İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…
Bilge Kagan Yazıtı sözlüğü
649 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
20 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
İçeri almak; boyun eğdirmek, tâbi kılmak: “içgertim” (halkı) tâbi kıldım; “içgerip yana yorıdım” (onları) boyun eğdirip yine yürüdüm; “ḳız birişip klin içgerip” kız ver…
(Birine) tâbi olmak, boyun eğmek, içine girmek: “ḳanıŋın ḳodup içıḳdiŋ” kağanını bırakıp (Çin’e) tâbi oldun; “ḳıırḳız bodunı içıḳdi yükünti” Kırgız halkı tâbi oldu, boy…
İçinde, içre; içeride: “ol olarḳa ḫorluḳ dünya içre” bu onlar için dünyada zillettir; “bolur ḳarşı içre aġıçı işi” hazinedarın işi saray içindedir; “aġız içre aġu saġdı…
İçerideki; iç halk, bağlı olanlar: “anta içreki bodun ḳop maŋa körür” oradaki (sınırlar içindeki) halkın hepsi bana bağlıdır; “içreki bedizçig ıttı” iç (saray) nakkaşla…
Sahipsiz: “eçümiz apamız tutmış yėr sub idisiz bolmazun tėyin” atalarımızın tuttuğu yurt sahipsiz kalmasın diye; “kögmen yėr sub idisiz ḳalmazun tėyin” Kögmen yurdu sah…
Sahip, iye: “bu ḳuḍret iḍisi uluġ bir bayat” bu kudret sahibi yüce, tek Tanrı; “semiz at aġzı ḳatıg boltı idisi umaz” semiz atın ağzı sertleşti, sahibi (onu) zapt edeme…
Sahte, yalan; yalancı: “azu bu sabımda igid barġu” yoksa bu sözümde yalan var mı; “ogrı igid erserler” hırsız, yalancı iseler; “artuḳ yalġan igid savlıġ” çok yalancı, s…
Beslemek, büyütmek, yetiştirmek: “törütgen igiḍgen keçürgen iḍim” yaratan, besleyen, bağışlayan Rabbim; “yimi birle igḍür sen sansız özüg” sayısız canı yiyecekle besler…
İkisi, iki(si) birlikte: “eger bolsalar ikegü ol ikike” eğer ikisi iseler o ikisine; “yėdiler ikegü andın” ikisi ondan yediler; “iki uraġutnı kim sürerler ikegü” (sürül…
İleri, doğuya doğru (yazıtlarda yön bildirir): “ėlgerü kün tuġsıkka birigerü kün ortusıŋaru” ileride (doğuda) gün doğusuna, güneyde gün ortasına doğru; “eçim ḳaġan birl…
Hükümdar, kral (KB’de hükümdar Küntogdı’nın adı yerine de geçer): “ilig aydı uḳtum men emdi sözüŋ” hükümdar dedi: sözünü şimdi anladım; “ilig köz ḳulaḳ tuttı ilde ḳamuġ…
İlk, önce: “(e)n ilk toġu balıḳda süŋüşdümiz” ilk olarak Toğu Balık’ta savaştık; “ilk ḳıırḳızka süleser yėg ermiş” (T) önce Kırgızlara sefer etmek iyiymiş; “butulmaḳlıġ…
İlk, birinci, önceki; “aŋ ilki / eŋ ėlki” en önce: “aŋ ilki ḳop ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” ilk önce bütün canlıları ayrım gözetmeyen gönülle…
İn, mağara, barınak: “eger bulsalar sıġınġu yer azu inler azu kirgü yer” sığınacak bir yer ya da mağaralar ya da girecek bir delik bulsalar; “ḳayu iki ewlig ḳayu birke …
İnmek, aşağı gelmek: “yaşıl köktin indi yaġız yirke söz” söz mavi gökten kara yere indi; “nė kim iner kökdin nė kim aġar” gökten ne iner, (göğe) ne çıkarsa; “ol ḳar ḳam…
Küçük erkek kardeş: “anta kisre inisi ḳaġan bolmış erinç” ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş; “inim küül tėgin birle sözleşdimiz” kardeşim Kül Tigin ile konuştuk; “i…
İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…
İştemi Kağan, Bumın Kağan’ın kardeşi, Köktürk devletinin batı kanadının kağanı: “eçüm apam bumın ḳaġan iştemi ḳaġan olurmış” atalarım Bumın Kağan, İştemi Kağan tahta ot…
(Bilge Kağan yazıtında) İzgil, bir boy adı: “izgil bodun birle süŋüşdümiz” İzgil halkıyla savaştık; “izgil bodun ölti” İzgil halkı öldü.