İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Bilge Kagan Yazıtı sözlüğü

649 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

649 madde

a ünlem 2

Seslenme ya da acı, şaşkınlık bildiren ünlem: a!, ey!, ah! (“yekler uluġı a siziŋ ḳızıŋız…”, “… a ölüp bardı”).

1 biçim · 11 eser
aç sıfat 1

Aç, karnı boş; tok karşıtı: “aç ne yimes, toḳ ne times” aç neyi yemez, tok neyi söylemez; “toḍurmadım açım toḳum” (yakınlarımın) açını tokunu doyurmadım.

4 biçim · 7 eser
açsıḳ isim 2

(Köktürk yazıtlarında, “tosık” tokluk karşıtı) açlık: “toḳ arḳuk sen, āçsık tosık ömez sen” tokken açlığı tokluğu düşünmezsin; “bir todsar āçsık ömez sen” bir kez doyun…

3 biçim · 3 eser
adġır isim 1

Aygır, damızlık erkek at: “aḍġır ḳısır kişnedi” aygır ve kısır kısrak kişnedi; “ḳayusı at aḍġır üze il başı” kimi at ve aygırlar üzerinde (sorumlu) baştır; “kutluġ adgı…

4 biçim · 5 eser
adınçıg sıfat 2

Şaşılası, harika, olağanüstü: “adınçıġ muŋadınçıġ soġançıġ tatıġlıġ nom” harika, şaşılası, hoş ve tatlı öğreti; “adınçıġ alp erdem” olağanüstü güçlü erdem; “aşoḳ atlıġ …

4 biçim · 7 eser
adrıl- fiil 2

Ayrılmak (bir yerden, bir kişiden): “seniŋdin adrılur men bu kün” bugün senden ayrılıyorum; “ögüŋüztin adrılmışta” annenizden ayrıldığınızda.

27 biçim · 12 eser
aḍaḳ isim 1

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
aġ- fiil 1

Yükselmek, yukarı çıkmak: “küniŋe beḍüyür, yoḳaru aġar” (ay) günden güne büyür, yukarı yükselir; “tamudan yoḳaru agdukta” cehennemden yukarı çıktığında; “mihrabḳa aġdıl…

20 biçim · 8 eser
aġı isim 3

Değerli kumaş, ipek; hazine: “tabġaç bodun sabı süçig, aġısı yımşaḳ” Çin halkının sözü tatlı, ipeği yumuşak; “bir tümen aġı, altun kümüş” on bin (top) ipek, altın gümüş.

11 biçim · 12 eser
aġır sıfat 2

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġıt- fiil 1

(Düşman ordusunu) püskürtmek, dağıtmak; (orduyu) harekete geçirmek: “oza kelmiş süsin kül tėgin aġıtıp” saldırıya geçen ordusunu Kül Tigin püskürtüp; “kelgme süsin aġıt…

4 biçim · 5 eser
aġrı- fiil 1

Ağrımak, sızlamak; hastalanmak: “uluġ oġlum aġrıp yoḳ bolça” büyük oğlum hastalanıp ölünce; “yürek aġrımaġıġ” yürek ağrısını.

9 biçim · 4 eser
aġu isim 1

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
aḳ sıfat 2

Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).

7 biçim · 11 eser
aḳıġ isim 2

Akıntı; (Abh ve ShoR’da) zihni kirleten, dışa akan tutkular (āsrava): “aḳıġ alḳmaḳta ḳorḳınçsız” akıntıları tüketmekte korkusuz; “aḳıġımın alḳa tükedtim” akıntılarımı t…

12 biçim · 5 eser
aḳın isim 1

Sel, akıntı: “aḳtı aḳın möŋreşü” sel böğürerek aktı; “ıḍḍımız olar üze ḳaçu aḳını” üzerlerine bent selini gönderdik; “közde aḳıttı aḳın” gözünden (yaş) seli akıttı.

5 biçim · 6 eser
al isim 4

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
al- fiil 16

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
alḳın- fiil 1

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alp sıfat 7

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser
altı sayı 6

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser
altun isim 3

Altın: “altun kümüş” altın gümüş; “sarıġ altunın, ürüŋ kümüşin” sarı altınını, ak gümüşünü; “altun örgin üze olurupan” altın taht üzerine oturup; “altun birle ėtiglerin…

7 biçim · 15 eser
amġı özel ad 1

Yer adı; “amġı ḳorġan” Amgı kalesi: “amġı ḳorġan ḳışlap” Amgı kalesinde kışlayıp; “amġı ḳorġan kıışladuḳda yut boltı” Amgı kalesinde kışladığımızda kıtlık oldu.

2 biçim · 2 eser
amtı zarf 4

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
ança zarf 22

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
antag sıfat 2

Öyle, o türlü (Uygur metinlerinde): “antaġ küçlüg men” öyle güçlüyüm; “bolmaḳ yme antaġ erür” oluş da öyledir; “antaġ nizvanı basınçıŋa ulınıp” öyle tutku baskısına yen…

7 biçim · 10 eser
antarġu özel ad 1

Yer adı: “antarġuda süŋüşdüm” Antarġu’da savaştım.

1 biçim · 1 eser
ańıg sıfat 1

Kötü; kötülük: “ol amtı ańıġ yoḳ” (orada) artık kötülük yok; “anta ańıġ kişi ança boşġurur ermiş” orada kötü kişiler şöyle öğütlermiş; “edgüli anıġlı iki törlüg” iyi ve…

3 biçim · 4 eser
ańıt- fiil 1

Cezalandırmak, kötülüğünü göstermek (?): “anı ańıtayın tėp süledim” onu cezalandırayım diye sefere çıktım.

1 biçim · 1 eser
apa isim 4

Ata, ecdat, büyük ata: “eçüm apam bumın ḳaġan, iştemi ḳaġan” atalarım Bumın Kağan, İstemi Kağan; “eçümüz apamız yamı ḳaġan” atamız Yamı Kağan.

5 biçim · 9 eser
apar özel ad 1

Orhon yazıtlarında yas törenine elçi gönderen halklar arasında sayılan bir halk: “tabġaç, tüpüt, apar, purum, ḳırḳız …” Çin, Tibet, Apar, Purum, Kırgız …

1 biçim · 2 eser
ara isim 2

Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…

13 biçim · 20 eser
arıl- fiil 1

Bitkin düşmek, tükenmek; yok olmak: “ḳoop anta alḳıntıġ arıltıġ” hepiniz orada tükendiniz, bitkin düşüp yok oldunuz.

1 biçim · 2 eser
arḳış isim 3

Kervan, ticaret kafilesi: “ḫıtay arḳışı yaḍtı tawġaç eḍi” Çin kervanı Tabgaç mallarını yaydı; “arḳış tirkiş ısar” kervan, kafile gönderirsen; “arḳış astınraḳ sizdin” ke…

6 biçim · 7 eser
arḳuḳ sıfat 1

İnatçı, huysuz, dik başlı: “arḳuḳ ḳılınç” inatçı huy; “arḳuḳ ḳılınçlıġḳa bolmaz sewinç” inatçı huyluya sevinç olmaz; “ḳılınç arḳuḳı” huyun dik başlılığı.

3 biçim · 3 eser
armaḳçı isim 1

Aldatıcılık, hilekârlık (?): “tabġaç bodun tebligin kürlügin üçün, armaḳçısin üçün” Çin halkının hilesi, düzeni, aldatıcılığı yüzünden.

1 biçim · 2 eser
arta- fiil 1

Bozulmak, çürümek, yozlaşmak: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendi kendine bozulur, çürür; “yaġuşsa artar öz” (arzu) yaklaşınca öz bozulur; “bu ortu buzulġa,…

21 biçim · 12 eser
artuḳ sıfat 10

Fazla, çok, aşırı: “üküş sözde artuḳ asıġ körmedim” çok sözde fazla yarar görmedim; “artuḳ emgek” fazla sıkıntı; “arduḳraḳ kėŋ” daha geniş.

9 biçim · 14 eser
artur- fiil 1

Artırmak, çoğaltmak: “olarḳa imannı arturdı” onların imanını artırdı; “tapuġ arturu bardı künde yaŋı” hizmetini her gün artırarak gitti; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur…

14 biçim · 6 eser
asra isim 3

Alt, aşağı; “üze … asra” üstte … altta: “üze kök teŋri, asra yaġız yėr ḳılıntuḳda” üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında; “üze tuman turdı, asra toz turdı” yuk…

7 biçim · 8 eser
aş- fiil 3

Aşmak, geçmek (dağ, geçit, çöl): “ḳayu art aşar” kimi geçit aşar; “ḳara ḳum aşmış” Kara Kum’u aşmış; “altun yışıġ aşa keltimiz” Altın Yış’ı aşıp geldik; “kögmen aşa ḳır…

19 biçim · 9 eser
aşsız sıfat 1

Aşsız, yiyeceksiz: “içre aşsız, taşra tonsuz” içte aç, dışta çıplak; “aşsız suvsuz ḳurıp ḳatıp yorıyurlar” yiyeceksiz, susuz kuruyup katılaşıp dolaşırlar.

1 biçim · 3 eser
at isim 13

Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …

42 biçim · 21 eser
atlıg sıfat 2

Adlı, … adında: “ay toldı atlıġ er” Aytoldı adlı bir er; “aşoḳ atlıġ sögüt” Aşoka adlı ağaç; “bėş türlüg anantiras atlıġ aġar tsuy” anantiras denen beş ağır günah; “sum…

17 biçim · 19 eser
atsız sıfat 1

Adsız, ünsüz: “ḳalı bolmasa erdem atsız ḳarır” erdemi yoksa adsız yaşlanır; “er atsız bolumaz boḍun başlasa” halkı yöneten er adsız olamaz; “atsız … āt bertim” adsıza a…

1 biçim · 2 eser
ay isim 3

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
az sıfat 11

Az, küçük miktarda; az sayıda: “üküş sözleme, söz birer sözle az” çok konuşma, sözü birer birer, az söyle; “az bodun yaġı boltı” az halk düşman oldu; “az bodunuġ üküş k…

12 biçim · 17 eser
azman özel ad 2

Kül Tigin’in bindiği atın adı (Azman Ak): “kül tėgin azman aḳıġ binip opl(a)yu tegdi” Kül Tigin Azman Ak’a binip hücum etti.

1 biçim · 1 eser
azu bağlaç 1

Veya, ya da; “azu … azu” ya … ya: “braman oḳusınta erser azu ... ksatirik oġusınta erser” brahman soyundan olsa ya da kşatriya soyundan olsa; “anıŋ oḳşaġı yoḳ azu meŋze…

3 biçim · 13 eser
baġa isim 1

Kurbağa: “it müyüz baġa yılan” köpek, boynuzlu, kurbağa, yılan (zararlı yaratıklar sayılırken); “çekürge hem baḳalar hem ḳan” çekirgeler, kurbağalar ve kan.

3 biçim · 6 eser
balbal isim 4

Balbal: ölünün mezarı önüne, onun öldürdüğü düşmanları simgeleyerek dikilen taş: “baz ḳaġanıġ balbal tikmiş” Baz Kağan’ı (babamın mezarına) balbal olarak dikmiş; “alp e…

2 biçim · 3 eser
balıḳ isim 5

Kent, şehir: “balıḳ uluşug” kenti ve ülkeyi; “toġu balıḳda süŋüşdümiz” Toğu kentinde savaştık; “şantuŋ balıḳḳa, taloy ügüzke tegmiş yoḳ ermiş” Şantung kentine, denize u…

22 biçim · 17 eser
bar isim 2

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
bar- fiil 24

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
barım isim 4

Mal, servet, varlık (çoğunlukla “aġı barım” hazine ve mal): “alku aġı barım iliksiz tutuḳsuz köŋülin buşı bėrdim” bütün malımı mülkümü bağlanmadan, esirgemeden sadaka v…

11 biçim · 11 eser
barḳ isim 6

Ev, yapı; çoğunlukla “ev bark” ev bark, yurt: “evig barkag kodup toyın bolsar” evini barkını bırakıp rahip olursa; “ev barḳdın kesildiler” evlerinden barklarından ayrıl…

23 biçim · 12 eser
bars isim 1

Pars, kaplan: “esnegen bars men, ḳamuş ara başım” esneyen parsım, başım sazlık arasında; “bars irbiz böri ulatı ḳadır yavlaḳ keyikler” kaplan, pars, kurt gibi azgın, kö…

3 biçim · 7 eser
bas- fiil 3

Basmak, bastırmak, üstüne çökmek: “üze teŋri basmasar, asra yėr telinmeser” üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe; “bastı ölüm aġtaru” ölüm bastırıp devirdi; “ed…

21 biçim · 13 eser
basa edat 1

(Çoğunlukla “anta/antada basa”) sonra, ardından: “anta basa tört yıŋaḳdaḳı ėligler” ondan sonra dört yandaki hükümdarlar; “antada basa üküş türlüg nom bitig bititdiler”…

6 biçim · 11 eser
basmıl özel ad 2

Basmıl: bir Türk boyu: “basmıl ıduḳḳut uġuşum bodun erti” Basmıl ıdukkutu benim soyumdan bir halktı; “basmıl yaġıdıp ebimrü bardı” Basmıl düşman olup evine döndü; “Basm…

3 biçim · 3 eser
baş isim 5

Baş, kafa: “başım kesmesüni keseyin tilim” başımı kesmesin diye dilimi keseyim; “til arslan turur … başıŋnı yiyür” dil aslandır, başını yer; “başları üze” başlarının üs…

43 biçim · 17 eser
başla- fiil 8

Başlamak: “bayat atı birle sözüg başladım” Tanrı’nın adıyla söze başladım; “başladım taŋrı atı birle” Tanrı adıyla başladım; “öziŋe basut ḳılsa iş başlasa” kendine yard…

19 biçim · 11 eser
başlıg sıfat 4

Başlı, başı olan: “başlıġıg yüküntürmiş, tizligig sökürmiş” başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş; “altun başlıg yılan men” altın başlı yılanım; “sü başlıġ bolur”…

8 biçim · 10 eser
batım isim 1

Batım, derinlik ölçüsü: “süŋüg batımı ḳarıg soḳupan” mızrak boyu derinliğindeki karı yararak.

1 biçim · 1 eser
batsık isim 1

Batı, gün batısı (çoğunlukla “kün batsıḳı”): “öŋre kün tuġsıḳıġa, kisre kün batsıḳıġa tegi” ileride gün doğusuna, geride gün batısına dek; “kün batsıkıŋa” gün batısına;…

7 biçim · 6 eser
bay sıfat 3

Zengin, varlıklı: “çıġań bodunug bay ḳıltım” yoksul halkı zengin kıldım; “bay bar ertim, aġılım on” zengin idim, ağılım (hazinem) çoktu; “bay yeme bar, yoḳ çıġay yeme b…

6 biçim · 12 eser
baz sıfat 6

Bağımlı, tabi; boyun eğmiş: “tört buluŋdaḳı bodunug ḳop almış, ḳop baz ḳılmış” dört yandaki halkları hep almış, hep tabi kılmış; “yat baz” yabancı ve tabi (halk).

3 biçim · 7 eser
bedizçi isim 2

Nakkaş, ressam: “tabġaç ḳaġanta bedizçi kelürtüm” Çin kağanından nakkaş getirttim; “tabġaç ḳaġanıŋ içreki bedizçig ıttı” Çin kağanı saray nakkaşını gönderdi; “ya sırçı …

5 biçim · 4 eser
bedize- fiil 1

Süslemek, nakışlamak, resmetmek: “ürüŋ topraḳ toḳısar, bedizeser burkan körkin” beyaz toprak döverse, Buda tasvirini nakışlarsa; “bedizettim, bediztim” nakışlattım, süs…

6 biçim · 5 eser
beḍiz isim 2

Süs, nakış, resim: “için taşın adınçıg bediz urturtum” içine dışına olağanüstü nakışlar yaptırdım; “bark itgüçi bediz yaratıgma bitig taş itgüçi” türbe yapan, nakış işl…

5 biçim · 4 eser
beg isim 25

Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…

41 biçim · 20 eser
beglik isim 2

Beylik; hükümdarlık, yönetim: “beglik urı oġlıŋ ḳul boltı” beylik (soylu) erkek evladın kul oldu; “bilig bolsa beglik ḳılur” bilgisi olursa beylik eder; “usal beg bütün…

6 biçim · 5 eser
bengü sıfat 3

Ebedî, kalıcı: “ötüken yış olursar bengü ėl tuta olurtaçı sen” Ötüken ormanında oturursan ebedî ülke tutarak oturacaksın; “neŋ neŋ sabım erser bengü taşḳa urtum” ne söz…

3 biçim · 3 eser
bėr- fiil 29

Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…

165 biçim · 22 eser
bėş sayı 6

Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…

8 biçim · 19 eser
bėşinç sayı 1

Beşinci: “bu bėşinç boşġutsuz arhant” bu beşinci (tür) öğrenimini bitirmiş arhat; “bėşinç ay toḳuz otuzḳa” beşinci ayın yirmi dokuzunda; “bėşinç oŋınta” beşinci sırada;…

5 biçim · 10 eser
bıç- fiil 1

Kesmek, biçmek: “kentü yülügüsi üze boġzın bıçıp” kendi usturasıyla boğazını kesip; “şimnu başın bıçtı” şeytanın başını kesti; “saçın ḳulḳaḳın bıçdı” (yas için) saçını,…

15 biçim · 7 eser
bıŋ sayı 1

Bin: “biz ėki bıŋ ertimiz” biz iki bin kişiydik; “bir tümen artuḳı yėti biŋ süg” on yedi bin askeri; “bıŋ yıllıḳ tümen künlik bitigimin” bin yıllık, on bin günlük yazıt…

5 biçim · 4 eser
bil- fiil 9

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser
bilge sıfat 9

Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…

20 biçim · 21 eser
bilig isim 1

Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…

39 biçim · 18 eser
biligsiz sıfat 2

Bilgisiz, cahil: “biligsiz kişi barça iglig bolur” bilgisiz kişi hep hastadır; “bu cahil biligsiz bahasız” bu cahil, bilgisiz, değersiz; “bilgsiz esürse aḍın ne ḳalur” …

15 biçim · 16 eser
bin- fiil 6

(Ata) binmek: “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “azman aḳıġ binip oplayu tegdi” Azman Ak’a binip hücum etti; “yegren at binip” doru ata binip; (ettirgen) “…

2 biçim · 4 eser
bir sayı 12

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
biriye isim 6

(Köktürk yazıtlarında) güney; güneyde: “biriye çuġay yış” güneyde Çuğay ormanı; “biriye şadapıt begler” güneydeki şadapıt beyleri; “biriye tabġaçda atı küsi yoḳ boltı” …

4 biçim · 4 eser
birle edat 13

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
biti- fiil 2

Yazmak: “bitig bitidim” yazıt yazdım; “yolluġ tėgin bitidim” (ben) Yolluğ Tegin yazdım; “bitidim kitabnı mėva‘iz mėsėl” kitabı öğütler ve örneklerle yazdım; “bitise ḳal…

30 biçim · 15 eser
bitig isim 1

Yazı, yazılı şey; kitap, mektup: “bitip ḳoḍmış atın tirigke bitig” adını dirilere yazılı olarak bırakmış; “nom bitig” dinî kitap, sutra; “ilig me bitisü öz elgin bitig”…

18 biçim · 14 eser
bitit- fiil 1

Yazdırmak: “bėŋgü taş toḳıtdım, bititdim” ebedî taş yontturdum, yazdırdım; “türük bilge ḳaġan ėliŋe bititdim” Türk Bilge Kağan’ın ülkesi için yazdırdım; “kayu erser bir…

11 biçim · 8 eser
biz zamir 3

Biz (birinci çoğul kişi zamiri): “biz aş teg ertimiz” biz aç gibiydik; “ne ogrınta biziŋ begimiz” ne yüzden bizim beyimiz; “ökünür biz” pişman oluruz; “biziŋe yaŋıltuḳi…

19 biçim · 19 eser
boḍun isim 114

Halk, kavim, ulus: “türük bodun, bunı eşidiŋ” Türk halkı, bunu işitin; “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağ, halkın ağırlığı beydir; “begli bodunlıg”…

64 biçim · 16 eser
bol- fiil 36

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
bolçu özel ad 2

(Köktürk yazıtlarında) Bolçu: bir yer adı: “üçünç bolçuda oġuz birle süŋüşdimiz” üçüncüsü Bolçu’da Oğuzlarla savaştık; “tün aḳıtdımız, bolçuḳa taŋ üntürü tegdimiz” gece…

3 biçim · 3 eser
bor isim 1

Şarap: “bor ol bu biligke uḳuşḳa yaġı” şarap bilgiye, akla düşmandır; “bor içme” şarap içme; “bor begni satġuçı erdimiz” şarap ve … satıcısı idik; “üçünçi taḳı bir bor …

6 biçim · 4 eser
boşġur- fiil 3

Öğretmek: “anta aŋıg kişi ança boşġurur ermiş” orada kötü kişi şöyle öğretirmiş; “alḳu şasatarlar boşġunup adnaġuḳa boşġurur men” bütün şastraları öğrenip başkalarına ö…

8 biçim · 6 eser
bödke 2

(Köktürk yazıtlarında) bu zamanda, şimdiki zamanda; ya da ‘tahtta’ (?): “türük bilge ḳaġan bödke olurtum” Türk Bilge Kağan (olarak) bu zamanda tahta oturdum; “bodun beg…

1 biçim · 2 eser
böri isim 1

Kurt: “böri ḳoy bile suwladı ol öḍün” o zaman kurt koyunla birlikte su içti; “ḳaŋım ḳaġan süsi böri teg ermiş” babam kağanın ordusu kurt gibiymiş; “yisün seni âr böri” …

6 biçim · 8 eser
bu zamir 15

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
buḳug özel ad 1

(Bilge Kağan yazıtında) bir kişi adı: “buḳug totoḳ” Bukug Totok.

1 biçim · 1 eser
bulġaḳ isim 2

Kargaşa, karışıklık, fitne: “ḳara bulġaḳıŋa ḳatılma” halkın kargaşasına karışma; “özin keḍ küḍezse bu bulġaḳ küni” bu kargaşa gününde kendini iyi korursa; “teŋri yėr bu…

10 biçim · 5 eser