İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Sözlük

Derlem sözlüğü

12.750 madde başı, 2.698.344 sözcükten çıkarıldı. Her madde çekimli biçimlerini, yazım değişkelerini, eserlere göre dağılımını ve bağlamlarını gösterir.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

189 madde · “ç” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

çabış isim 2

(Eski Türk yazıtlarında) kağanın danışmanı, komutan; “bilgesi” ile birlikte anılan bir görev adı: “ḳüli çor ançaḳ bilgesi çabışi erti” Küli Çor onun bilgesi ve komutanı…

1 biçim · 2 eser KÇ T
çaça özel ad 2

(Orhon yazıtlarında) “çaça seŋün” Çaça Sengün, Türklerin savaştığı Çinli bir komutan: “yėti otuz yaşına çaça seŋünke süŋüşdümiz” (Köl Tigin) yirmi yedi yaşındayken Çaça…

1 biçim · 2 eser KT BK
çadır isim 4

Çadır: “yaġutġan olar üze öz çadırları içre” (örtülerini) çadırları içinde üzerlerine yaklaştırsınlar.

2 biçim · 2 eser Mait KuT
çadik isim 2

(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe jātaka) Buda’nın önceki doğumlarını anlatan öyküler, Budist öğretinin on iki bölümünden biri: “本生 çadaka çadikıġ” (Çince “önceki doğ…

2 biçim · 1 eser Abh
çadişkodi isim 4

(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe catuṣkoṭi) dört köşeli önerme, bir konuyu dört olasılıkla ele alan akıl yürütme; hep “tört padak” ile açıklanır: “öçmekig çadişkodi …

1 biçim · 1 eser Abh
çaḍan isim 5

Akrep: “çaḍan teg tikerler çıbun teg sorarlar” akrep gibi sokarlar, sinek gibi emerler; “sende ḳopar çaḍanlar / ḳuḍġu siŋek yılanlar” sende akrepler, … sinekler, yılanl…

3 biçim · 2 eser KB DLT

Anlamı kesinleşmeyen söz (KB’de şarap için): “bor ol bu biligke uḳuşḳa yaġı / bor atı hakikat tütüş ol çaġı” şarap bilgiye ve akla düşmandır, şarabın gerçek adı kavga v…

1 biçim · 1 eser KB
çaġır- fiil 1

Bağırmak, çağırmak: “sav sözletim erser çaġurdum evrik sarsaġ sav sözledim erser” söz söylettiysem, bağırdıysam, ters, kaba söz söylediysem.

1 biçim · 1 eser U
çaġrı isim 3

Avda kullanılan yırtıcı kuş, doğan: “çaġrı alup arḳun münüp arḳar yeter” doğanı alıp melez ata binip dağ koyununa yetişir; “çaġrı birip ḳuşlatu / tayġan ıdıp tışlatu” d…

1 biçim · 2 eser DLT KB
çahnu özel ad 1

(Maitrisimit’te) Jahnu, Ganj’ın suyunu içtiği anlatılan bilge: “kaltı çahnu arzı ġaŋ ögüz suvın siŋürürçe alku şastar bilge bilig” tıpkı Jahnu bilgenin Ganj ırmağının s…

1 biçim · 1 eser Mait
çaḫşapat isim 65

(Budist metinlerde, Sanskritçe śikṣāpada/śīla) ahlak kuralı, dinî buyruk; yemin edilerek üstlenilen perhiz; “çaḫşapat tut-” tutmak, “küzet-” korumak, “sı-” bozmak: “upa…

30 biçim · 6 eser ShoR Abh Mait Huast
çaḫşapatlıg sıfat 7

Ahlak kurallarına bağlı, kurallı; kurallardan oluşan: “arıġ çḫşaputlġ tınlġlar” arı kurallara bağlı canlılar; “çhşaputlug et-özler” kuralları tutan bedenler; “çḫşapt-lı…

5 biçim · 3 eser Mait Sek Abh
çaia özel ad 1

(U II, Sanskritçe chāyā) insanı çarpan kötü ruhlardan birinin adı; hastalık getiren ruhlar sayılırken “tutmaġ” ile: “çai-a tutmaġ-tın .. osdaraki tutmaġ-tın” Çhaya çarp…

1 biçim · 1 eser U
çaidan isim 1

(Maniheist tövbe duasında) anlamı kesinleşmeyen bir dinî yer ya da tören adı: “bir aiḳı çaḫşapataġ edgüti tükedi tutu umadımız erser . çaidanta …” bir aylık oruç yasağı…

1 biçim · 1 eser Huast
çaisi 1

Bir unvan ya da kişi adı (U II, bağış duasında hükümdar ailesinin adları arasında): “mışan ḫan çaisi waŋ beg ulatı tŋri-ler-ke” Mışan Han, Çaisi Vang Beg gibi tanrısal …

1 biçim · 1 eser U

Anlamı kesinleşmeyen söz (ShoR, kırık bağlam; Çince 薄食 ‘az yemek’ yakınında): “az ḳy-a çaişim-in …”

1 biçim · 1 eser ShoR
çakiravar özel ad 1

(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe cakravāḍa) dünyayı çember gibi kuşattığına inanılan dağ sırası: “ḳaltı tört divip-lar çakiravar taġ sim-lıġ … bolmış teg” tıpkı dört…

1 biçim · 1 eser Abh
çaḳ zarf 2

Tam, tamı tamına (sayılardan önce): “türük ḳaġan çaḳ elig yıl olurmış” Türk kağanı tam elli yıl hüküm sürmüş; “amtı çaḳ sekiz tümen yaşlıġ tınlġlar erürler” şimdi (orad…

1 biçim · 2 eser ŞU Mait
çaḳ- fiil 3

Çakmak, vurarak kıvılcım çıkarmak; sürterek ateş yakmak: “çaḳmaḳ çaḳıp iwse ḳalı uḍnur yula” çakmak çakıp acele etse kandil yanar; “ot--luġ ėr ḳuruġ ḳovayu er-niŋ çaġmı…

3 biçim · 3 eser U Mait DLT
çaḳıl- fiil 1

Parlayıp tutuşmak, alev almak: “yügürdi kewel at / çaḳıldı ḳızıl ot” soylu at koştu, kızıl ateş parladı.

1 biçim · 1 eser DLT
çaḳır sıfat 1

(Göz için) mavi-gri, çakır: “ol kün çaḳır közlügler” o gün (günahkârları) gözleri gövermiş olarak (toplarız).

1 biçim · 1 eser KuT
çaḳır- fiil 1

Bağırmak, sesini yükseltmek: “ḳıġırmaŋ çaḳırmaŋ aŋa sözledükde” onunla konuşurken bağırıp çağırmayın.

1 biçim · 1 eser KuT
çaḳmaḳ isim 1

Ateş çıkarmak için vurulan taş, çakmak: “çaḳmaḳ çaḳıp iwse ḳalı uḍnur yula” çakmak çakıp acele ederse kandil yanar.

1 biçim · 1 eser DLT
çaḳr isim 6

(Maitrisimit’te, Sanskritçe cakra) çark biçimli fırlatma silahı: “kılıçın süŋü şikti çaḳr baltu çomaḳ ėliglerinte belgülüg bolur” ellerinde kılıç, süngü, mızrak, çark, …

3 biçim · 1 eser Mait
çaḳravart isim 30

(Budist metinlerde, Sanskritçe cakravartin) dünyayı yöneten ideal hükümdar, ‘tekerlek çeviren’ cihan hükümdarı; çoğu kez “ėlig ḳan” ya da “ḫan” ile: “çaḳravart ėlig kan…

10 biçim · 2 eser Mait ShoR
çal- fiil 10

Yere çalmak, fırlatıp vurmak: “tutup çaldı yirke aġır ig kelip” ağır hastalık gelip onu tutup yere çaldı; “ıtım tutup ḳodı çaldı” … tutup aşağı çaldı; “iḍisin çalar yir…

6 biçim · 4 eser KB KuT DLT AH
çaladr özel ad 3

(Maitrisimit’te) bir göl ya da pınar adı: “çaladr yulta erdeçi çalaprbasi atlıġ lular kanı” Çaladr gölünde yaşayan Çalaprabhāsa adlı ejderhalar kralı; “tört erdnin itil…

2 biçim · 1 eser Mait
çalaprbasi özel ad 4

(Maitrisimit’te) Çalaprabhāsa, bir nāga (ejderha) kralının adı: “çalaprbasi lu kanı teŋri teŋrisi burkanag … aşın içgün” Çalaprabhāsa ejderha kralı, tanrılar tanrısı Bu…

1 biçim · 1 eser Mait
çalpaḳ sıfat 1

Çirkin, utanç verici, hayâsızca (iş): “yıġar çalpaḳ işdin yawuz işdin” (Tanrı) çirkin işten ve kötü işten men eder.

1 biçim · 1 eser KuT

Anlamı kesinleşmeyen söz; kırık bağlamda pislik adlarıyla birlikte: “qıġ yam arıġsız çalpaŋ birle … télür” gübre, pislik, kirli çalpaŋ ile … (Çince 糞除 ‘pisliği temizlem…

1 biçim · 1 eser ShoR
çambu isim 9

(Maitrisimit’te) Jambu ağacı (Sanskritçe jambū), Çambudvipa kıtasına adını veren kutsal ağaç; hep “çambu sögüt”: “vişvaḳrmi teŋri … çambu sögütüg iter yaratır” Viśvakar…

1 biçim · 1 eser Mait
çambudvip özel ad 30

(Budist kozmolojide, Sanskritçe Jambudvīpa) insanların yaşadığı güney kıtası, bizim dünyamız; çoğu kez “uluş” ya da “yėr suv” ile: “bu çambudvip uluş üç türlüg uluġ çoġ…

10 biçim · 5 eser Mait U ShoR Sek
çambunat isim 1

(Sanskritçe jāmbūnada) en saf, en parlak altın; “çambunat altun”: “yana yme inçe ḫltı çambunat altun … ertiŋü kkirsiz tapçasız ertiŋü arıġ süzük” yine tıpkı jambunada a…

1 biçim · 1 eser U
çamika özel ad 1

(U II) insanı çarpan kötü ruhlardan birinin adı: “çamika tutmaġ-tın .. sakuni tutmaġ-tın” Çamika çarpmasından, Śakuni çarpmasından.

1 biçim · 1 eser U
çanaḳ isim 2

Kap, çanak, kâse: “bışrılur yaḳrı ḳıyaḳ / toşġurur yoġrı çanaḳ” … pişer, yoğurt çanağı doldurulur; “tört patar çanaḳların kızartmış kızıl ba(kır)” dört dilenci kâsesini…

2 biçim · 2 eser Mait DLT
çankirmit isim 1

(Maitrisimit’te, Sanskritçe caṅkrama) gezinme, düşünceye dalarak ileri geri yürüme; “çankirmit ḳıl-”: “şariputri arhant birle yazı yėrde çankirmit kılu yorıyurlar erti”…

1 biçim · 1 eser Mait
çantal isim 7

(Hint toplumunda, Sanskritçe caṇḍāla) en aşağı sınıftan kişi; Budist metinlerde cellat, kişi öldüren: “virutaḳ ėlig beg çantallarḳa yarlıġ yarlıḳadı” Virūḍhaka kral cel…

4 biçim · 3 eser Mait U ShoR
çantowiçiti isim 1

(Maitrisimit’te, Sanskritçe chandoviciti) şiir ölçüsü bilgisi, aruz; Brahman bilimleri arasında sayılır: “yultuz körüm bilmek ırḳ saçmaḳ wyakirt çantowiçiti ulatı şasat…

1 biçim · 1 eser Mait
çaŋ özel ad 1

(Köl Tigin yazıtında) “çaŋ seŋün” Çang Sengün, yazıtın süsleme ve yazı taşını yapmak için Çin kağanının gönderdiği ustalardan biri: “bediz yaratıġma bitig taş itgüçi ta…

1 biçim · 1 eser KT
çaŋşi isim 1

Bir yönetim unvanı (Çince kökenli); bağışlama dualarında kişi adıyla birlikte: “atam bai epe çaŋşi-ḳa anam köset-ke” babam Bay Epe Çangşi’ye, anam Köset’e.

1 biçim · 1 eser U
çap- fiil 1

Koşmak, dörtnala gitmek (hayvanlar için): “ḳayusı ḳopar kör ḳayusı ḳonar / ḳayusı çapar kör ḳayu suw içer” kimi kalkar, kimi konar, kimi koşar, kimi su içer.

1 biçim · 1 eser KB
çapali özel ad 1

(Budist metinde) Çāpāla, Buda’nın ölümlülüğünü bıraktığı yer: “şakimun burḫan çapali atlġ yėmişlikte ölümlüg şmnuġ utup” Şakyamuni Buda Çapala adlı meyve bahçesinde ölü…

1 biçim · 1 eser Mait
çare isim 4

Çare, yol, kurtuluş yolu; çoğu kez “hile” ile: “ḳamuġ neŋke hile itig çare bar / meger bu ölümke ölüm ḫilesiz” her şeyin bir hilesi, düzeni, çaresi vardır, yalnız ölümü…

1 biçim · 1 eser KB
çaresiz sıfat 1

Çaresi olmayan, kaçınılmaz: “negü bile bar kim atar çaresiz” … ile çaresiz olan nedir.

1 biçim · 1 eser KB
çaribi özel ad 1

(U II) insanı çarpan kötü ruhlardan birinin adı: “nisi tiu-a çaribi -tın çai-a tutmaġ-tın” … Çaribi’den, Çhaya çarpmasından.

1 biçim · 1 eser U

Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit, cehennem tasviri): “üküş yıl ay çarihuş--taḳı üzüm osuglug teperler yançarlar” yıllar ayılar boyunca, çarihuştaki üzüm gibi (onla…

1 biçim · 1 eser Mait
çarit isim 2

(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe carita) davranış, huy, tabiat; canlıların eğilimi: “alḳu tınlġ-lar-nıŋ erklig-ler-i-niŋ çarid-lar-ı-nıŋ” bütün canlıların duyularını…

2 biçim · 1 eser Abh

Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit): “iki tiz-in sökütėp köküş öŋlüg çar-toḳırın yaratıġlıġ başın bodiswt adaḳıŋa sunup” iki dizini yere koyup gök renkli … ile süslü…

1 biçim · 1 eser Mait
çasut isim 3

İftira, koğuculuk; çoğu kez “yoŋaġ” ile ikileme: “tilin azuk yalġan sav sözledim erser .. çasut yoŋaġ ḳıltım erser” diliyle kötü, yalan söz söylediysem, iftira ve koğuc…

2 biçim · 3 eser U TT Sek
çaş isim 1

Anlamı kesinleşmeyen bir değerli taş adı; “erdini” ve “ḳaş” ile: “toyın iliglerinte ḫua çeçek … erdini çaş ḳaş tuta” rahipler ellerinde çiçekler, mücevher, … yeşim tuta…

1 biçim · 1 eser Mait

Anlamı kesinleşmeyen söz (ShoR, kırık bağlam): “反拱 y(a)nıġ-ın çaşġarıp” (Çince ‘tersine çevirmek’ karşılığında) … ile …ıp.

1 biçim · 1 eser ShoR
çat- fiil 2

(Kaş için) çatmak: “ajun külçirer baz alın ḳaş çatar” dünya güler, sonra alnını kaşını çatar.

1 biçim · 2 eser DLT AH
çatisimari isim 1

(Sanskritçe jātismara) önceki doğumlarını hatırlayan (kişi): “ajun ajun sayu toḳum-ın öteçi çatisimari bolḳai” her doğumda doğuşunu hatırlayan, önceki yaşamlarını anan …

1 biçim · 1 eser U
çaturamaḫaraç özel ad 1

(Budist kozmolojide, Sanskritçe Cāturmahārājika) dört büyük kral tanrılarının göğü: “çaturamaḫaraç tŋri yėrintin öŋ alḳınçusı tŋri yėrintegi” dört büyük kral göğünden e…

1 biçim · 1 eser Mait
çaw isim 23

Ün, şöhret, nam; çoğu kez “kü çaw” ikilemesiyle: “atı eḍgü bolsa kü çaw bolġu teg” adı iyi olursa ünü, şöhreti olur; “kü çaw at tilese tuz etmek yitür” ün ve ad dilerse…

7 biçim · 3 eser KB DLT KuT
çawıḳ- fiil 19

Ün salmak, tanınmak, adı yayılmak: “ajunda çawıḳmış ḳutı belgülüg” dünyada ünlü, kutu belli; “ḳayuda çawıḳsa köni beg atı / aŋar barġu” doğru beyin adı nerede duyulursa…

7 biçim · 2 eser KB U
çawlan- fiil 3

Ünlenmek, adı yayılmak: “kelir ḳut kişike atı çawlanur” kişiye kut gelir, adı ün kazanır; “aḳı bolsa begler atı çawlanur” beyler cömert olursa adları ünlenir; “bilig bi…

1 biçim · 1 eser KB
çawlı isim 1

(KB’de) bir unvan; kuş adından türemiş beylik sanlarından: “ḳayusı tigin beg ḳayu çawlı beg” kimi Tigin Beg, kimi Çavlı Beg.

1 biçim · 1 eser KB
çawluġ sıfat 4

Ünlü, adı sanı bilinen; çoğu kez “külüg” ile: “yaḍılsa atı bolsa çawluġ külüg” adı yayılsa, ünlü ve şanlı olsa; “kiçig ya uluġ tut ne çawluġ külüg” küçük ya da büyük, n…

2 biçim · 1 eser KB
çeç isim 1

Anlamı kesinleşmeyen bir değerli taş adı; mücevher adları arasında: “erdini yinçü çeç qaş üner blgürer” mücevher, inci, … yeşim çıkar, belirir.

1 biçim · 1 eser ShoR
çeçek isim 66

Çiçek: “tü tü çeçek çergeşür” türlü türlü çiçek sıralanır; “teŋridem hua çeçekler yüzken yaġmur osuglug yaġıdtılar” tanrısal çiçekleri yağmur gibi yağdırdılar; “kim çıḳ…

13 biçim · 8 eser Mait KB ShoR DLT
çeçeklig sıfat 11

Çiçekli, çiçek açmış; çoğu kez “ḫualıġ çeçeklig”: “ḫu-a-lıġ çeçek-lig tüş-lüg yėmiş-lig sögüd” çiçekli, meyveli ağaç; “linhua çeçeklig otruġların” lotus çiçekli adacıkl…

2 biçim · 5 eser Mait Abh U KB
çeçeklik isim 4

Çiçek bahçesi, çiçeklik: “çiçeklikte sandvaç öter miŋ ünün” çiçek bahçesinde bülbül bin sesle öter; “çiçeklikte sandvaç ünün sumlıdı” çiçeklikte bülbül sesiyle şakıdı; …

3 biçim · 2 eser KB Mait
çehar-daŋ isim 1

(Kur’an çevirisinde, Farsça) dört altıda bir, yani üçte iki (miras payı): “eger bolsalar ikegü ol ikike iki iki çehar-daŋ andın kim ḳoḍtı” eğer (kız kardeşler) iki kişi…

1 biçim · 1 eser KuT
çek- fiil 4

Çekmek, germek: “sewinçin turup çekti ḳaşın yaza” sevinçle kalkıp kaşını açarak (gerdi); “yaḳı çekti yek teg” (düşman) yakasını şeytan gibi çekti.

2 biçim · 1 eser KB
çekürge isim 2

Çekirge: “ıḍtımız olar üze aḳar suwnı çekürgeni yaḍaġ çekürge hem baḳalar hem ḳannı” onların üzerine tufanı, çekirgeyi, yaya çekirgeyi (haşereyi), kurbağaları ve kanı g…

2 biçim · 1 eser KuT

Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (KB): “kiçiglik keçürdüm yigitlik yitürdüm / künüm çeliledim özümni çökittim” çocukluğu geçirdim, gençliği yitirdim, günlerimi …, kendi…

1 biçim · 1 eser KB
çeraġ isim 2

Kandil, lamba, ışık kaynağı (Kur’an çevirisinde peygamber ve kitap için): “ündegüçi taŋrıḳa anıŋ yarlıġı birle hem çeraġ yaruḳ yıldraġan” Tanrı’ya, onun izniyle çağıran…

1 biçim · 1 eser KuT
çergeş- fiil 4

Sıralanmak, dizilmek, saf tutmak: “emdi çerig çergeşür” şimdi askerler saf bağlar; “tü tü çeçek çergeşür” türlü türlü çiçek sıra sıra açar; “yulduzları çergeşip tün kün…

2 biçim · 1 eser DLT

Anlamı kesinleşmeyen söz; KB’de hitap olarak, “çergüle-” ile birlikte: “aya çergüçi kel mini çergüle / yıl ay tutġunı boldum emgek bile” ey …, gel beni …; yıllar aylar …

1 biçim · 1 eser KB
çergüle- fiil 1

Anlamı kesinleşmeyen fiil; KB’de “çergüçi” ile birlikte: “aya çergüçi kel mini çergüle” ey …, gel beni … (sarmak, kuşatmak ?).

1 biçim · 1 eser KB
çerig isim 32

Savaş düzeni, saf; ordu; “çerig ėt-” saf bağlamak, orduyu düzene sokmak: “süŋüş bolsar çerig iter erti” savaş olursa orduyu düzene sokardı; “şıp başıŋa tegi çerig ėtdim…

8 biçim · 8 eser KB DLT ShoR ŞU
çertil- fiil 3

İtilip kakılmak, hor görülüp bir yana atılmak (DLT’de ahlakın bozulduğu çağı anlatan dörtlüklerde): “yunçıġ yawuz towradı / erdem arıġ sewredi / erdem begi çertilür” gü…

1 biçim · 1 eser DLT
çeş 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (DLT, yaratılış dörtlüğü): “yarattı yaşıl çeş / sawurdı ürüŋ ḳaş” yeşil …i yarattı, beyaz yeşimi saçtı (gök ya da bir değerli taş olmalı).

1 biçim · 1 eser DLT
çeviş isim 8

Hüner, çare, ustaca yol; hep “al” ile ikileme (“al çeviş”, “alın çevişin”): “ḳuanşi im pusar neçükin ne alın çevişin bu çambudvip yėr suvda yorıyur” Avalokiteśvara hang…

3 biçim · 3 eser KİP U Sek
çewişlig sıfat 1

Hilekâr, düzenbaz; “al-lıġ çewiş-lig”: “al-lıġ çewiş-lig kişi-ler altayu turur” hileli, düzenbaz kişiler aldatır.

1 biçim · 1 eser TT
çewril- fiil 1

Dönmek, çevrilmek: “bu ay burcı sertan bu ew ewrilür / ewi ewrilür hem özi çewrilür” ayın burcu Yengeç’tir, bu ev döner; evi döner, kendisi de çevrilir.

1 biçim · 1 eser KB

Anlamı kesinleşmeyen söz (Irk Bitig fal cümlesinde): “çėkik ėtiŋ kutlug bolzun tėr” … düzenin kutlu olsun der.

1 biçim · 1 eser IB
çêtavan özel ad 2

(Sanskritçe Jetavana) Buda’nın uzun süre kaldığı koru ve manastır: “於祗比桓林 bo çêtavan saŋram-ta” bu Jetavana manastırında; “şaravast kent uluş .. çitavan saŋramta” Śrāva…

2 biçim · 2 eser Mait ShoR
çıbıḳ isim 3

İnce dal, sürgün: “budıḳ çıbıḳ yap yawışġu ḫua çeçeklerin tegriklemiş çambu sögüt” dalı, filizi, yaprağı, çiçekleriyle çevrili jambu ağacı; “wayduri erdinilig yawışġula…

3 biçim · 1 eser Mait
çıbun isim 3

Sinek: “çaḍan teg tikerler çıbun teg sorarlar” akrep gibi sokarlar, sinek gibi emerler; “çıbun boldı duşman yaŋanḳa beḍük” sinek büyük file düşman oldu; “yorıtumadı bir…

2 biçim · 1 eser KB

Anlamı kesinleşmeyen söz (KB, kafiyede “kiçe” ile): “ḳanı ‘ilm-ü kur‘an üni az çıça” hani ilim ve Kur’an sesi …; bağlam “çıḳa” okumasına uygun düşüyor.

1 biçim · 1 eser KB
çıġ isim 7

Bir uzunluk ölçüsü, Çin ayağı (Çince 尺 karşılığı); “tsun” (parmak) ile birlikte anılır: “十六 çıġ 五 tsun … édiz” on altı ayak beş parmak yüksekliğinde; “miŋer çıġ bodluġ”…

3 biçim · 4 eser ShoR U Mait KB
çıġ- fiil 3

(Yükü) bağlamak, toplayıp düğümlemek (?): “eren essin eşüttüm / yükin barça özi çıġdı” erlerin haberini duydum, yükünü kendisi bağladı.

2 biçim · 1 eser DLT
çıġań sıfat 9

(Eski Türk yazıtlarında) yoksul: “ḳaġan olurup yoḳ çıġań bodunuġ ḳop ḳubratdım” kağan olup yok yoksul halkı hep bir araya getirdim; “çıġań bodunuġ bay ḳıltım az bodunuġ…

3 biçim · 3 eser KT BK IB
çıġar- fiil 1

Bağırmak, çığlık atmak (?): “emeri tınlıġlar çıġarı eŋirer” kimi canlılar bağırarak inler.

1 biçim · 1 eser KP
çıġay sıfat 82

Yoksul, fakir; yoksul kişi: “bilig baylıḳ ol bir çıġay bolġusuz” bilgi, yoksullaşmayan bir zenginliktir; “ḳamuġ eḍgü isiz çıġay baylıḳım” iyi kötü, yoksulluğum zenginli…

10 biçim · 9 eser KB KuT U Mait
çıġaylıḳ isim 12

Yoksulluk: “ol erke çıġaylıḳ yolını açar” o kişiye yoksulluk yolunu açar; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “çıġaylıḳ yarınlıḳ azuḳ yo…

3 biçim · 3 eser KB AH KuT
çıġıltır özel ad 1

(Şine Usu yazıtında) “çıġıltır köl” bir göl adı, savaş yeri: “sekizinç ay ėki yaŋıḳa çıġıltır költe ḳasuy kezü süŋüşdim” sekizinci ayın ikisinde Çığıltır gölünde … sava…

1 biçim · 1 eser ŞU

Anlamı kesinleşmeyen söz (DLT): “utru turup yaġdı aŋar kiş oḳı çıġılwar” karşı durup ona sadak okları … yağdı (okların vızıldaması ya da sökün etmesi söz konusu olmalı).

1 biçim · 1 eser DLT

Yoksul düşmüş, muhtaç kalmış (?): “erdiniler-in çıġrunmış tınlġlar üçün çintamani erdini tutar élig” mücevhere muhtaç canlılar için dilek taşını tutan el.

1 biçim · 1 eser ShoR
çıḳ özel ad 8

(Eski Türk yazıtlarında) Çik, Yenisey bölgesinde bir boy: “çıḳ bodun ḳırḳız birle yaġı boltı” Çik halkı Kırgızlarla birlikte düşman oldu; “kem keçe çıḳ tapa süledim” Ke…

3 biçim · 3 eser ŞU BK KB
çıḳ- fiil 138

Çıkmak, dışarı çıkmak; bir yerden ayrılmak: “kirü hem çıḳa bilse oldruġ turuġ” oturup kalkmayı, girip çıkmayı bilse; “iligke kirli hem çıḳa türçidi” hükümdarın yanına g…

38 biçim · 4 eser KB KuT DLT AH
çıḳan isim 3

(Eski Türk yazıtlarında) yeğen, kız kardeş oğlu; unvanlarda da geçer: “tabġaç ḳaġan çıḳanı çaŋ seŋün kelti” Çin kağanının yeğeni Çang Sengün geldi; “apa tarḳan çıḳan tu…

2 biçim · 2 eser KÇ KT
çıḳar- fiil 71

Çıkarmak, dışarı çıkarmak; bir yerden sürmek: “iḍimiz çıḳarġıl bizni bu uluşdın” Rabbimiz, bizi bu ülkeden çıkar; “tileyürler kim çıḳarsalar sizni yeriŋizdin” sizi yurd…

25 biçim · 3 eser KuT KB AH
çıḳarıl- fiil 6

Çıkarılmak, sürülmek; (ölüler) diriltilip çıkarılmak: “anlar kim çıḳarıldılar saraylarındın hem tawarlarındın” yurtlarından ve mallarından çıkarılanlar; “eger çıḳarılsa…

6 biçim · 1 eser KuT
çıḳış isim 9

Çıkış, bir işten çıkma yolu: “ḳayu işke kirse çıḳışıŋnı kör / çıḳış körmese iş bolur erke ḳor” bir işe girersen çıkışını gör; çıkışı görmezse iş kişiye zarar olur; “saḳ…

2 biçim · 1 eser KB
çıḳrıḳ isim 1

Çığlık, feryat: “utru keldi uraġut çıḳrıḳ birle urdı yüzini” kadın çığlık atarak karşıya geldi, yüzüne vurdu.

1 biçim · 1 eser KuT
çın sıfat 169

Gerçek, doğru; gerçek olan: “tüzülse tadu çın tiriglik bolur” (bu dört unsur) düzenlenirse gerçek hayat olur; “eger çın erse sizler” eğer doğru söyleyenlerdenseniz; “il…

8 biçim · 11 eser KB KuT ShoR Abh
çınġar- fiil 3

Doğrulamak, gerçekliğini onaylamak; Kur’an çevirisinde “çınġarıġlı” önceki kitabı doğrulayan: “ıḍtımız saŋa bitigni sezasınça çınġarıġlı ol kim anda öŋdin” sana kitabı …

2 biçim · 1 eser KuT