İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Bilge Kagan Yazıtı sözlüğü

649 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

41 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

eçi isim 11

Ağabey; amca, babanın büyük kardeşi (yazıtlarda Kapgan Kağan için): “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “eçim ḳaġan birle ėlgerü yaşıl ü…

12 biçim · 5 eser
eçü isim 3

Ata, büyük ata; hep “eçü apa” ikilemesiyle, atalar: “eçüm apam bumın ḳaġan ištemi ḳaġan olurmış” atalarım Bumın Kağan, İstemi Kağan tahta oturmuş; “eçümiz apamız tutmış…

3 biçim · 3 eser
eḍgü sıfat 6

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
eḍiz sıfat 3

Yüksek, yüce: “ay sırḳa yaḳın ay köŋülke eḍiz” ey sırra yakın, gönülden yüce olan; “édiz taġ édiz sögüt teriŋ yar” yüksek dağ, yüksek ağaç, derin uçurum; “azu ėdiz taġt…

9 biçim · 10 eser
egir- fiil 2

(İplik) eğirmek: “buzdı egirmiş yipini küçde kiḍin” eğirdiği ipliği sağlamlaştırdıktan sonra bozdu; “ıduḳ elgin igig tutup yip egire yarlıḳadı” kutsal eliyle iği tutup …

7 biçim · 6 eser
ekin isim 3

İki, ikisi; hep “ekin ara” ikisi arasında (Orhon yazıtlarında): “kök teŋri asra yaġız yėr ḳılıntuḳda ekin ara kişi oglı ḳılınmış” üstte mavi gök, altta yağız yer yaratı…

4 biçim · 8 eser
elig isim 1

El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…

47 biçim · 16 eser
elsire- fiil 1

Ülkesini, devletini yitirmek: “elsiremiş ḳaġansıramış bodunuġ küŋedmiş ḳuladmış” ülkesiz, kağansız kalmış halkı cariye, köle olmuş (halkı toparladı).

1 biçim · 2 eser
emgek isim 1

Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…

34 biçim · 17 eser
emget- fiil 1

Acı çektirmek, eziyet etmek, sıkıntı vermek: “mini emgetür til iḍi ök telim” dil sahibi beni çok eziyet ettirir; “emgettiler kelmezde aşnu bizke” sen gelmeden önce de b…

19 biçim · 10 eser
en zarf 1

En (üstünlük): “bir yılḳa bėş yolı süŋüşdümiz en ilk toġu balıḳda süŋüşdümiz” bir yılda beş kez savaştık, en ilk Toğu Balık’ta savaştık.

1 biçim · 2 eser
eŋ isim 1

Yanak, yüz; yüzün rengi (KB’de hep “ḳızıl eŋ”, “ḳızġu eŋ”): “örüŋ bolsa ḳırtış ḳızıl ḳızġu eŋ” teni beyaz, yanağı kıpkızıl olsa; “bayutġay sini ol ḳızıl bolġa eŋ” seni …

12 biçim · 10 eser
er isim 7

Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…

14 biçim · 21 eser
er- fiil 56

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
eren isim 1

Erler, adamlar; yiğitler, kahramanlar (er’in topluluk biçimi): “ajunda ne yaŋlıġ eren toġdı kör” dünyada ne türlü yiğitler doğdu, bak; “ulşıp eren börleyü” erler kurt g…

14 biçim · 11 eser
erig isim 6

Öğüt; hep “öt erig”: “üküş eḍgü yarlıġ tümen öt erig” pek çok iyi buyruk, binlerce öğüt; “teginmek öt erig tıltaġınta” öğütle eğitme sebebiyle.

10 biçim · 9 eser
erinç edat 16

Herhalde, muhakkak, belki (tahmin ve kesinlik bildirir): “bilge ermiş erinç alp ermiş erinç” (kağanlar) bilgeymiş herhalde, yiğitmiş herhalde; “teŋri ança tėmiş erinç” …

2 biçim · 10 eser
erk isim 2

Güç, erk, yetki, iradi egemenlik; çoğu kez “erk türk”: “bar erse yazuḳum ḳına erk saŋa” suçum varsa cezalandırmak sana kalmış; “dyan saḳınçlar üze erk tarta umaz” medit…

10 biçim · 8 eser
erklig sıfat 1

Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…

20 biçim · 16 eser
ertiŋü zarf 6

Pek, çok, son derece: “ertiŋü üküş edgü ḳılınç ḳazġanç ḳazġanur” pek çok iyi iş, sevap kazanır; “ertiŋü uluġ törün alı bertim” çok büyük törenle alıp verdim; “ed tavar …

5 biçim · 10 eser
ertiş özel ad 1

İrtiş ırmağı: “ertiş ügüzüg keçigsizin keçdimiz” İrtiş ırmağını geçitsiz geçtik; “altun yışıg aşa ertiş ügüzüg keçe yorıdım” Altay ormanlığını aşıp İrtiş ırmağını geçer…

1 biçim · 4 eser
ertür- fiil 2

Geçirmek; (zamanı) geçirmek, harcamak; (töreni) yerine getirmek: “yėti yėti kün dyanlag meŋi teginü ertürü yarlıḳadı” yedişer gün meditasyon mutluluğunu tadarak geçirdi…

8 biçim · 6 eser
eşgiti isim 1

Bir çeşit ipekli kumaş (Çin’den gelen armağanlar arasında): “altun kümüş eşgiti ḳutay buŋsuz ança berür” altın, gümüş, eşgiti, kutay ipeğini bol bol öylece verir; “kırg…

2 biçim · 2 eser
eşilik sıfat 2

Hanımlığa layık, eş olacak (kız): “eşilik ḳız oġluŋ küŋ boltı” hanımlığa layık kız çocukların cariye oldu; “beglik urı oġlıŋ ḳul boltı eşilik ḳız oġlıŋ küŋ boltı” beyli…

3 biçim · 2 eser
eşit- fiil 4

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
et isim 1

Et: “kişi ḳılḳı kirtüç etiŋni yigey” insanların huyu gerçekten etini yiyecek (seni çekiştirecek); “teŋizni yėse sizler andın yaş et” denizden taze et yiyesiniz diye; “e…

13 biçim · 8 eser
eter 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (Bilge Kağan yazıtı, kırık bağlam): “üze teŋri köbürgesi eterçe” yukarıda göğün davulu (gürler) gibi (ses vermek anlamı beklenir).

1 biçim · 1 eser
ev isim 7

Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…

68 biçim · 18 eser
ezgenti özel ad 1

(Orhon yazıtlarında) “ezgenti kadız” Ezgenti Kadız, bir savaş yeri: “bėşinç ezgenti ḳadizde oġuz birle süŋüşdümiz” beşinci olarak Ezgenti Kadız’da Oğuzlarla savaştık.

1 biçim · 2 eser
ėki sayı 10

İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…

5 biçim · 17 eser
ėkinti sayı 3

İkinci; ikinci olarak: “ėkinti süŋüş eŋ ilki ay altı yaŋıḳa” ikinci savaş, ilk ayın altısında; “ekinti ḳoşulgaḳda ediz birle süŋüşdümiz” ikinci olarak Koşulgak’ta Edizl…

7 biçim · 10 eser
ėl isim 17

İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…

51 biçim · 20 eser
ėlbilge özel ad 1

İlbilge Hatun, Kutluk (İltiriş) Kağan’ın eşi, Bilge Kağan ile Kül Tigin’in annesi: “ḳaŋım ėltėriş ḳaġanıg ögüm ėlbilge ḳatunuġ teŋri töpüsinte tutup yügerü kötürmiş” ba…

1 biçim · 2 eser
ėlle- fiil 1

Devlet kurmak, il sahibi olmak: “türük bodun ėlledük ėlin ıçġınu ıdmış” Türk halkı kurduğu ilini elden çıkarmış.

1 biçim · 2 eser
ėllig sıfat 4

İli (devleti) olan: “ėllig bodun ertim ėlim amtı ḳanı” ili olan bir halktım, ilim şimdi nerede; “ėlligig ėlsiretdimiz” ili olanları ilsiz bıraktık; “kaşmir ėllig vaybaş…

6 biçim · 4 eser
ėlsiret- fiil 2

İlsiz bırakmak, devletini yıkmak: “ėlligig ėlsiretmiş ḳaġanlıġıg ḳaġansıratmış” ili olanı ilsiz, kağanı olanı kağansız bırakmış; “ėlligig ėlsiretdimiz ḳaġanlıġıg ḳaġans…

3 biçim · 2 eser
ėlt- fiil 2

Götürmek, iletmek; alıp gitmek: “ḳızın ḳoyınta kötürü alıp … sögüt altın ėltü bardı” kızını koynunda kaldırıp … ağacın altına götürdü; “kötürü ėltip ulug tamularda kemi…

31 biçim · 12 eser
ėlteber isim 4

Elteber, Türk devletinde bağlı boyların başındaki beylere verilen unvan: “az elteberig tutdı” Az elteberini tuttu; “eki elteberlig bodun” iki elteberli halk; “uyġur elt…

5 biçim · 4 eser
ėltėriş özel ad 1

İltiriş (Kutluk) Kağan, İkinci Türk Kağanlığı’nın kurucusu, Bilge Kağan ile Kül Tigin’in babası: “buyla baġa tarḳan birle ėltėriş ḳaġan bolayın” Buyla Baga Tarkan ile İ…

2 biçim · 4 eser
ėt- fiil 17

Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…

72 biçim · 19 eser
ėyin edat 1

Ardınca, peşi sıra; -e göre, uygun olarak: “teŋriken ėyin anta yorımiş” Tanrı gibi (kağanın) ardınca orada yürümüş; “ḳaltı ėyin yatdaçılar erür” tıpkı ardınca yatanlar …

7 biçim · 8 eser