İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı Türkçesi · 7.–14. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · ters sözlük

Ters sözlük

Türkçe bir anlam yazın; o anlamı karşılayan Eski Türkçe ve Karahanlı Türkçesi madde başlarını bulun. Dizin, sözlük tanımlarındaki karşılıklardan kurulur (4.105 Türkçe karşılık, 2.552 tanımlı madde); sözlük ilerledikçe kendiliğinden genişler.

En çok karşılığı olan kavramlar

Bu Türkçe kavramlar, derlemde birden çok sözcükle karşılanıyor: eş ve yakın anlamlılar, dönemlere ya da eserlere göre değişen sözcükler.

“b” ile başlayan 577 Türkçe karşılık

ba l
bal
baba
ata, baba
babacığım
ataçım
babalı
atalıḳ
babalık
atalıḳ
babalık etmek
atalıḳ
babanın büyük kardeşi
eçi
babası olan
atalıḳ
babasız
atasız
bacak
but, buta
bacak bacak üstüne atmak
aḍış-
bağ
baġ, berk, borluḳ, eŋrig, çuġ, bend
bağdaş
baġdaş
bağımlı
baz
bağır
baġır
bağırmak
çaġır-, çaḳır-, çıġar-
bağırsak
baġırsaḳ, içegü
bağış
buşı, açıġ, fazl, ‘ata, baḫşiş, ihsan
bağışla
hirza
bağışlama
‘afv
bağışlamak
evir-, boşu-, avır-, baġışla-
bağışlanma dilemek
boş
bağışlanmak
boşun-
bağışlanmış
boş
bağışlayan
birgüçi
bağışlı
buşılıg
bağlamak
ba-, bal-, baġla-, berkle-, çıġ-
bağlamda yerinde durur
ajan
bağlanıp kalmak
çigil-
bağlanmak
adḳan-, amra-, ilin-, isin-, bal-, bodu-, bodul-, ban-, isiş-, amran-
bağlanmasız
iliksiz, adḳançsız
bağlayan
baġuçı
bağlı
baġlıġ, berklig
bağlı olanlar
içreki
bağlılığını bırakmak
adrıl-
bağlılık
bütünlük, havadarlıḳ
bağlılık sözü
bey‘et
bağrına basmak
baġır
bahar ve güzellik imgesi
çeçek
bahçe
arıġ, baġ, bustan
bahşiş
ançu
baht
devlet, ewren, baḫt
bahtsız
bedbaḫt
bakılıp beslenmek
eḍlen-
bakım
baḳ
bakımını üstlenmek
abadan
bakır
baḳır
bakış
baḳış
baki
baḳi
bakmak
baḳ-
bal
‘asėl, bal
balbal
balbal
balçık
balçıḳ
balgam
balġam
balık
balıḳ
balıkçı
balıḳçı
balıklıg
balıḳlıg
balta
baltu
bap
bab
bardak
bardaḳlar
barınak
in
barış içinde
baz
barış yapmak
ėlleş-
barışmak
ėlleş-, illeş-
bari
bari
barka ilişkin
barḳlıġ
basamak
baġna
basamaklı
baġnalıġ
basılmak
basıḳ-
baskı
basınç
baskın yapmak
çoġıla-
baskına uğramak
basıt-
baskıncı
basımçı
baskısız
basınçsız
basmak
bas-
basmıl
basmıl
bastıran
basġuçı
bastırıcı
basruḳ
bastırılmak
basıt-
bastırmak
bas-, indür-
baş
baş, başlaġ, baştıŋı
baş kaldırmak
boyna-
baş olan
baş, başçı
başak burcu
buġday
başarabilmek
itü-
başı olan
başlıg
başı olmayan
başsız
başıboş
boşlaġ, boşaŋ
başıboş kalır
başsırar
başını eğip saygı göstermek
eŋid-
başka
adın, adruḳ, amarı, adan
başka başka
adan
başka kişi
adnaġu
başka küçük canlılarla sayılır
çömeli
başka türlü
aḍınsıġ
başka yöne çevirmek
ewür-
başkalaşmak
aḍna-
başkalaştırmak
aḍnat-
başkan
baş
başkası
adın, adnaġu
başkasının canına kıymak
adnaġu
başlamak
başla-, aġazla-
başlangıcı olmayan geçmiş
ezel
başlangıcı olmayan zamandan beri
ilkisiz
başlangıç
baş, başlaġ
başlangıçsız
ilkisiz, başlaġsız
başlangıçtan beri
ilki
başlanmak
agazlan-
başlı
başlıg
başlık
börk
başlık giymiş
börklüg
başsız
başsız
başta olmak üzere
başla-, başlıg
baştaki
başdınḳı
baştan başa
bütrü
baştan çıkarma
fitne
bataklık
bataġlıḳ
batar
batar
batı
batar, batsık
batı cennetinin budası
amita
batıl
batıl
batılacak
badġuluḳ, çomrulġuluḳ
batım
batım
batırmak
batur-, çomur-
batış
batıḳ
batmak
bad-, bat-, çomrul-, çom-, çomuḳ-
batra
batra
bay
bai
bay balık kenti
bay
bayağı
ḫasis
bayağılık
bıwalıḳ
baygın
bihuş
bayındır
abadan
bayındır olmak
ėtil-
bayırku
bayırḳuu
bayrak
bayraḳ
bayram
badram, ‘id
bayram günü
‘id
baz kağan
baz
bazen
birer
bazı
amarı, birer, ba‘zı
beceri
al, altaġ, hünėr
becerikli
allıġ
beceriksiz
hünėrsiz
becerili
altaġlıġ
bedel
baha, bedel
beden
et’öz, et, boḍ, boy
beden olarak görünme
et’öz
beden üyesi
endam
bedenden çıkmak
çıḳ-
bedene sahip
etözlüg
bedenli
etözlüg
bedensiz
bodsuz
bedeviler
‘arab
bel
bil
bela
ada, bela
belagat
belaġat
belirgin
belgülüg, adırtlıġ
belirmek
belgülüg, belgür-
belirsiz
belgüsüz
belirsiz ad yerine
andaġ
belirti
belgü, irü
belirtisiz
belgüsüz
belirtme
belgürtme
belirtmek
belgürt-, belgüle-
belki
erinç
belli
belgülüg, açuḳ, bekiz, açuḳluġ, belgülük, ayıḳlıġ
belli bir anlama
abipiraylıġ
belli günlerde tutulan perhiz
çaḫşapat
belli yetiye sahip
erkliglig
benares kenti
barnas
benares’teki ṛṣipatana manastırı
arşivadan
benaresli
barnaslıg
benekli
ėsri, esriŋ
benimsemek
iç-
bent
bend
bent yapmaz
bögmes
benzer
ataşıḳ
benzersiz
bulunçsuz, eşsiz, anopami, bedi‘
berat
berat
bereket
berekat
bereket ve koruyucu güç
adiştit
bereketli
berekatlıġ
beri
berü
berk
berk, bek
bersil
bersil
besin
aş
beslemek
igiḍ-, egid-
beslenen
aslıġ, aşlıġ
beslenmek
aşan-
beslenmiş
igdiş
beş
bėş
beş bozulma çağı
çöbik
beşik
bėşik
beşinci
bėşinç
beşinci olmayan
bėşsiz
beşsiz
bėşsiz
beter
beter
bey
beg
bey gibi
begsig
bey olmak
beglen-
bey unvanı
emir
beyaz
aḳ
beyciğim
begiçügüm
beye benzer
begsig
beyit
beyt
beyleşmek
beglen-
beylik
beglik
beylik etme
begedmek
bez
böz
bezek
ėtig, bezek, idig
bezemek
beze-
bezenmek
itin-, bezen-
bezenmiş
ėdiglig, étiglig
bhadrakalpa’ya
bdraklpiki
bharadvāja
baradvaçi
bhavāgra
bavagir
bıçak
bı, bıçġu, biçek, biçge, bıçaḳ
bıçaklı
bıçġulug
bıkıp yüz çevirmek
ir-
bıkmak
ir-
bıkmış
bizar
bıktırmak
irdür-
bıldırcın
buldurçın
bırakmak
aġıt-
biat
bey‘et
biçilecek
bıçġu
biçmek
bıç-, biç-
bidat
bid‘at
bilakis
ançası
bildirmek
ay-, bildür-
bilek
bilek
bilekli
bileklig
bilen
bilgüçi
bilerek sönme
bil-
bilezik
bilezük
bilge
bilge, biliglig, bügü, hakim, erji, feylesuf
bilge keşiş
arji
bilgece davranmak
bügüle-
bilgelik
bilig, bilge, hikmet
bilgelikli
biliglig
bilgi
bilig, bilgi, ‘ilm
bilgi konusu
adḳanġu
bilgili
bilge, biliglig, ayuḳ
bilgili kişi
bilgi, bilgüçi
bilgili yazar
ėdib
bilgin
biliglig, bügü, bilgi, ‘alim
bilgin bir rahibe
darmatinė
bilgisiz
biligsiz, cahil
bilgisiz sönme
bil-
bilgisizliğe ait
biligsizlig
bilgisizlik
bil-, biligsiz, bilmemek, biligsizlik
bilgisizlikle dolu
biligsizlig
bilgiyle ölçüp biçmek
bügüle-
bilim
bilig
bilincin tutunduğu nesne
adḳaġ
bilincin yöneldiği nesne
adḳanġu
bilinç
bilig
bilinçsiz
biliçsiz
bilinecek
bil-
bilinir
belgülük
bilinmek
bilil-
bilinmesi gereken
bil-
bilinmez
belgüsüz
bilişmek
biliş-
bilmek
bil-
bilmezlik
bilmezlik, belgüsüzlük
bimbasini tonga
bimbasini
bin
bıŋ
bina
bina
binlik
bıŋ
binmek
bin-, atlan-
bir
bir
bir anda
erŋek, beliŋ
bir arada
işteş
bir araya gelmek
birik-, aw, irkeş-
bir araya gelmiş kalabalık
cem‘
bir araya getirmek
birgerd-
bir aşamaya yükselmek
aġtın-
bir at cinsi
arḳun, büktel
bir ay süren
aylıḳ
bir boy beyi unvanı
irkin
bir cana karşılık olmaksızın
etözsüz
bir çeşit ipekli kumaş
eşgiti
bir daha
ikileyü
bir demirci aleti
bazgan
bir deve türü
egri
bir duruma getirmek
boltur-
bir duruma girmek
bol-
bir gün
abam
bir hastalık işareti taşımayan
ayetsiz
bir işe sıkı sarılan
irig
bir işten çıkma yolu
çıḳış
bir kısım
ança
bir kişi adı parçası
borguçan
bir kişi adının parçası
dad, du, epe, çuu
bir kişinin kavmi
boḍun
bir makama
aġtın-
bir maniheist din büyüğü
işuyazd
bir nesneye bağlı
adḳaġlıġ
bir savaş yeri
ezgenti
bir soya
baġlıġ
bir sözün
abipiray
bir süre
ança
bir şeye takılmayan
iliksiz
bir şeyi yerinde tutan
basruḳ
bir şeyin alt yanı
aḍaḳ
bir şeyin başı
baş
bir şeyin varacağı yer
‘aḳibet
bir şeyle uğraşmak
işleş-
bir topluluğun gidişatı
‘adėt
bir tür ceylan
ayiniki
bir tür dokuma
batatu
bir türk boyu
çigil, çomul
bir unvan
çor, buyla, çaġrı, çawlı
bir uzunluk ölçüsü
bire, bere, çıġ
bir yabani hayvan
amga
bir yana meyletmek
emit-
bir yerde kalma
dereŋ
bir yerden ayrılmak
çıḳ-
bir yerden başlamak
başla-
bir yerden sürmek
çıḳar-
bir yere çıkmak
çıḳ-, aġtın-
bir yere varmak
bar-
bir yeri imar etmek
abadan
bir yerin bir yanı
ir
bir yönetim unvanı
çaŋşi
bira türü bir içecek
fuḳa‘
biraz
azḳına, azraḳ
birbiri
ikinti, amarı
birbiri ardınca
ėyin
birbirinden aramak
irteş-
birbirinden ayrılmak
aḍnaş-, aḍrış-
birbirinden ayrılmayan
adınsıġsız
birbirinden bağımsız
alışsız
birbirine
bir, ikintiş
birbirine arka olmak
arḳaş-
birbirine bağlamak
ilinişdür-
birbirine dolanmak
ewriş-
birbirine girmek
bulġaş-
birbirine ısınmak
isiş-
birbirine ilintilemek
ilinişdür-
birbirine karışmak
bulġalış-
birbirine olmak
boluş-
birbirini aramak
irteş-
birbirini çelmeyen
bėriş
birbirini övmek
alḳış-
birbirini pençelemek
irpeş-
birbirini sevmek
amraş-
birbirini yakalamak
iliş-
birbirini yok etmeye çalışmak
alḳaş-
birbiriyle
ikintiş
birbiriyle ilgisiz
alışsız
birbiriyle tartışmak
ayış-
birbiriyle yarışmak
ėwiş-
birden
bir, belirtlep
birer
birer
biri
biri, biregü
biri öteki
bir
biricik
birkiye
birikmek
irkil-
biriktirmek
irk-
birinci
aŋ’ilki, ilki, evvel, birinç
birincisi ikincisi
aŋ’ilki
birinden yüz çevirmek
adrıl-
birine bakma borcu
baḳ
birine bırakmak
işen-
birine düşen pay
haḳ
birine hayır dileme
du‘a
birine ısınıp bağlanmak
is-
birini birinin başına dikmek
gümarla-
birini güçsüz bırakmak
‘aciz
birini kutsayarak bir makama
abişıḳ
birinin acısına üzülmek
aġrın-
birinin adını anmak
ada-
birisi
biri, biregü
birleşmek
birik-
birleştirmek
birgerd-
birlik
birlik
birlikte
bir, birle, bile, alḳuġun
birlikte akmak
aḳış-
birlikte anılır
çıġ, ‘abid
birlikte dönmek
ewriş-
birlikte iş görmek
işleş-
birlikte olan
birleki
birlikte olmak
boluş-
bitim
alḳınçu
bitiren
alḳançıġ
bitirmek
alḳ-, bütür-
bitkin bırakmak
alŋatdur-
bitkin düşmek
arıl-, alıḳ-
bitkin düşürmek
arġur-
bitmek
büt-, alḳın-
bitmez
alḳınçsız
biz
biz
bizim dünyamız
çambudvip
bodisatva
bodistv
bodisatva prens
bodistv
bodisatvanın öğrendiği hünerler arasında
danurwit
bodur
çöküt
boğa
buḳa
boğan
boġaġuçı
boğaz
boġuz
boğaz derdi
aġruḳ
boğaz düşkünlüğü
boġuz
boğazlamak
boġuzla-
boğazlanmak
boġuzlan-
boğmak
boġ-
boğucu
boġaġuçı
boğulmak
boġul-, ġarḳ
boğulunacak yer
çomrulġuluḳ
boğulup gitmek
çomrul-
boğuşmak
alış-, iliş-
bol
çoḳ
bol bol
buŋsuz
bolçu
bolçu
bolluk
aḳın, berekat
bolluk içindeki
açsız
borç
haḳ, birim
borçlu
bırımçı, borçluġ
boru
borġu
bostan
bustan
boş
boş, batıl, ḫali, işsiz, fariġ
boş eğlence
efsus
boşa giden
azaḳ
boşamak
boşa-
boşanmak
adrıl-
boşboğaz
boşlaġ
boşuna
asıġsız
boy
boḍ, boy
boya
boḍuġ
boyalı
boduġluġ
boyamak
bodu-
boyanmak
bodu-, bodul-
boylu
bodluġ
boyna geçirilen demir halka
ġul
boyun
boyun
boyun eğdiren
basġuçı
boyun eğdirmek
bas-, içger-, eŋit-
boyun eğmek
boyun, eg-, içik-, egil-, bazlan-
boyun eğmiş
baz
boyunduruk
ġul
boyunsuz
boyunsuz
boz
boz, âr
bozan
artat-, adart-
bozguna uğratmak
buz-
bozguncu
artaḳ
bozgunculuk
fesad, artaḳlıḳ
bozgunculuk etmek
artat-
bozkır halkı
çöllüg
bozkırda yaşayan
çölgi
bozkırlı
çöllüg
bozmak
arta-, çaḫşapat, buz-, artat-, bulġa-, adart-, artad-, boz-, ardat-
bozuk
artaḳ, buzuḳ
bozukluk
irüklük
bozulma
arta-, çöbik
bozulmak
arta-, buzul-, arda-, bozul-, artaş-
bozulmaz
artamaḳsız
bozulmuş
bulġanyuḳ
böbrek
bögrelerin
böbürlenmek
aḫsumla-
bögü kağan
bügü
bölerek saymak
adır-
bölmek
böl-
bölük
ḫil, güruh, ḫayl, buçġaḳ
bölüklü
bölüklüg
bölüm
bölük, bab
bölümlü
adırtlıġ
bölün
bölün
bölünme
aḍrılmaḳlıḳ
bölünmek
bölül-
bölüşme
bıçış
börk
börk
börklü
börklüg
böyle
inçe, andaġ
böylece
inçip, ançıp
böylece gelmiş
ançulayu
brahma
brḫma
brahmā
ezrua
brahmadatta
brḫmadati
brahman
braman
brahman bilimleri arasında sayılır
çantowiçiti
brahmavatī
braḫmawati
brahmāyu
brḫmayu
brāhmī yazısı
brḫmi
bṛhaspati
brhasvati
brokar
barçın
bu
bu
bu anda
amtı
bu arada
ançaġınça
bu kadar
bunça
bu üçü
buçegü
bu yana
berü
bu zamanda
bödke
buçuk
bıçuḳ
buda
burḫan, but, bud
buda olan
burḫanlıġ
buda’nın aydınlandığı kutsal yer
bodimant
buda’nın ilk öğrencilerinden
ġavanpati
buda’nın kıskanç kuzeni
dėvatatė
buda’nın konakladığı yer
amrapalavan
buda’nın öğrencisi aniruddha
anuritide
buda’nın ölümlülüğünü bıraktığı yer
çapali
buda’nın yakın öğrencisi ānanda
anant
buda’ya ait
burḫanlıġ
buda’yı anma meditasyonu
butanusimirti
budak
budıḳ, butaḳ
buddharakṣita
budaraḳişit
budist geleneğin kötü rahibi
dėvatatė
budist kişi adları
ġotiki
budist öğreti
darm
budist öğretide adlandırma
ad
budist öğretmen
açarı, darmatiratė, gunamati, ġunaprabi
budizm dışı
azaḳ
budizmde üç mücevher
erdini
budraç
budraç
bugün
bükün
buğday
buġday
buğra
buġra
buğra han
buġra
buhara
buḳarak
bulandırmak
bulġa-
bulanık
bulġanuḳ
bulanmak
bulġan-
bulanmış
bulġanyuḳ
buldurmak
buldur-
bulmak
bul-
bulunmak
er-, bulul-, bulun-, bolun-
bulunmaz
bulduḳmaz, bulunçsuz
bulut
bulıt
bulutlu
bulıtlıg
bumın kağan
bumın
bumın kağan’ın kardeşi
iştemi
bunalmak
irik-, buŋad-, buŋal-
bunca
bunça
bundan böyle hep
amtı
bunun gibi
ançulayu
bunun üzerine
ançıp
burç
burc
burgaçlanmak
egrikşel-
burun
burun, burun
burunduk
burunduḳ
burunduklu
burunduḳluġ
buruşuk
burkıraḳ
buyla baga tarkan
baġa
buyruk
hükm, buyruḳ, ferman, emr
buyruk ileten
ayġuçı
buyruktan
çıḳ-
buyrulmak
fermanlan-
buyurmak
fermanla-, buyur-
buz
buz
buzağı
buzagu
buzağılayacak
buzagulaçı
bükmek
eg-, eŋir-
bükülmek
egil-, bükül-, egril-
büsbütün
birdemleti, arıtı, birtem
bütün
alḳu, barça, bütün, cümle
bütün yaratılmışlar
‘alemluġlar
bütünüyle
bütün
bütünüyle olan
birdemlig
büyü
arvış, cadu
büyücü
cadu
büyücülük
caduluḳ
büyücülükle suçlanan kişi için
cadu
büyük
aġır, beḍük, aġar
büyük ata
apa, eçü
büyük kardeş
eçi, aġa
büyük kız kardeş
eke
büyük saygı
ayançaŋ
büyük saygı ve hürmetle
aġar
büyükana
ece
büyüklenip ezmek
basın-
büyüklük
beḍüklük
büyülü
bügülüg, arvıslıġ
büyülü koruma sözü
darnı
büyümek
beḍü-
büyütmek
igiḍ-, beḍüt-, beltürt-

Karşılıklar, derlem bağlamlarından yazılmış tanımlardan alınır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Aynı Türkçe karşılığı paylaşan sözcüklerin anlamları çoğunlukla ayrıntıda ayrılır; madde sayfasındaki tanıkları okuyun.