Cevher, değerli taş, inci: “kümüş gevher altun baḳır bulmadıŋ” gümüş, cevher, altın, bakır bulmadın; “teŋizdeki gevher tükemez saŋa” denizdeki cevher sana yetmez; “bu t…
Atebetü’l-Hakâyık sözlüğü
1.006 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
10 madde · “g” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Hazine: “saŋa rėnc aŋa gėnc birigli uġan” sana sıkıntı, ona hazine veren Kadir (Tanrı).
Gıla, şikâyet, sızlanma: “nelük bu ajunḳa ḳılur sen gile” niçin bu dünyaya şikâyet ediyorsun.
Gül: “ya bustan teg ol hilm kėrėm al gül ol” yumuşaklık bir bahçe gibidir, cömertlik kırmızı güldür.
(Farsça) seçkin, seçilmiş: “bilip tutsa her kim ėdibniŋ sözin / ḫalayıḳ ara ol güzinler özin” kim Edip’in sözünü bilip tutarsa, halk arasında o seçkinlerin seçkinidir.
Hıyanet, vefasızlık: “üküşrek kişiniŋ içi ġadr erür” insanların çoğunun içi hıyanettir.
Yanlış, hata: “‘ayıbḳa ḳoyuptur ḫalayıḳ ara / ġalat ma‘nilerni ayıtmış yana” (yazar) halk arasında ayıba (yer) bıraktı; yanlış anlamları yine söyledi.
Gam, keder, tasa: “yanut bėrdi sizke ġamnı ġam birle” size gam üstüne gam verdi; “ya ġam ḳatıġsız sürur umġuçı” ey gamsız sevinç uman; “ölürde muŋadıp yidiŋ hem ġamım” …
Garip, yabancı, kimsesiz: “ġarib erdi islam ġarib boldı baz” İslam garip (başlamış)tı, yine garip oldu.
Gazap, öfke: “yalınlansa tutnup ġazab hiḳd otı / halimlıḳ suvın saç” öfke ve kin ateşi tutuşup alevlenirse yumuşaklık suyunu serp.