Yere çalmak, fırlatıp vurmak: “tutup çaldı yirke aġır ig kelip” ağır hastalık gelip onu tutup yere çaldı; “ıtım tutup ḳodı çaldı” … tutup aşağı çaldı; “iḍisin çalar yir…
Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü
1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
10 madde · “ç” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Kaş için) çatmak: “ajun külçirer baz alın ḳaş çatar” dünya güler, sonra alnını kaşını çatar.
Yoksulluk: “ol erke çıġaylıḳ yolını açar” o kişiye yoksulluk yolunu açar; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “çıġaylıḳ yarınlıḳ azuḳ yo…
Çıkmak, dışarı çıkmak; bir yerden ayrılmak: “kirü hem çıḳa bilse oldruġ turuġ” oturup kalkmayı, girip çıkmayı bilse; “iligke kirli hem çıḳa türçidi” hükümdarın yanına g…
Çıkarmak, dışarı çıkarmak; bir yerden sürmek: “iḍimiz çıḳarġıl bizni bu uluşdın” Rabbimiz, bizi bu ülkeden çıkar; “tileyürler kim çıḳarsalar sizni yeriŋizdin” sizi yurd…
Gerçek, doğru; gerçek olan: “tüzülse tadu çın tiriglik bolur” (bu dört unsur) düzenlenirse gerçek hayat olur; “eger çın erse sizler” eğer doğru söyleyenlerdenseniz; “il…
Çin ülkesi (AH’de hadise gönderme): “bil ol haḳ rėsul bilig çinde erse siz arḳaŋ tidi” bil ki hak peygamber ‘bilgi Çin’de olsa (bile) arayın’ dedi.
Çökertmek, alçaltmak, aşağı düşürmek: “bilig birle ‘alim yoḳar yoḳladı / biligsizlik erni çökerdi ḳoḍı” bilgiyle bilgin yükseldi, bilgisizlik insanı aşağı çökertti.
Çürük, değersiz (söz); seçilip atılan: “talulap ketürdüm kemiştim çözük” seçkinini getirdim, çürüğünü attım.
Değerli ipekli kumaş, ince ipek; hep “aġı” ile (“aġı çuz”): “aġı çuz aġır boldı törde yatur” ipek ve kumaş değerli oldu, başköşede durur; “aġı çuz tiyiŋ kiş alır sen ti…