu günden güne arttı; “iliŋ arta barġay” ilin artıp gidecek; “künde arta turur bu bida‘” bu bidat günden güne artıyor; “artmaz bu…

11 biçim · 6 eser
arta- fiil 1

Bozulmak, çürümek, yozlaşmak: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendi kendine bozulur, çürür; “yaġuşsa artar öz” (arzu) yaklaşınca öz bozulur; “bu ortu buzulġa,…

21 biçim · 12 eser
artaḳ sıfat 2

Bozuk, yoz, kötü; bozguncu: “yaraġsız artaḳ ol kim ḳılur erdiler” yaptıkları yakışıksız, bozuk şeydir; “artaḳ yawuz işligler” bozuk, kötü işliler.

2 biçim · 3 eser
artuḳ sıfat 1

Fazla, çok, aşırı: “üküş sözde artuḳ asıġ körmedim” çok sözde fazla yarar görmedim; “artuḳ emgek” fazla sıkıntı; “arduḳraḳ kėŋ” daha geniş.

9 biçim · 14 eser
artur- fiil 1

Artırmak, çoğaltmak: “olarḳa imannı arturdı” onların imanını artırdı; “tapuġ arturu bardı künde yaŋı” hizmetini her gün artırarak gitti; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur…

14 biçim · 6 eser
artut isim 1

Armağan, hediye: “tapuġ tozġu birle neŋ artut ḳılıp” hizmet, yiyecek ve mal armağan edip; “artut alıp anunġıl eḍgü tawar” armağan alıp iyi mal hazırla; “ḳanı men artut …

1 biçim · 3 eser
asan sıfat 1

(Farsça āsān) kolay: “ol taŋrı üze asan” bu Tanrı’ya kolaydır; “asan ḳılġıl maŋa işimni” işimi bana kolaylaştır; “adaş tutmaḳ asan, küḍezmeki sarp” dost edinmek kolay, …

1 biçim · 3 eser
‘asėl isim 6

(Arapça ‘asal) bal: “köni söz ‘asėl teg” doğru söz bal gibidir; “‘asėl tatrup ilkin” önce bal tattırıp; “arıḳlar ʿaseli musaffadın” süzülmüş bal ırmakları.

3 biçim · 2 eser
asıġ isim 2

Yarar, fayda, kazanç; “asıġ tusu” yarar ve fayda: “nomḳa ulaġ sapaġ asaġ tusu ḳılmış bolalım” öğretiye sürekli yarar sağlamış olalım; “tınlıġlarḳa asıġ tusu ḳılmaḳı” ca…

31 biçim · 13 eser
asıġlıġ sıfat 1

Yararlı, faydalı: “asıġlıġ tusuluġ ḳılġu üçün” yararlı ve faydalı kılmak için; “asıġlıġ ḳul erse oġulda yaḳın” yararlı köle oğuldan yakındır; “ne neŋ bar bilig teg asıġ…

5 biçim · 7 eser
asıġsız sıfat 2

Yararsız, faydasız; boşuna: “asıġsız ulır men” boşuna ağlarım; “asıġsız oġulnı yaġı bil” yararsız oğlu düşman bil; “pėnd nasihat asıġsız erür” öğüt nasihat yararsızdır;…

1 biçim · 3 eser
asil sıfat 1

Soylu, asil: “ėgėr kibr iḍisi asil men tise” kibirli ‘ben soyluyum’ derse.

1 biçim · 1 eser
asra isim 1

Alt, aşağı; “üze … asra” üstte … altta: “üze kök teŋri, asra yaġız yėr ḳılıntuḳda” üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında; “üze tuman turdı, asra toz turdı” yuk…

7 biçim · 8 eser
aş isim 2

Yemek, aş, yiyecek: “aş içgü” yiyecek içecek; “yėgü aş” yiyecek; “biligligke bilgi tükel ton aş ol” bilgili için bilgi hem giysi hem yemektir; “yigüm arpa aş” yemeğim a…

16 biçim · 13 eser
aşındur- fiil 1

Yedirmek, (yiyecek için) harcamak: “seniŋ malıŋ ol mal aşındurduḳuŋ” senin malın, (başkalarına) yedirdiğin maldır.

1 biçim · 1 eser
aşkara sıfat 1

Açık, aşikâr; gizlinin karşıtı; “aşkara ḳıl-” açığa vurmak: “yaşrurlar … açuḳ aşkara ḳılurlar” gizlerler … açıkça ortaya koyarlar; “sewmez taŋrı aşkara ḳılmaḳnı yawuzlu…

4 biçim · 2 eser
at- fiil 1

Atmak, fırlatmak: “anı kirü arḳalarında attılar” onu arkalarına attılar; “sizlerde almış aġu hormuzta teŋrike atġay men” sizden aldığım zehri Hormuzta tanrıya atacağım;…

18 biçim · 8 eser
at isim 8

Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …

42 biçim · 21 eser
ata isim 2

Ata, baba: “atası anası” anası babası; “ata ana hem yaġuḳlar” ana baba ve yakınlar; “oġul toġsa ḳılḳı ataḳa yanur” oğul doğarsa huyu babasına çeker; “ey atam” ey babam;…

33 biçim · 12 eser
‘ata isim 1

(Arapça ‘aṭā’) bağış, ihsan: “mėcd mürüvvėt fütüvvėt uġan ‘ata ḳıldı şahımḳa bu cümleni” şan, mürüvvet, cömertlik, bunların hepsini Tanrı şahıma bağışladı.

2 biçim · 3 eser
atan- fiil 1

Adlandırılmak, … diye anılmak: “bodistv atanur” bodhisattva diye anılır; “ün ėşitgüçi tėp atantı” ‘sesi işiten’ diye adlandırıldı; “fasiḳ atanma” fasık diye anılma; “kö…

9 biçim · 7 eser
atbėtü özel ad 1

Edib Ahmed’in eserinin adının parçası: “kitabınıŋ atı erür ‘atbėtü’l-haḳayıḳ” kitabın adı Atebetü’l-Hakayık’tır.

1 biçim · 1 eser
‘atik özel ad 1

Hz. Ebubekir’in lakabı ‘Atîk: “‘atik erdi aşnu ḳamuġda oza” Atîk (Ebubekir) herkesten önce idi; “‘atiḳ birle faruḳ, üçünç zün-nurėyn, ‘ali törtilençi” Ebubekir ile Ömer…

2 biçim · 2 eser
atlas isim 2

Atlas, ipek kumaş: “ḳalı keḍseŋ atlas unıtma bözüŋ” atlas giysen de (eski) bezini unutma; “çuz atlas” kaba ipekli.

1 biçim · 1 eser
ay isim 1

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
ay- fiil 17

Söylemek, demek: “ayġıl tidi” söyle dedi; “yanut birdi ögdülmiş aydı” Ögdülmiş cevap verip dedi; “köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin” gönül sırrını sıkı tut, dille söy…

69 biçim · 16 eser
aya ünlem 13

Hitap ünlemi, ey: “aya bir birikmez saŋa bir aḍın” ey (Tanrım), sana bir başkası eş olmaz; “oḳıġıl munı sen aya bilgüçi” ey bilen, bunu oku; “köni sözlediŋ söz aya eḍgü…

1 biçim · 6 eser
ayas özel ad 1

Zekâsı ve uyanıklığıyla örnek gösterilen kişi (İyâs): “tetiklikte kendü ayastın ozup” uyanıklıkta İyâs’ı bile geçip.

1 biçim · 1 eser
‘ayb isim 5

Ayıp, kusur, eksiklik: “dünya ‘aybın bilip” dünyanın kusurunu bilip; “kimi sewse ‘aybı kör erdem bolur” kimi severse onun kusuru da erdem görünür; “ḳamuġ ‘aybın erdemke…

9 biçim · 3 eser
‘aybsuz sıfat 1

Kusursuz, ayıpsız (Tanrı ve iyi huy için): “misl yoḳ ‘aybsuz uluġ arıġ taŋrı” benzeri olmayan, kusursuz, yüce, pak Tanrı; “tabi‘atta yigi ‘adėt ‘aybsuzı” yaratılıştaki …

2 biçim · 2 eser
ayıt- fiil 2

Sormak: “ayıttı bu ḫacib sözin yetrürek” hacip sözünü sürdürerek sordu; “bilirke ayıt tüş, ayıtma kiçe” rüyayı bilene sor, gece sorma; “ayıtma maŋa” bana sorma; “ayıtma…

41 biçim · 11 eser
az sıfat 6

Az, küçük miktarda; az sayıda: “üküş sözleme, söz birer sözle az” çok konuşma, sözü birer birer, az söyle; “az bodun yaġı boltı” az halk düşman oldu; “az bodunuġ üküş k…

12 biçim · 17 eser
az- fiil 1

Yolunu şaşırmak, yoldan sapmak: “yol azsar ew tapmaz” yolunu şaşırırsa evini bulamaz; “kuş oglı uça aztı, kiyik oglı yügürü aztı, kişi oglı yorıyu aztı” kuş uçarken, ge…

18 biçim · 8 eser
‘azab isim 1

‘azab: azap, ceza, işkence (çoğunlukla Tanrı’nın cezası): “taŋrı ‘azabnı üskindin” Tanrı katından azap; “seza boldı olar üze ‘azab” onlara azap hak oldu; “ḳaçan körsele…

9 biçim · 3 eser
azad sıfat 2

Özgür, hür; “azad ḳıl-” azat etmek: “müᵓmin ḳul azad ḳılmaḳ” mümin bir köle azat etmek; “boş azad kişi” özgür, hür kişi; “bu itiglig erke azad öz ḳul ol” bu süslü (zeng…

1 biçim · 3 eser
azla- fiil 1

Az saymak, az bulmak, küçümsemek: “üküş ta‘at erse anı azlaġu” ibadet çok da olsa onu az saymalı; “tapuġ ḳıldı yüz yıl anı azladı” yüz yıl hizmet etti, onu az buldu; “b…

3 biçim · 2 eser
azraḳ zarf 1

Biraz, az; azıcık: “yatıp bardı azraḳ oḍundı turup” yatıp gitti, biraz uyanıp kalktı; “sewinçin sora körse azraḳ erür” sevincini sorup araştırsa az olur; “sınap bilmişi…

3 biçim · 4 eser
azu bağlaç 1

Veya, ya da; “azu … azu” ya … ya: “braman oḳusınta erser azu ... ksatirik oġusınta erser” brahman soyundan olsa ya da kşatriya soyundan olsa; “anıŋ oḳşaġı yoḳ azu meŋze…

3 biçim · 13 eser
azuḳ isim 1

Azık, yol azığı; öteki dünya için hazırlık: “uḳuşluġ bu yolḳa azuḳ keḍ iter” akıllı kişi bu yol için iyi azık hazırlar; “keçer dünyada öz azuḳuŋ alın” geçici dünyadan k…

4 biçim · 4 eser
ba- fiil 2

Bağlamak: “kuzgunug ıgaçka bamiş” kuzgunu ağaca bağlamış; “katıgtı ba, edgüti ba” sıkıca bağla, iyice bağla; “atıġ ıḳa bayur ertimiz” atları ağaçlara bağlardık; “baġ üz…

21 biçim · 14 eser
bab isim 1

Bap, bölüm: “tükedi bu on tört bab içre sözi” sözü bu on dört bölümde tamamlandı.

1 biçim · 1 eser
bahalıġ sıfat 1

Değerli, pahalı: “bahalıġ dinar ol biliglig kişi” bilgili kişi değerli bir dinardır.

1 biçim · 1 eser
bahasız sıfat 1

Değersiz: “bu cahil biligsiz bahasız bişi” bu cahil, bilgisiz kişi değersiz (bir para) gibidir.

1 biçim · 1 eser
baḫıl sıfat 6

Cimri, eli sıkı: “baḫıl tirdi zėr sim haramdın üküş” cimri haramdan çok altın gümüş biriktirdi; “birimdin baḫıl elgi keḍ berklig ol” cimrinin eli vermeye çok sıkıdır; “…

3 biçim · 2 eser

Cimrilik: “baḫıllıḳ otalap oŋulmaz ig ol” cimrilik ilaçla iyileşmeyen bir hastalıktır; “baḫıllıḳnı ḳanı öger til” cimriliği hangi dil över; “anlar kim baḫillık ḳılurlar…

7 biçim · 2 eser
baḫşiş isim 1

Bağış, cömertlik, lütuf: “anıŋ baḫşişindin bulıt uvtanur” onun cömertliğinden bulut utanır.

1 biçim · 1 eser
baḫt isim 1

Baht, talih: “tuta birsü teŋri bu taḫt birle baḫt” Tanrı bu tahtla birlikte bahtı da versin; “dirėngsiz keçer baḫt, ya ḳuş teg uçar” baht durmadan geçer ya da kuş gibi …

1 biçim · 2 eser
baḳ- fiil 4

Bakmak, göz atmak: “yıraḳ baḳıp ḳara kördim” uzağa bakıp karaltı gördüm; “yer içinde yoruŋlar, baḳıŋlar” yeryüzünde gezin, bakın; “kör baḳın” bak, gör; “tübüŋke baḳın” …

31 biçim · 7 eser
bar- fiil 14

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
bar isim 7

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
barlıḳ isim 1

Varlık: “seniŋ barlıḳıŋḳa tanuḳluḳ birür” senin varlığına tanıklık eder.

2 biçim · 2 eser
basa edat 1

(Çoğunlukla “anta/antada basa”) sonra, ardından: “anta basa tört yıŋaḳdaḳı ėligler” ondan sonra dört yandaki hükümdarlar; “antada basa üküş türlüg nom bitig bititdiler”…

6 biçim · 11 eser
basal isim 1

(Arapça) soğan: “köni söz ‘asėl teg, bu yalġan basal” doğru söz bal gibidir, bu yalan soğandır.

1 biçim · 1 eser
baş isim 14

Baş, kafa: “başım kesmesüni keseyin tilim” başımı kesmesin diye dilimi keseyim; “til arslan turur … başıŋnı yiyür” dil aslandır, başını yer; “başları üze” başlarının üs…

43 biçim · 17 eser

Yaralarsa (?): “bu til başıḳtursa bütmez, büter oḳ başı” bu dil yaralarsa (yarası) kapanmaz; (başka) yara ise kapanır.

1 biçim · 1 eser