Mevki, itibar, saygınlık: “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı ve güzelliği artırır.
Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü
1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
13 madde · “c” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Bilgisiz, cahil: “bu cahil biligsiz bahasız bişi” bu bilgisiz cahil değersiz bir nesnedir; “biliglig tişi er cahil er tişi” bilgili kadın erkektir, bilgisiz erkek kadın…
Can, ruh, hayat: “yuluġ ḳıldı malı teni canını” malını, bedenini, canını feda etti; “aḳı ol yuluġ ḳılsa canın tenin” cömert, canını ve bedenini feda edendir; “siziksiz …
Canlı varlık, hayvan: “seniŋ barlıḳıŋḳa tanuḳluḳ birür cėmad canvar uçġan yügürgen neŋe” cansız, canlı, uçan ve koşan her şey senin varlığına tanıklık eder.
Eziyet, zulüm, cefa; “cefa ḳıl-” eziyet etmek, incitmek: “vefa körkitür sen ḳılur sen cefa” vefa gösterir, (ama) cefa edersin; “cefa ḳılsalar bu vefa ḳılsa şük” (ötekil…
Cevap, karşılık söz: “söz uḳġan kerek bolsa hazır cevab” söz anlayan, hazırcevap olmalı; “cevab birse sözke yanut ḳılsa söz” söze cevap verse, karşılık söylese; “cevab …
Tartışma, çekişme, laf dalaşı: “asıġsız mizah hėm cėdėldin saḳın” yararsız şakadan ve tartışmadan sakın.
Cansız varlık (taş, toprak gibi): “tanuḳluḳ birür cėmad canvar uçġan yügürgen neŋe” cansız, canlı, uçan, koşan her şey tanıklık eder.
Güzellik, yüz güzelliği: “ay dünya cemali uluġluḳḳa körk” ey dünyanın güzelliği, büyüklüğe süs olan; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı, güzelli…
Zulüm, haksızlık, eziyet (çoğu kez “cefa” ile ikileme): “cefa cevri bari maŋa tegmesüni” bütün cefa ve zulmü bana dokunmasın; “ajun toldı ‘udvan cėfa cėvr bile” dünya d…
Sızlanma, feryat, sabırsızlık: “cėza‘ ḳılma ya rėnc iḍisi” ey dert sahibi, sızlanma.
Cömertlik, el açıklığı: “anıŋ birr u cudı bėdi‘ ihsanı” onun iyiliği, cömertliği ve eşsiz ihsanı.
Hep, bütün, tamamı: “‘ata' ḳıldı şahımḳa bu cümleni” bunların hepsini şahıma bağışladı.