İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı Türkçesi · 7.–14. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Sözlük

Derlem sözlüğü

12.802 madde başı, 217.859 sözcükten çıkarıldı. Her madde çekimli biçimlerini, yazım değişkelerini, eserlere göre dağılımını ve bağlamlarını gösterir.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.518 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

40 madde · “c” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

cadu isim 14

Büyücü, sihirbaz: “keldiler cadular firʿavnḳa” büyücüler Firavun’a geldiler; “bütünlükin bu cadu erür bilgen” gerçekten bu bilgili bir büyücüdür; “kemşildiler cadular s…

4 biçim · 1 eser KuT
caduluḳ isim 6

Büyücülük, sihir yapma: “ḳaçan kim kemiştiler erse caduluḳ ḳıldılar boḍun közleriŋe” (değneklerini) attıklarında halkın gözlerine büyü yaptılar; “ol kim ögretti sizke c…

2 biçim · 1 eser KuT
cah isim 1

Mevki, itibar, saygınlık: “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı ve güzelliği artırır.

1 biçim · 1 eser AH
cahil sıfat 4

Bilgisiz, cahil: “bu cahil biligsiz bahasız bişi” bu bilgisiz cahil değersiz bir nesnedir; “biliglig tişi er cahil er tişi” bilgili kadın erkektir, bilgisiz erkek kadın…

2 biçim · 2 eser AH KuT
cahiliyyet isim 1

İslam öncesi bilgisizlik çağı, onun töresi ve hükmü: “Cahiliyyet mü tileyürler kim ol körklügrek taŋrıdın hükm ḳılġandı” cahiliye (hükmünü) mü istiyorlar, oysa hüküm ve…

1 biçim · 1 eser KuT
cam 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (KB’de tek tanık): “tiler boldı cam yaşıl kökke yol” … mavi göğe yol arar oldu; bağlam “can” okumasına da elverişli görünüyor.

1 biçim · 1 eser KB
can isim 103

Can, ruh, hayat: “yuluġ ḳıldı malı teni canını” malını, bedenini, canını feda etti; “aḳı ol yuluġ ḳılsa canın tenin” cömert, canını ve bedenini feda edendir; “siziksiz …

19 biçim · 3 eser KB KuT AH
canlıġ sıfat 2

Canlı, canı olan; canlı varlık: “tirilmiş bu canlıġ canın alġalır” dirilmiş olan bu canlının canını alır; “buzuġlı yorıtmaġlı canlıġ tirig” (ölüm) bozan, yürüten, canlı…

1 biçim · 1 eser KB
canvar isim 1

Canlı varlık, hayvan: “seniŋ barlıḳıŋḳa tanuḳluḳ birür cėmad canvar uçġan yügürgen neŋe” cansız, canlı, uçan ve koşan her şey senin varlığına tanıklık eder.

1 biçim · 1 eser AH
cavidane sıfat 25

Ebedî, sonsuza dek kalıcı; (Kur’an çevirisinde hep yüklem olarak) orada ebediyen kalan: “aḳar altınıda arıḳlar cavidaneler anıŋ içinde” altından ırmaklar akan (cennetle…

2 biçim · 1 eser KuT

Ebedîlik, ölümsüzlük: “yolçılayın mu sėni cavidanelıḳ yiġaçı üze” seni ölümsüzlük ağacına yönelteyim mi; “olarḳa anıŋ içinde cavidanelıḳ saray” onlar için orada ebedîli…

1 biçim · 1 eser KuT
cebr isim 1

“cebr-ü muḳabel” cebir, denklem çözme hesabı (KB’de bilinmesi gereken bilimler arasında): “taḳı ḳolsa cebr-ü muḳabel oḳı” ayrıca dilerse cebir ve mukabele okusun.

1 biçim · 1 eser KB
cebre’il özel ad 6

Cebrail, vahiy meleği; Kur’an çevirisinde “cebreʾil üni” kıyamet günündeki korkunç çığlık, sayha: “ermez meger Cebreʿil üni bir yolı ançada olar öçmiş erdiler” yalnızca…

3 biçim · 1 eser KuT
cefa isim 41

Eziyet, zulüm, cefa; “cefa ḳıl-” eziyet etmek, incitmek: “vefa körkitür sen ḳılur sen cefa” vefa gösterir, (ama) cefa edersin; “cefa ḳılsalar bu vefa ḳılsa şük” (ötekil…

5 biçim · 2 eser KB AH
cefaçı sıfat 9

Eziyet eden, cefakâr, zalim (KB’de çoğunlukla dünya için): “meniŋde cefaçı bu dünya saŋa” bu dünya sana benden de cefakârdır; “cefaçı turur bu ay ḳılḳı amul” ey huyu yu…

1 biçim · 1 eser KB
cefalıġ sıfat 4

Eziyet eden, cefalı, zalim: “cefalıġ ajundın kötürdüm köŋül” cefakâr dünyadan gönlümü kaldırdım; “arıġsız cefalıġ ḳılınçı” temiz olmayan, cefalı huylu; “yazuḳluġ cefalı…

1 biçim · 1 eser KB
cefan 1

Anlamı kesinleşmeyen söz; Kur’an çevirisinde (Sâd 44) Eyüp’e verilen buyrukta geçer: “alġıl elgiŋ birle bir baġ cefan urġıl anıŋ birle” eline bir demet … al, onunla vur…

1 biçim · 1 eser KuT
cefasız sıfat 1

Eziyet etmeyen, incitmeyen: “cefasız vefalıġ tilese ḳutun” eziyetsiz, vefalı (bir) devlet dilerse.

1 biçim · 1 eser KB
cehan isim 3

Dünya, âlem; Kur’an çevirisinde “ol cehan” öteki dünya, ahiret: “ḳorḳḳa ol cehandın hem umar iḍisi rahmetini” ahiretten korkar ve Rabbinin rahmetini umar; “bitmezler ol…

3 biçim · 1 eser KuT
cehd isim 1

Çaba, uğraş; “cehd ḳıl-” çaba göstermek, (Tanrı yolunda) cihat etmek: “cehd ḳılurlar taŋrı yolı içinde ḳorḳmazlar melamet ḳılıġlı” Tanrı yolunda cihat ederler, kınayanı…

1 biçim · 1 eser KuT
celle 1

Arapça övgü kalıbında “yüce olsun”: “TEŊRİ AZZE VE CELLE ÖGDİSİN AYUR” aziz ve celil Tanrı’nın övgüsünü söyler (KB başlığı).

1 biçim · 1 eser KB
cem‘ isim 3

Topluluk, bir araya gelmiş kalabalık, ordu: “fürḳan küninde iki cemʿ ḳarışmışı künde” furkan gününde, iki topluluğun karşılaştığı günde.

2 biçim · 2 eser KuT KB
cema‘at isim 6

Namaz için toplanan topluluk, cemaat: “cema‘at bile ḳıl fariza namaz” farz namazı cemaatle kıl; “anıŋ ornı mescid cema‘at ḳılın” onun yerini mescit ve cemaat (yeri) yap…

3 biçim · 1 eser KB
cevab isim 184

Cevap, karşılık söz: “söz uḳġan kerek bolsa hazır cevab” söz anlayan, hazırcevap olmalı; “cevab birse sözke yanut ḳılsa söz” söze cevap verse, karşılık söylese; “cevab …

7 biçim · 3 eser KB KuT AH
ceza isim 9

Karşılık, mükâfat ya da ceza; “ceza bėr-” karşılığını vermek, ödüllendirmek: “taŋrı az ʿamelḳa üküş ceza bėrgen” Tanrı az amele çok karşılık verendir; “ceza bėrür üçün …

2 biçim · 1 eser KuT
cezri isim 2

(KB, hesap bilimi) “‘aded cezri” sayının kökü, kök alma: “‘aded cezri ḳılsa misahat basa” sayının kökünü alsa, ardından alan ölçümü yapsa; “ḳalı bildiŋ erse ‘aded cezri…

1 biçim · 1 eser KB
cėdėl isim 1

Tartışma, çekişme, laf dalaşı: “asıġsız mizah hėm cėdėldin saḳın” yararsız şakadan ve tartışmadan sakın.

1 biçim · 1 eser AH
cėmad isim 1

Cansız varlık (taş, toprak gibi): “tanuḳluḳ birür cėmad canvar uçġan yügürgen neŋe” cansız, canlı, uçan, koşan her şey tanıklık eder.

1 biçim · 1 eser AH
cėmal isim 3

Güzellik, yüz güzelliği: “ay dünya cemali uluġluḳḳa körk” ey dünyanın güzelliği, büyüklüğe süs olan; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı, güzelli…

3 biçim · 3 eser KuT KB AH
cėvr isim 2

Zulüm, haksızlık, eziyet (çoğu kez “cefa” ile ikileme): “cefa cevri bari maŋa tegmesüni” bütün cefa ve zulmü bana dokunmasın; “ajun toldı ‘udvan cėfa cėvr bile” dünya d…

2 biçim · 2 eser KB AH
cėza‘ isim 1

Sızlanma, feryat, sabırsızlık: “cėza‘ ḳılma ya rėnc iḍisi” ey dert sahibi, sızlanma.

1 biçim · 1 eser AH
cihan isim 6

Dünya, âlem: “ajunda tetig er yidi bu cihan” dünyada anlayışlı kişi bu âlemi (tanıdı); “uḳuş közi birle yaruttı cihan” akıl gözüyle dünyayı aydınlattı; “iki cihan” düny…

1 biçim · 1 eser KB
cud isim 1

Cömertlik, el açıklığı: “anıŋ birr u cudı bėdi‘ ihsanı” onun iyiliği, cömertliği ve eşsiz ihsanı.

1 biçim · 1 eser AH
cuhud isim 9

Yahudi; “cuhud bol-” Yahudi olmak, Yahudiliği seçmek: “anlardın kim cuhud boldılar aḍnaturlar sözlerni orunlarındın” Yahudi olanlardan kimileri sözleri yerlerinden deği…

3 biçim · 1 eser KuT
cüft isim 33

Eş, karı ya da koca: “eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa” kadın kocasının kırgınlığından korkarsa; “ḳıldı sizlerke cüftleriŋizdin oġlanlar” size eşlerinizden o…

19 biçim · 1 eser KuT
cüftlendür- fiil 2

Evlendirmek, eş olarak vermek: “Zeyd andın hacetini … cüftlendürdümiz saŋa anı” Zeyd ondan ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik; “mundaġuḳ cüftlendürġay-miz ḳara k…

2 biçim · 1 eser KuT
cülab isim 3

Şerbet, tatlı içecek (KB’de hekimlik ve sofra bağlamında): “ḳayusı soġıḳ itti ḳattı cülab” kimi soğuk (bir karışım) hazırladı, şerbet kattı; “ḳuruġ öl yimiş ya cülengbi…

1 biçim · 1 eser KB
cülengbin isim 2

Gülden yapılan şekerli macun, gül şekeri (şerbet ve meyve ile birlikte anılır): “ḳuruġ öl yimiş ya cülengbin cülab” kuru, yaş meyve ya da gül şekeri, şerbet.

1 biçim · 1 eser KB
cümle isim 1

Hep, bütün, tamamı: “‘ata' ḳıldı şahımḳa bu cümleni” bunların hepsini şahıma bağışladı.

1 biçim · 1 eser AH
cünüb sıfat 2

Cünüp, gusül abdesti gerektiren durumda olan: “eger bolsa sizler cünüb arınıŋlar” cünüpseniz arının; “yoḳ cünübḳa meger yol keçigliler yunġınçaḳa tegi” cünüp olana da, …

2 biçim · 1 eser KuT