İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü

1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

41 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

ecel isim 1

Ecel, ölümün takdir edilmiş vakti; ölüm: “ecel tuttı iltür ne asġı sözüm” ecel yakaladı, götürüyor, sözümün ne yararı var; “ḳalı birmez erse yetilse ecel / bitilmiş bol…

4 biçim · 3 eser
edeb isim 3

Edep, terbiye, görgü: “edeb birle ay toldı oldurdı kör” Aytoldı edeple oturdu; “oġul ḳızḳa ögret bilig hem edeb” oğluna kızına bilgi ve edep öğret; “biliglig sözi pėnd …

3 biçim · 2 eser
eḍer- fiil 1

Ardına düşmek, izlemek, kovalamak: “bu dünya yaŋı bu eḍerse ḳaçar” bu dünyanın huyu budur: ardına düşersen kaçar; “neçe öz eḍerse ol ança ḳaçar” ne kadar kovalarsan o k…

11 biçim · 4 eser
eḍgü sıfat 13

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
eḍgülük isim 2

İyilik, hayır, lütuf; “eḍgülük ḳıl-” iyilik etmek: “ḳamuġ eḍgülük ḳıl ḳılınçın sözün” işinle sözünle her türlü iyiliği yap; “yorı eḍgülük ḳıl ekin eḍgülük / saŋa eḍgü b…

17 biçim · 7 eser
eḍgürek sıfat 1

Daha iyi, yeğ: “bu kün anda turmaḳ saŋa eḍgürek / yana munda turmaḳ maŋa eḍgürek” bugün orada kalmak senin için daha iyi, burada kalmak ise benim için daha iyi; “idi eḍ…

2 biçim · 3 eser
eḍiz sıfat 4

Yüksek, yüce: “ay sırḳa yaḳın ay köŋülke eḍiz” ey sırra yakın, gönülden yüce olan; “édiz taġ édiz sögüt teriŋ yar” yüksek dağ, yüksek ağaç, derin uçurum; “azu ėdiz taġt…

9 biçim · 10 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (AH, bozulan çağı anlatan dörtlükte): “ḳanı ‘ahd ėmanėt ḳanı eḍkülüg” hani ahit, emanet, hani … (eḍgülüg ‘iyilik’ okumasına yakın).

1 biçim · 1 eser
eḍle- fiil 1

Gözetmek, özen göstermek, önem vermek; iyi bakmak: “baġırsaḳ ol ol kör kişig eḍlese” şefkatli, insanları gözeten kişidir; “küle baḳsa begler kimi eḍlese” beyler kime gü…

9 biçim · 3 eser
eger bağlaç 9

(Farsça) eğer, şayet; koşul bağlacı (Kur’an çevirisinde sık): “eger tegse sizke bir eḍgülük yawuz kelür olarḳa” size bir iyilik dokunsa onlara kötü gelir; “icabet ḳılsu…

2 biçim · 3 eser
egil- fiil 1

Eğilmek, bükülmek: “ḳaġıl teg köni boḍ egildi ḳoḍı” ok gibi dik boy aşağı eğildi; “egilmiş ḫurma butaḳı teg eski” eğilmiş eski hurma dalı gibi; “egilmez köŋülni aḳı er …

5 biçim · 3 eser
egir- fiil 1

(İplik) eğirmek: “buzdı egirmiş yipini küçde kiḍin” eğirdiği ipliği sağlamlaştırdıktan sonra bozdu; “ıduḳ elgin igig tutup yip egire yarlıḳadı” kutsal eliyle iği tutup …

7 biçim · 6 eser
egrilik isim 1

Eğrilik; doğruluktan sapma, hile: “biri egrilik ol sikirtse özin” biri de kendini eğrilikle koşturmasıdır; “köni bardı keldi neçe egrilik” doğruluk gitti, nice eğrilik …

3 biçim · 3 eser
eksü- fiil 1

Eksilmek, azalmak, noksan olmak: “ḳamuġḳa yaruḳluḳ birür eksümez” (güneş) herkese ışık verir, eksilmez; “tadu artadı kör küçi eksüdi” unsurlar bozuldu, gücü azaldı; “sa…

8 biçim · 2 eser
elig isim 9

El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…

47 biçim · 16 eser
elik isim 1

Karaca, geyik: “sagır içrė ėlik kėyik kirmiş” … içine karaca girmiş; “elik külmiz oynar çiçekler üze” karaca, … çiçekler üstünde oynar; “ḳaza birle ilnür tuzaḳḳa elik” …

2 biçim · 3 eser
em isim 1

İlaç, deva, tedavi; çoğu kez “ot em”: “bu igke emi yoḳ tileme otı” bu hastalığın ilacı yok, ilacını arama; “ayu birdim emdi igim hem emim” derdimi de ilacımı da söyledi…

7 biçim · 9 eser
emanet isim 1

Emanet, güvenle bırakılan şey; güvenilirlik: “emanet yüḍürdi boyunḳa uluġ” boynuna büyük emanet yükletti; “emanet bile bolsa köŋli süzük” emanetle birlikte gönlü arı ol…

6 biçim · 3 eser
emdi zarf 2

Şimdi, artık; (söze başlarken) işte, öyleyse: “anı ög sen emdi sewinçin tile” sen şimdi onu öv, sevinçle dile; “muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz” şimdi buna benzer söz g…

3 biçim · 6 eser
emgek isim 2

Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…

34 biçim · 17 eser
emir isim 2

Emir, bey unvanı: “Emir Seyfeddin” (AH sonundaki ek beyitlerin başlığında).

1 biçim · 1 eser
emr isim 2

Buyruk, emir; yetki: “yandursalar anı yalavaçḳa ya emr iḍisiŋe” onu peygambere ya da yetki sahiplerine götürselerdi; “emr-ü ma‘ruf” iyiliği emretme: “ḳanı emr-ü ma‘ruf …

4 biçim · 3 eser
eŋ isim 2

Yanak, yüz; yüzün rengi (KB’de hep “ḳızıl eŋ”, “ḳızġu eŋ”): “örüŋ bolsa ḳırtış ḳızıl ḳızġu eŋ” teni beyaz, yanağı kıpkızıl olsa; “bayutġay sini ol ḳızıl bolġa eŋ” seni …

12 biçim · 10 eser
er- fiil 54

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
er isim 48

Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…

14 biçim · 21 eser
erdem isim 1

Erdem, fazilet; hüner, yetenek, kişisel değer: “aŋar birdi erdem bilig ög uḳuġ” ona erdem, bilgi, akıl, anlayış verdi; “bu erdem bile er tilek arzu yir” insan bu erdeml…

28 biçim · 12 eser
eren isim 4

Erler, adamlar; yiğitler, kahramanlar (er’in topluluk biçimi): “ajunda ne yaŋlıġ eren toġdı kör” dünyada ne türlü yiğitler doğdu, bak; “ulşıp eren börleyü” erler kurt g…

14 biçim · 11 eser
erklig sıfat 1

Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…

20 biçim · 16 eser
ersig sıfat 1

Yiğit, cesur, mert; çoğu kez “kür ersig” ve hitapta “ay ersig”: “kür ersig yüreklig meŋesi tolu” cesur, yiğit, yürekli, alnı açık; “ḳılıç alsa ersig eren işlese” yiğit …

3 biçim · 2 eser
erte isim 1

Sabah, sabah erkenden; erken: “erte hem kėçe” sabah akşam; “ḳoptı erte kend içinde ḳorḳuġlı” şehirde sabahleyin korkarak kalktı; “kiçe yatsa kiç yat yana erte tur” gece…

5 biçim · 6 eser
es- fiil 1

(Rüzgâr) esmek: “ḳalıḳ tanı esti ḳurıttı ḫatıġ” gökten sabah yeli esti, mürekkebi kuruttu; “ol esgen esin haḳḳı” esen, savuran rüzgârlar hakkı için.

3 biçim · 3 eser
esen sıfat 1

Esen, sağ, sağlıklı; güvende: “sewerin esen tut yaġısın kötür” seveni esen tut, düşmanını kaldır (yok et); “esenin tirilgil üküş yıl yaşa” sağlıkla yaşa, çok yıl yaşa; …

6 biçim · 8 eser
eskir- fiil 1

Eskimek: “eskirmiş v(i)rhar saŋramig sapsar” eskimiş manastırı onarırsa; “yigit ḳoca bolur yaŋı eskirür” genç yaşlanır, yeni eskir.

2 biçim · 2 eser
eşit- fiil 6

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
ewür- fiil 1

Çevirmek, döndürmek; hep “yüz ewür-” yüz çevirmek: “bu ay toldı terkin ewürdi yüzin” Aytoldı hemen yüzünü çevirdi; “yayıġ dünya mindin ewürdi yüzin” dönek dünya benden …

35 biçim · 4 eser
ey ünlem 1

Ey (seslenme): “ey anlar kim bittiler” ey iman edenler; “ey iḍim” ey Rabbim; “ey boḍnum” ey kavmim; “ey yalawaç ayġıl” ey peygamber, de ki; “ey ökünç” ey pişmanlık, yaz…

1 biçim · 3 eser
ėdib isim 10

Edip, edebiyatçı, bilgili yazar; AH’nin yazarının adı ve sanı: “ėdib ahmėd atım ėdėb pėnd sözüm” adım Edip Ahmet, sözüm edep ve öğüttür; “ėdibler ėdibi fazıllar başı” e…

4 biçim · 1 eser
ėl isim 1

İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…

51 biçim · 20 eser
ėmėl isim 3

Emel, uzun umut, dünya arzusu: “yime pėndim al kel uzatma ėmėl / ėmėl asrasında busuġlı ėcėl” öğüdümü al, emelini uzatma; emelin altında ecel pusudadır; “ėmėl timişim d…

1 biçim · 1 eser
ėt- fiil 9

Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…

72 biçim · 19 eser
étiglig sıfat 1

Süslü, bezenmiş; çoğu kez “étiglig yaratıġlıġ”: “erdemler üze étiglig yaratıġlıġ atlġ teŋri burḫan” erdemlerle süslenmiş, bezenmiş adlı Buda; “yiti kat altunın kümüşin …

3 biçim · 5 eser