İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · ters sözlük

Ters sözlük

Türkçe bir anlam yazın; o anlamı karşılayan Eski Türkçe ve Karahanlı Türkçesi madde başlarını bulun. Dizin, sözlük tanımlarındaki karşılıklardan kurulur (4.105 Türkçe karşılık, 2.552 tanımlı madde); sözlük ilerledikçe kendiliğinden genişler.

En çok karşılığı olan kavramlar

Bu Türkçe kavramlar, derlemde birden çok sözcükle karşılanıyor: eş ve yakın anlamlılar, dönemlere ya da eserlere göre değişen sözcükler.

“d” ile başlayan 269 Türkçe karşılık

da
hem, ap
dadı
avırta, awurtası
dağ
daġ
dağ keçisi
adġıraḳ
dağ sırtı
art
dağılmak
arı-, aḍrış-
dağınık
boşaŋ
dağıtmak
aġıt-, eske-
daha aşağı
astınraḳ, aşaġaraḳ
daha başka türlü
aḍınsıġ
daha çok
artuḳraḳ
daha fazla
artuḳraḳ
daha iyi
artuḳ, eḍgürek
daha iyi bilen
bilgenrek
daha kötü
beter
daha üstün
artuḳraḳ
dahi
ap
daima
hemişe
dal
budıḳ, adrı, butaḳ
dal dal yayılmak
butıḳlan-
dalgınlık
ġaflet
dallanmak
butıḳlan-
dallı
budıḳlıġ
dalmak
bad-, bat-
damızlık erkek at
adġır, azġır
danışman
ayġuçı, ayıġma
dans
büḍig
daśottara
daşa’udar
davacı
ḫasm
davranış
fi‘l, çarit, iryapt
davut peygamber
davud
dayanak
arḳa
dayanak nesne
adḳaġ
debelenmek
aġna-
dedikodu
ġıybet
defa
ḫata
değer
aġar, baha
değerli
aġır, altun, aġılıḳ, ‘aziz, bahalıġ
değerli ipekli kumaş
çuz
değerli kılmak
aġırla-
değerli kumaş
aġı, aġış
değerli mallar arasında sayılır
adġır
değerli şey
aġırlıḳ
değerli taş
erdini, gevher
değersiz
ėsiz, ḫasis, bahasız, bolumsuz, çözük
değersiz söz
hėzl
değil
emes
değişmek
aḍna-
değişmez
adırtsız
değiştirecek
bekşürgey
değiştirilmek
aḍnal-
değiştirmek
aḍnat-
değnek
berge
dehşet
ayınç
dekken
dkşanpt
delik
delig
delikli
delig
delil
belgü, hüccet, delil
delilik
divanelıḳ
delilsiz
hüccetsiz
demek
ay-, ayt-
demin anılan
bayaḳı
deneme
imtiḫan
denilen
aytıġ
deniz
derya
denk
beraber
denklem çözme hesabı
cebr
denmek
ayıl-
derece
derece
dergâh
dergah
derhal
anılayu
derin
batıḳ, inçge
derin düşünceye dalma
dyan
derin düşünmek
bögün-
derin hürmet
ayançaŋ
derinlik ölçüsü
batım
derken
birök
derleme
amvrdşn
derlemek
evdi-
derlenmek
ban-
derman
dėrman
ders
‘ibret
dert
ig, buŋ
dertsiz
buŋsuz
dervişler
ebdal
destek
arḳa, basut
destek olmak
arḳaş-
destekçi
basutçı
destekçisiz
arḳasız
desteklemek
basudla-
deva
em, daru
devadatta
dėvatatė
devaśarman
dėvaşarmė
deve yavrusu
botu
devirtmek
aġıntur-
devlet
ėl, devlet
devlet adamı
ėlçi
devlet kurmak
ėlle-
devletini yıkmak
ėlsiret-
devletini yitirmek
elsire-
devrilmek
aḳtarıl-
deyiş
aytıġ, aytıḳ
dharma
darm
dharmadinnā
darmatinė
dharmaruci
darmaruçi
dharmaskandhapāda
darmaskandapat
dharmatrāta
darmatiratė
dış
azaḳ
dışa akan tutkular
aḳıġ
dışarı çıkarmak
çıḳar-
dışarı çıkmak
çıḳ-
dışarıdan gelen
azaḳ
dibe gitmek
çom-
dibi
aḍaḳ
diğer
adın
dik başlı
arḳuḳ
dikkat
bögüş
dikkat etmek
baḳ-
dikkate almak
alın-
dikkatle
çınġaru
dikkatle düşünmek
bögüş
dikkatsiz
azaḳ, ġafil
dil
et’öz
dile getiren
ayġuçı
dile getirmek
ayıt-
dilediğince görmeye muktedir
amduq
dilek
arzu, hacet
dilek taşı
çintamani
dilek ve arzu
arzu
dilemek
arzu
dilenci
buşıçı
dilsiz
aġın
din
din
din uğruna savaş
ġazilıḳ
dinar
dinar
dinden sapma
fısḳ
dindirmek
amırtġur-, amurt-
dine sonradan sokulan şey
bid‘at
dinen serbest
helal
dinen yasak
haram
dingin
amul
dinginleşmek
amrıḳ-
dinginleşmiş nirvana
amrıḳ-
dinî buyruk
çaḫşapat
dinî hayat
din
dinî hayatı seçmiş kişi
dıntar
dinî yaşamı üstlenen mümin
dıntar
dinî yükümlülük
fariza
dinlemek
eşit-
dinlenme
erej
dinlenmek
amrul-, inçrün-
dinmek
amrıl-
dīpaṃkara
dipankar
dīrghāgama
ço’aġam
dīrghāgama’daki bir sutra
daşa’udar
diriltilip çıkarılmak
çıḳarıl-
dişi
ana
dişi deve
iŋen
dişi geyik
adġıraḳ
dişleyip yolmak
iske-
divit
devat
diye anılmak
atan-, adan-
diye anmak
ada-
diye nitelemek
ata-
diyet
diyet
diz çökmek
çök-, çökit-
dizesinde
ayıḳ
dizilmek
çergeş-
doğan
çaġrı
doğaüstü bilgi
bügü
doğaüstü güç
erdem, bügülen-
doğaüstü güç göstermek
bügülen-
doğaüstü güçlü
bügülüg
doğru
çın, haḳ, dürüst, ezügsüz
doğru olmayan
egri
doğru yoldan sapmak
az-
doğrudan
anılayu
doğrulamak
çınġar-
doğruluk
çınlıḳ
doğruluktan sapma
egrilik
doğu yönünün budası
akşobi
doğuda anılan bir halk
bükli
doğum
ajun, azun
doğumdan doğuma dönüp durmak
evril-
doğuya doğru
ilgerü
dokunmak
bört-
dokuz ersin
ersin
dolamak
eŋir-
dolanış
eŋrig
donanım
ėtig
donanmak
itin-
dost
adaş, dost, biliş
dost edinmek
dost, adaş-
dost olmak
dostlaş-
dost sahibi
adaşlıġ
dost ve akraba
adaş
dostça davranmak
eḍgüleş-
dostluk
dostluḳ, adaşlıḳ
dostluk kurmak
dostlaş-
dostu olan
adaşlıġ
doyurmak
igiḍ-, aşat-
doyurulması gereken kimse
açıḳ
döndürmek
ewür-, evir-, avır-, aġıntur-
dönek
irsel
döneklik
irsellik
döner gök kubbesi
ewren
dönmek
evril-, çewril-
dönmez
aġınçsız, evrilinçsiz
dönüp durmak
evril-
dönüş
evriş
dönüştürmek
evir-
dördüncü halife
‘ali
dört altıda bir
çehar-daŋ
dört kıta
divip
dört köşeli önerme
çadişkodi
dört ölçüsüz
apramani
dörtnala gitmek
çap-
dua
du‘a
dua borçlusu
du‘açı
dua eden
du‘açı
dua etmek
du‘a, alḳan-
dudak
erin
dudak bükmek
füsuslan-
durmaksızın
dirėngsiz
durum
iş, ḫal
durum eki
evriş
durup kalmak
amrul-
duruş kuralları
iryapt
duymak
eşit-
duyu nesnelerine bağlı
fişailiġ
duyu yetisi
erklig
duyulmak
eşidil-
duyurmak
eşittür-
duyusal
fişailiġ
düğüm
çuġ
düğümlenmek
çigil-
dünya
ajun, dünya, ‘alem, cihan, cehan
dünya adası
divip
dünya arzusu
ėmėl
dünya bağları
amraş-
dünya geçimliği
irinç
dünya halkı
ajunlug
dünya malı
dünya, ᶜaraz
dünya metaı
inçrüt-
dünya ve ahiret
ajun
dünyalık
dünya, ajunluḳ
dünyanın karşıtı
aḫiret
dünyaya
ajunlug
dünyaya bağlanmak
amraş-
dünyayı yaratan saydığı tanrı
işvarė
dünyayı yöneten bey
ajunçı
dünyayı yöneten ideal hükümdar
çaḳravart
dürüst
bütün, açuḳ
dürüstlük
bütünlük
düşkün
çıġay
düşman
düşman, ḫasm
düşmanlık
düşmanlıḳ, ‘advėt
düşmek
ilin-, il-, aġan-
düşünce
endişe
düşünmek
endişe
düşüş
iniş
düzelmek
edik-
düzen
al, ėtig, altaġ, hile, destan
düzenbaz
çewişlig
düzene girmek
ėtil-
düzenlemek
ėt-
düzenlenmek
ėtil-
düzenli
étiglig
düzensiz
bulġanuḳ, bulġanç

Karşılıklar, derlem bağlamlarından yazılmış tanımlardan alınır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Aynı Türkçe karşılığı paylaşan sözcüklerin anlamları çoğunlukla ayrıntıda ayrılır; madde sayfasındaki tanıkları okuyun.