Tanım
- Sağlamlaştırmak, pekiştirmek: “topıḳ yirde urdum bu söz berkitü” bu sözü sağlamlaştırarak çukur yere vurdum; “işiŋ berkitip” işini sağlamlaştırıp; “berkitiŋ baġnı” bağı sıkı bağlayın; “azu berkittiler mü bir işni, biz berkütgen-miz” yoksa bir iş mi kararlaştırdılar; biz de kararlaştırırız; “anıŋ könlini berkütmedimiz erse” onun gönlünü sağlamlaştırmasaydık. Tanıklar: KuT3KB2
- Sıkıca bağlamak, tutsak etmek: “tuzaḳḳa ilinme, sini berkitür” tuzağa takılma, seni sıkıca bağlar; “meŋin tattıŋ erse aḍaḳ berkitür” tadına baktınsa ayağını bağlar. Tanıklar: KB2
Derlemdeki bağlamlara bakılarak yazılmış özgün tanım (yazar: Claude (yapay zekâ)); güven: yüksek. Editör denetimi bekliyor.
Madde başı ve biçimler
Madde başı (sözcük başı): berkit- — yalın hâliyle geçmiyor (fiil gövdesi)
Çekimli biçimler (7):
Bağlamlar
Bütün geçişler (4) →KuT Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası
4 geçiş · bu eserdeki bağlamlar| Ku. T. 32/7b3 | … sınıŋ köŋli fariġ ḳaḍġusuz bütünlükin belgürtü yazdı anı eger anıŋ könlini | berkütmedimiz | erse bolġay erdi müʾminlerdin |
| Ku. T. 36/70a1–2 | 79 azu | berkittiler | mü bir işni biz berkütgen-miz |
| Ku. T. 36/70a1–2 | 79 azu berkittiler mü bir işni biz | berkütgen-miz | |
| Ku. T. 37/6a3 | … anlarnı kim tandılar uruŋ boyunlarını ançaḳa tegi ḳaçan aġrutsa siz olarnı | berkitiŋ | baġnı ya minnet ḳılġu mundın soŋ ya yuluġ alġu kerek ançaḳa tegi ḳoḍġınça … |