İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…
Tunyukuk Yazıtı sözlüğü
415 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
11 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Birine) tâbi olmak, boyun eğmek, içine girmek: “ḳanıŋın ḳodup içıḳdiŋ” kağanını bırakıp (Çin’e) tâbi oldun; “ḳıırḳız bodunı içıḳdi yükünti” Kırgız halkı tâbi oldu, boy…
İçinde, içre; içeride: “ol olarḳa ḫorluḳ dünya içre” bu onlar için dünyada zillettir; “bolur ḳarşı içre aġıçı işi” hazinedarın işi saray içindedir; “aġız içre aġu saġdı…
Sahip, iye: “bu ḳuḍret iḍisi uluġ bir bayat” bu kudret sahibi yüce, tek Tanrı; “semiz at aġzı ḳatıg boltı idisi umaz” semiz atın ağzı sertleşti, sahibi (onu) zapt edeme…
Beslemek, büyütmek, yetiştirmek: “törütgen igiḍgen keçürgen iḍim” yaratan, besleyen, bağışlayan Rabbim; “yimi birle igḍür sen sansız özüg” sayısız canı yiyecekle besler…
İlk, önce: “(e)n ilk toġu balıḳda süŋüşdümiz” ilk olarak Toğu Balık’ta savaştık; “ilk ḳıırḳızka süleser yėg ermiş” (T) önce Kırgızlara sefer etmek iyiymiş; “butulmaḳlıġ…
İnmek, aşağı gelmek: “yaşıl köktin indi yaġız yirke söz” söz mavi gökten kara yere indi; “nė kim iner kökdin nė kim aġar” gökten ne iner, (göğe) ne çıkarsa; “ol ḳar ḳam…
İnel Kağan: “sü başı inel ḳaġan tarduş şad barzun tėdi” ordunun başında İnel Kağan ile Tarduş Şad gitsin, dedi; “inel ḳaġanḳa” İnel Kağan’a.
(Tonyukuk) bir göl adı (?): “inıġek kölekin toġlada oġuz kelti” İnigek gölünde, Tola’da Oğuzlar geldi.
(Yazıtlarda) izlemek, peşine düşüp ulaşmak: “irtim burġuda yėtdim” (ŞU) izledim, Burgu’da yetiştim; “ertü temir ḳapıġḳa tegi irtimiz” (T) Demir Kapı’ya kadar vardık.
İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…