Adalet, hak gözetme; “dad bėr-”, “dad ḳıl-” adaletle davranmak: “hergiz yaraġlarıŋız bolmaz kim dad bėrseŋiz uraġutlar arasında” kadınlar arasında asla adaleti tam sağl…
Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü
1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
14 madde · “d” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Kanıt, delil: “seniŋ birlikiŋke delil arḳaġan / bulur bir neŋ içre dėliller miŋe” senin birliğine kanıt arayan, bir şey içinde bin kanıt bulur.
Talih, baht, mutluluk; devlet, iktidar (KB’de sık, kaçıp giden talih olarak): “tuta bilse devlet tezümez turur” (kişi) tutmayı bilirse talih kaçmaz; “yarutsa közin bird…
Çare, ilaç, derman: “sėḫası mėkarim iki dėrmanı” cömertliği, iyilikleri iki (dünyanın) dermanıdır.
(Farsça tamlamada) gönül, yürek: “ėdib riḳḳat-i dil bile” edip gönül inceliğiyle (söyledi).
Altın para, dinar: “bahalıġ dinar ol biliglig kişi / bu cahil biligsiz bahasız bişi” bilgili kişi değerli dinardır, bilgisiz cahil değersiz bir şeydir; “birilse ėgėr ad…
Durmaksızın, eğlenmeden (geçen): “yayınḳı bulıt teg ya tüş teg ḫali / dirėngsiz keçer baḫt ya ḳuş teg uçar” (dünya) yaz bulutu ya da rüya gibi, durmadan geçer; baht ya …
Dost, arkadaş, yakın; “dost tut-” dost edinmek: “ḳılġıl bizke seniŋ üsküŋde dost” katından bize bir dost ver; “kim kim dost tutsa olarnı sizdin ol olardın ol” sizden ki…
Dostluk: “bolmaduḳ teg siziŋ ara anıŋ ara dostluḳ” sizinle onun arasında hiç dostluk olmamış gibi; “tilemez men sizde anıŋ üze ter meger dostluḳ yaġuḳluḳ içinde” sizden…
Dua, Tanrı’ya yakarış; birine hayır dileme; “du‘a ḳıl-” dua etmek: “tiler men seniŋdin du‘am bu sözün” senden dileğim, duam budur; “du‘a birle yalŋuḳ bulur eḍgülük” ins…
(Farsça) salat, rahmet ve esenlik duası; “durud ıḍ-” salavat getirmek: “ol taŋrı hem ferişteleri durud ıḍurlar yalawaç üze” Tanrı ve melekleri peygambere salat eder; “e…
Dünya, yeryüzü: “yaġız yir yıpar toldı kafur kitip / bezenmek tiler dünya körkin itip” kara yer misk ile doldu, dünya süslenmek ister; “kim kim tilese dünya yanutı bėrü…
Doğru, sağlam, gerçek: “aḍınlar sözin teŋ ese teŋgedi dürüstḳa bėdėl” başkalarının sözünü denk sayarsa, doğrunun yerine (koymuş olur); (Kur’an çevirisinde zarf olarak) …
Düşman: “ol taŋrı bilgen ol düşmanlarıŋıznı” Tanrı düşmanlarınızı bilir; “ol taŋrınıŋ düşmanlarınıŋ yanutı ot” Tanrı düşmanlarının karşılığı ateştir; “ḳoḍı bolsu düşman…